Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/210 E. 2026/4520 K. – Kadastro Tespitin
Konu: Kadastro Tespitine İtiraz
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/210
- Karar No
- 2026/4520
- Karar Tarihi
- Konu
- Kadastro Tespitine İtiraz
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 1987/7 E., 1988/414 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, davacı Hazine vekili tarafından hükmün tavzih edilmesinin istenilmesi üzerine İlk Derece Mahkemesinin 29.02.2024 tarihli ek kararıyla, davacı Hazine vekilinin tavzih talebinin reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 29.02.2024 tarihli ek kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. İstanbul ili ... ilçesi ... köyünde 766 sayılı Tapulama Kanunu uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sırasında, 607 parsel sayılı 95,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 1/6 şar hisse ile ... oğlu ... , ... oğlu , ..., ... oğlu ..., ... kızı ... ve ... kızı ... adına tespit edilmiştir. 2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; 607 parsel sayılı taşınmazın Rumlardan metruk olup iskanen Hazine adına tevzi edildiğini ancak tapuya işlenmediğini ileri sürerek, taşınmazın Hazine adına tespitinine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...yapılan keşif ve toplanan delillere göre birbirinden ayrılan 606-607 sayılı parseller 1926 yılında iskan sureti ile ... oğlu ...ve 1. karısı ... ve 2. karısı ... ve ... çocukları ..., ... ve ... ye iskanen verilmek sureti ile 1/6 pay oranında verilmiştir. Bunlardan ... payını tapu kaydıyla diğer davalılar murisi ... 'e 1957 yılında satmıştır. Hazine bu parsellerin iskandan dağıtıldığını kabul etmekte ancak tapuya tescil edilmediğini iddia etmekte ise de parselin iskanen dağıtılarak 1926 tarihli iskan defterine geçirildiği oradan da Haziran 933 tarihli ve 57 numarada tapuya tescil edildiği anlaşılmaktadır. Hazinenin itirazı tamamen geçersizdir. Tapu kaydının bu parsele ait olduğu kesinlikle belirlenmiştir. Kaldı ki iskan defterinden tapuya tescil edilmemiş olmasa bile iskanen temlik edildiğine göre Hazinenin bir ilgisi kalmamıştır. Davanın reddi gerekir." gerekçesiyle davanın reddine, ... köyü 607 sayılı parselin tutanağında yazılı vasıflar altında tamamı 192 pay kabul edilerek 32 payının ... oğlu ... mirasçıları arasında iştirak halinde olduğu belirtilerek 8'erden 24 payının ... çocukları ..., ..., ..., 2 payının ... oğlu ... ve 3'erden 6 payının ... çocukları ..., ... adlarına ve 32 payının ... oğlu ... . adına ve 32 payının ... kızı ... adına ve 32 payının ... kızı ... adına tapuya tesciline ve kütüğün beyanlar hanesine ... oğlu ... ve ... kızı ... ve ... çocukları ... ve ...'nin ölü olduğunun yazılmasına karar verilmiştir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 17.06.1991 tarihli ve 1991/9707 Esas, 1991/8881 Karar sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verilmiş ve hüküm, 20.12.1991 tarihinde kesinleşmiştir. Çatalca 1. Kadastro Mahkemesinin 1987/7 Esas ve 1988/414 Karar sayılı gerekçeli kararının arka sayfasına 19.01.1998 tarihinde "Düzeltme" başlığıyla hüküm fıkrasında isimleri geçtiği halde ... oğlu ... ile ... kızı ...'ya pay verilmemiş olduğundan, "32 şer payın ... oğlu ... ile ... kızı ..." adlarına tapuya tesciline sözlerinin eklenmesine karar verildi" şerhi yazılmıştır. Davacı Hazine vekili tavzih dilekçesinde; Çatalca 1. Kadastro Mahkemesinin 15.04.1988 tarihli ve 1987/7 Esas, 1988/414 Karar sayılı gerekçeli kararında belirtilen ... Mahallesinde 607 parsel (yeni 5 47... parsel) sayılı taşınmaza ilişkin; ...'in birinci karısı ... hakkında Kocaeli 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/708 Esas ve 2022/683 Karar sayılı veraset belgesinde ...'nın miras meselesi 20720 pay kabul edilerek 1920 payının ... ve ...'dan olma 01.07.1884 doğumlu ... T.C. kimlik numaralı (...'in ikinci karısı) ...'e ait olduğu ve ...'in 18.03.1971 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı kalmadığından 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 501. maddesi uyarınca mirasının Hazineye bırakılmasına