Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/5607 E. 2024/4837 K. – Kadastro Tespiti

Konu: Kadastro Tespitine İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/5607
Karar No
2024/4837
Karar Tarihi
Konu
Kadastro Tespitine İtiraz

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda birleşen dosya yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı ... ve müşterekleri ile asli müdahil ... vekili ve davacı asiller ... Aşçı vd. tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında Konya ili Beyşehir ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 105 ada 33, 34, 35, 36, 40, 41, 52, 53; 106 ada 1, 2; 117 ada 1, 2, 3, 8, 9, 10, 12, 13; 126 ada 2, 3, 4 ve 5 parsel sayılı muhtelif yüzölçümdeki taşınmazlar; evveliyatı itibariyle ... Kariyesi Vakfı Camii Şeirifine ait vakıf malı oldukları, bu gibi yerlerin zilyetlikle kazanılamayacağı gerekçesiyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 16/A maddesi gereğince ... adına tespit edilmiş; bunlardan 105 ada 33, 34, 35, 36, 52; 117 ada 8, 9, 10, 12, 13 parsellere kadastro komisyonu nezdinde yapılan itirazlar komisyonca reddedilmiştir. Davacılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... ... vekili; çekişmeli taşınmazların vakıf malı olmadıklarını iddia ederek ve ırsen intikal, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve vergi kayıtlarına dayanarak dava açmışlar; davacılar vekili 18.11.2011 tarihli dilekçesi ile hangi davacı yönünden hangi parsele dava açtıklarını bildirmiştir. Yargılama sırasında bir kısım taşınmazlar tefrik edilerek Mahkemenin 2012/2 Esas numarasına kaydedilmiş ve mahkemece yapılan yargılama sonucunda tefrik edilen 105 ada 34, 41, 52 ve 117 ada 4 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddine, taşınmazların tespit gibi tapuya tescillerine, dava konusu olmadığı anlaşılan 105 ada 47 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının geri çevrilmesine dair kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 11.02.2013 tarihli ve 2012/5106 Esas, 2013/833 Karar sayılı kararı ile hükmün usuli nedenlerle bozulmasına karar verilmiştir. Bozma üzerine iş bu dava, mahkemenin 2013/17 Esas numarasına kaydedilmiş ve akabinde iş bu 2009/38 Esas numaralı dava dosyası ile birleştirilmiştir. 20.05.2014 tarihli celsede; 105 ada 40 parsel yönünden ...'in asli müdahil olarak dava ve duruşmalara kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; asıl dava dosyası (2009/38 Esas) yönünden davanın reddine; 105 ada 33, 35, 36; 117 ada 8, 9, 10, 12, 13 parsel sayılı taşınmazların kadastro komisyon tutanağı; 105 ada 40-53; 106 ada 1, 2; 117 ada 1, 2, 3; 126 ada 2. 3, 4, 5 parsel sayılı taşınmazların ise kadastro tespiti gibi tapuya tescillerine; birleşen dava dosyası (2013/17 Esas) yönünden 105 ada 47 ve 117 ada 4 parsel sayılı taşınmazlar hakkında karar verilmesine yer olmadığına; 105 ada 34, 41 ve 52 parsel sayılı taşınmazlar hakkında açılan davanın ise reddi ile 105 ada 34 ve 52 parsel sayılı taşınmazların kadastro komisyon kararı gibi; 105 ada 41, 47 ve 117 ada 4 parsel sayılı taşınmazların ise tespit gibi tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiş; hüküm davacılar ... ve müşterekleri ile asli müdahil ... vekili ve davacı asiller ... Aşçı ve diğerleri tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece ".. Konya Vakıflar Bölge Müdürlüğünden derc olunan berat kayıtlarında, ... Karyesine ait camii şerifin hitabet cihetine mutasarrıf kişilerin