Yargıtay · 9. Ceza Dairesi
Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/532 E. 2013/5056 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2013/532
- Karar No
- 2013/5056
- Karar Tarihi
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan Hüküm : 1- Sanık ... hakkında; TCK'nın 267/1, 53/1. maddeleri uyarınca mahkumiyet 2- Sanık ... hakkında; TCK'nın 206/1, 52/2-4. maddeleri uyarınca mahkumiyet Temyiz edenler : 1- Sanık ... müdafii, 2- Sanık ... Dosya incelenerek gereği düşünüldü: 1- Sanık ... hakkında hükmolunan adli para cezasının miktarı karşısında 1412 sayılı CMUK'nın 305. maddesindeki temyiz sınırı da nazara alındığında hükmün kesin olması nedeniyle sanığın temyiz isteğinin CMUK'nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE, 2- Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyize gelince; İftira suçunun özel bir halini düzenleyen TCK'nın 268. maddesinde öngörülen, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşabilmesi için, kişinin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanması gerektiği; Somut olayda ismini vermek istemeyen bir şahsın ihbarda bulunarak ... Kebap Salonu kapısı önünde duran, kafasında siyah bere bulunan 25-30 yaşlarındaki şahsın ... olduğunu, bu şahsın polis tarafından arandığından kardeşine ait sürücü belgesi ile dolaştığını, polis kontrollerinde kardeşi ...'a ait ehliyeti gösterdiğini söylemesi üzerine yakalanan ve yakalandığında polislere ... olduğunu beyan ederek aynı şahıs adına düzenlenmiş sürücü belgesini ibraz eden, sürücü belgesindeki fotoğrafın kendisine benzememesi üzerine parmak izi incelemesi sonucu gerçek kimliği ortaya çıkan, sanığın eyleminin TCK'nın 206. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 02.04.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY: Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık sanık ...'ın eyleminin TCK'nın 268. maddesinde düzenlenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunu mu, yoksa aynı Kanunun 206. maddesinde yer alan resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçunu mu oluşturduğuna ilişkindir. Suç tarihinde emniyete yapılan ihbarda bir işyerinde tarifi verilen ... isimli şahsın polis tarafından arandığının ve kardeşi olan ... adına düzenlenmiş sürücü belgesi ile dolaştığının, polis kontrollerinde kardeşine ait kimliği gösterdiğinin bildirilmesi üzerine işyerine giden emniyet görevlilerine sanık ... ... kendisini ... olarak tanıtmış ve ...'a ait sürücü belgesini ibraz etmiştir. Sanık karakola götürüldüğünde yapılan GBT sorgulamasında 13 ayrı suç kaydının olduğu, 2001/3689 Esas numaralı dosyadan Bağcılar İlçe Emniyet Müdürlüğünce hırsızlık suçundan arandığı, 2007/766 Esas sayılı dosyadan 2008/6982 sayılı yakalama emriyle Gaziantep Asayiş Şube Müdürlüğünce arandığı, 2001/2414 Esas 2004/1432 Karar sayılı dosyadan kesinleşmiş 1 yıl 6 ay hapis cezasının bulunduğu anlaşılmış, parmak izi araştırması sonucu sanık ...'ın çeşitli illerde ve farklı tarihlerde emniyet suç kayıtlarında ... ismi dışında gerçekte var olmayan ... ve ... ... kimlik bilgilerini kullandığı tespit edilmiş sanık bunun üzerine gerçek kimliğini açıklamak zorunda kalmıştır. Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunda sanık hakkında yürütülen bir soruşturmadan veya devam etmekte olan kovuşturmadan kendisini kurtarmak amacıyla, bu saikle gerçekte var olan bir başka şahsın kimlik veya kimlik bilgilerini kullanmaktadır. Kullanılan kimlik o şahsa ait gerçek bir kimlik olabileceği gibi sahtecilikle oluşturulmuş sahte bir kimlik olabilmekte ya da fail kimliğinin yanında olmadığını söyleyerek başka bir şahsın kimlik bilgileri ile kendisini tanıtmaktadır. Bu suçta failin sadece işlediği suçun hemen sonrasında, kaçarken yakalandığında kendisini soruşturmadan kurtarmak için başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanması cezalandırılmamakta, aynı zamanda hakkında dava açılan kişinin bu davadan dolayı yakalama emri ile aranmakta iken bu kovuşturmadan kurtulmak maksadıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanması da cezalandırılmaktadır. Failin gerçek ismiyle yargılanmakta iken bu kovuşturmadan kurtulmak amacıyla yakalandığında gerçekte var olan başka bir kimsenin ismini vermesi suçun oluşmasına engel teşkil etmemektedir. Çünkü bu suç iftiradan farklı olarak başka bir isimle başka bir maddede unsurları da farklı olarak düzenlenmiştir. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçunda ise resmi belgenin düzenlenmesi sırasında, belge düzenleme yetkisine sahip kamu görevlisine yalan beyanda bulunma halinde suç oluşmaktadır. Bu suçta korunan hukuki yarar resmi belgede sahtecilik suçunda olduğu gibi kamu güvenidir. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu iftira, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçlarına göre genel kural niteliğinde olup şayet sanığın eylemi bu suçlardan birine uyuyorsa o zaman o suçlardan dolayı mahkumiyet kararı verilmesi gerekmektedir. Somut olayda sanık ... aranan şahıslardan olduğu için ihbar üzerine işyerine gelen emniyet görevlilerine kardeşi ...'a ait sürücü belgesini ibraz etmiş, kendisini ... olarak tanıtmıştır. Sanığın bu eylemi, hakkında yürütülen soruşturma ve kovuşturmalardan, arama kararlarından kurtulmak, yakalanmamak amacıyla yaptığına dair tereddüt ve şüphe bulunmamaktadır. Sanık hakkında, yalan beyan üzerine başkasına ait kimlik bilgileri ile düzenlenmiş dosya içerisinde mevcut hiçbir belge de bulunmamaktadır. Sonuç itibariyle sanığın eyleminin kendisini soruşturma veya kovuşturmadan kurtarmak maksadıyla başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanmak suçunu oluşturduğu, bu suç oluştuğunda genel kural niteliğinde olan resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçundan hüküm kurulamayacağı, yerel mahkemenin suç vasfında yanılmadığı, suç vasfının doğru tayin edildiği, bu nedenle kararın onanması gerektiği düşüncesinde olduğumdan; sayın çoğunluğun suç vasfında yanılgıya düşüldüğünden hükmün bozulmasına ilişkin görüşlerine karşıyım. 02.04.2013