karar verildiği, ...'dan ...'e isabet eden miras paylarının Hazine adına tescil edildiği, bu sebeple ...'e verilen 32 payın ikinci karısı olan ...' ye verilerek maddi hatanın düzeltilmesini ve hükmün tavzih edilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 29.02.2024 tarihli ek kararı ile "Çatalca 1. Kadastro Mahkemesinin 15.04.1988 tarihli ve 1987/7 Esas, 1988/414 Karar sayılı gerekçeli kararının Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 17.06.1991 tarihli ve 1991/9707 Esas, 1991/8881 Karar sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği, her ne kadar davacı Hazine vekili tavzih talebinde bulunmuş ise de tavzih yoluyla kesinleşmiş olan hükümler sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez olduğu" gerekçesiyle davacı Hazine vekilinin tavzih talebinin reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; Çatalca 1. Kadastro Mahkemesinin 15.04.1988 tarihli ve 1987/7 Esas, 1988/414 Karar sayılı kararının gerekçe kısmında ...'in payını ... oğlu ... ' e sattığı belirtildiği, ... oğlu ... ve birinci karısı ..., ikinci karısı ..., ... çocukları ..., ... ve ...’ye iskan suretiyle 1/6'şar pay verildiği belirtilirken hükmün tavzihi ile tekrar ...'e 32 pay verilmesi ve ikinci karısı ...'ye pay verilmemesinin hüküm ve gerekçe ile açık çelişki oluşturduğunu, bu nedenlerle tavzih talebinin reddinin usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi ek kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacı Hazine vekilinin 19.01.1998 tarihli "Düzeltme" başlıklı karara ilişkin talebinin yerinde olup olmadığına ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, Çatalca 1. Kadastro Mahkemesinin 15.04.1988 tarihli ve 1987/7 Esas, 1988/414 Karar sayılı gerekçeli kararının Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 17.06.1991 tarihli ve 1991/9707 Esas, 1991/8881 Karar sayılı ilamıyla onanarak kesinleştiği gerekçesiyle tavzih talebinin reddine karar verilmişse de Hazine vekilinin tavzih talebi Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen 15.04.1988 tarihli karara ilişkin olmayıp, 19.01.1998 tarihli "Düzeltme" başlıklı karara ilişkindir, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki; Çatalca 1. Kadastro Mahkemesinin 1987/7 Esas ve 1988/414 Karar sayılı kararı Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 17.06.1991 tarihli ve 1991/9707 Esas, 1991/8881 Karar sayılı ilamı onandığı, Hazine vekilinin karar düzeltme talebinde bulunması üzerine 20.12.1991 tarihli ve 1991/12758 Esas, 1991/16907 Karar sayılı ilamı ile karar düzeltme isteğinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Anılan kararın infazında tereddüt oluştuğu nedeniyle tapu müdürlüğünün talebi üzerine Çatalca 1. Kadastro Mahkemesinin 1987/7 Esas ve 1988/414 Karar sayılı gerekçeli kararının arka sayfasında "Düzeltme" başlığıyla 19.01.1998 tarihinde "Hüküm fıkrasında isimleri geçtiği halde ... oğlu ... ile ... kızı ...'ya pay verilmemiş olduğundan, bu nedenle 32 şer payın ... oğlu ... ile ... kızı ..." adlarına tapuya tesciline sözlerinin eklenmesine karar verildi" şerhinin yazılı olduğu, söz konusu düzeltme kararının taraflara tebliğ edildiğine dair tebligat parçalarının dosyada bulunmadığı görülmüştür. Hazine vekilinin tavzih talebi Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen 15.04.1988 tarihli karara ilişkin olmayıp, 19.01.1998 tarihli "Düzeltme" başlıklı karara ilişkindir. Söz konusu 19.01.1998 tarihli "Düzeltme" başlıklı karar taraflara tebliğ edilmemiş olduğundan, Hazine vekili tarihsiz dilekçesiyle her ne kadar tavzih talebinde bulunmuş ise de dilekçenin kapsamı, olayın gelişimi birlikte değerlendirildiğinde, dilekçenin esasen 19.01.1998 tarihli "Düzeltme" kararına karşı temyiz dilekçesi niteliğinde bulunduğu, ayrıca 19.01.1998 tarihli "Düzeltme" başlıklı tavzihin infaz olunduğu, dolayısıyla ikinci kez tavzih talebinin söz konusu olamayacağı, bu bağlamda Hazine'nin talebinin "Düzeltme" başlıklı tavzihin temyizi olarak değerlendirmek gerektiği, yine anılan tavzih kararı tebliğ edilmediğinden Hazinenin temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşılmıştır.
Çatalca 1. Kadastro Mahkemesinin 1987/7 Esas ve 1988/414 Karar sayılı gerekçeli kararında dava konusu 607 parsel sayılı taşınmazın 1926 yılında iskan sureti ile ... oğlu ...ve 1. karısı ... ve 2. karısı ... ve ... çocukları ..., ... ve ... ye iskanen verilmek sureti ile 1/6 pay oranında verildiği, ...'in ....payını tapu kaydıyla diğer davalılar murisi ... 'e 1957 yılında sattığı belirtilerek, davanın reddine, dava konusu taşınmazın tamamı 192 pay kabul edilerek, 32 payının ... mirasçıları, 32 payının ... oğlu ... adına, 32 payının ... kızı ... adına ve 32 payının ... kızı... adına tapuya tesciline karar verilmiş; ancak kabule göre 192 paydan kalan 64 payın; 32 payı ... ş'in 1. eşi ... ve 32... . eşi ... adına tesciline karar verilmesi gerekirken hükümde 128 payın tesciline karar verilmiş ve kararın bu haliyle Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 17.06.1991 tarihli ve 1991/9707 Esas, 1991/8881 Karar sayılı ilamı ile onandığı, Hazine vekilinin karar düzeltme talebinde bulunması üzerine 20.12.1991 tarihli ve 1991/12758 Esas, 1991/16907 Karar sayılı ilamı ile karar düzeltme isteğinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Anılan kararın infazında tereddüt oluştuğu nedeniyle tapu müdürlüğünün talebi üzerine Çatalca 1. Kadastro Mahkemesinin 1987/7 Esas ve 1988/414 Karar sayılı gerekçeli kararının arka sayfasında "Düzeltme" başlığıyla 19.01.1998 tarihinde "Hüküm fıkrasında isimleri geçtiği halde ... oğlu ... ile ... kızı ...'ya pay verilmemiş olduğundan, bu nedenle 32 şer payın ... oğlu ... ile ... kızı ... adlarına tapuya tesciline sözlerinin eklenmesine karar verildi" şerhinin yazıldığı; ancak temyiz incelemesinden geçerek kesinleşen Çatalca 1. Kadastro Mahkemesinin 1987/7 Esas ve 1988/414 Karar sayılı kararındaki kabule göre, yukarıda izah edildiği üzere hüküm kısmında sehven unutulan 64 payın, 32 payı ... 'in 1. eşi ... ve 32... . eşi ... adına tesciline karar verilmesi gerekirken 19.01.1998 tarihli "Düzeltme" kararı ile 32... . eş ...'ya, 32 payın ... 'e verildiği, davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde; 19.01.1998 tarihli "Düzeltme" kararı ile ...'e verilen 32 payın ikinci karısı olan ...'ye verilmesi yönündeki talebinin yerinde olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; 19.01.1998 tarihli "Düzeltme" başlıklı tavzih kararı ile ...'e verilen 32 payın ikinci karısı olan ...' ye verilmek üzere İlk Derece Mahkemesinin 29.02.2024 tarihli ek kararı kaldırılarak, 19.01.1998 tarihli "Düzeltme" başlıklı tavzih kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin 29.02.2024 tarihli ek kararının KALDIRILMASINA, 19.01.1998 tarihli "Düzeltme" başlıklı tavzih kararının BOZULMASINA, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,22.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.