kusursuz hizmet etmeleri karşılığında ... Köyü Cami Vakfına ait taşınmazların kullanımının mutasarrıflara devredildiği, davacılar vekilinin dosyaya sunduğu hicri 1329 ve 1330 yıllarına ait vergi kayıtlarına göre de vakıf berat kayıtlarında ismi zikredilen mutasarrıfların davacıların atası olduklarının anlaşıldığı, bu hususun davacı ...'un mahkemeye sunduğu 13.04.2022 havale tarihli evrak ile de doğrulandığı, 1332 tarihli beratta "İbrahim oğlu Veliyyuddin" olarak ismi geçtiği; bu kişinin bila veled vefatıyla da aynı aileden olan ... ... bin ...'e taşınmazların ...-ı ... tasarruf kılındığı; ... Nezâretinin, günümüzdeki ... olduğu; mülga 2762 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 1 inci maddesi gereği, 1926 yılından önce idaresi zapt edilmiş vakıfların Vakıflar Umum Müdürlüğünce idare olunduğu; 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 3 üncü maddesinde, "mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıfların" mazbut vakıf olarak isimlendirildiği; aynı Kanun'un 6 ncı maddesinde, Mazbut vakıfların, Genel Müdürlük tarafından yönetilip ve temsil edildiği; 13 üncü maddede, mazbut vakıfların tescil görmemiş hayrat taşınmazlarının da Genel Müdürlüğün isteği üzerine tapu idaresince vakıfları adına tescil edileceği ve 23 üncü maddede vakıf malları üzerinde zilyetlik yoluyla iktisap hükümlerinin uygulanmayacağı,..." gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. 2007 yılında yapılan kadastro tespit çalışmaları sırasında, çekişme konusu taşınmazlar herhangi bir belgeye dayanmaksızın edinme sütunlarında vakıf malı oldukları gerekçesiyle ... adına tespit edilmiş; davacı ve asli müdahiller çekişmeli taşınmazların vakıf malı olmadığını, vakıf ile ilgisi bulunmadığını ileri sürerek ve ırsen intikal, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve vergi kayıtlarına dayanarak eldeki davayı açmışlardır. Davalı ... İdaresi ise 1232 tarihli berat kaydına, şahsiyet kaydına ve Beyşehir Sulh Hukuk Mahkemesinin 2003/11Esas-203/482 Karar sayılı mahkeme ilamı, bu ilamın krokilerine vs. dayanarak dava konusu taşınmaz malların Vakıf arazisi olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. Öncelikle; davalı ... İdaresinin dayandığı berat ve şahsiyet kayıtlarının vakfiyesi bulunup bulunmadığı yöntemince araştırılıp teredütsüz olarak belirlenmemiş, vakıf kayıtları üzerinde konusunda uzman bilirkişilere inceleme yaptırılmamış; mahkemece uygulaması yapılan berat ve şahsiyet kayıtlarında hudut belirtilmediği anlaşıldığından taşınmazlar başında yapılan keşiflerde bu berat ve şahsiyet kayıtları zemine uygulanamamış ve çekişmeli taşınmazlara ait olup olmadıkları anılan nedenlerle belirlenememiştir. Yine Vakfın dayandığı 2003/11 Esas-2003/ 482 Karar sayılı ve 18.05.2004 tarihinde kesinleşen ilamı ile asli müdahil Vakıflar İdaresi adına tesciline karar verilen 3 adet taşınmazın iş bu dosyada dava konusu olmayan ancak çekişmeli taşınmazların bir kısmının bitişik komşusu durumunda bulunan dava dışı 126 ada 1; 117 ada 6 ve 105 ada 48 parsel sayılı taşınmazlara ait olduğu anlaşılmakta olup bir başka ifade ile bu ilamın, iş bu dosyada dava konusu olan taşınmazlara değil, komşusu durumunda bulunan taşınmazlara ait olduğu anlaşılmakta ise de; bu ilama esas tescil krokilerinin incelenmesinde; tesciline karar verilen taşınmazların krokilerinin hudutlarında vakıf arazisi değil; şahıs tarlaları ve bahçeleri gösterildiği görülmekte olduğuna göre, dava konusu taşınmazların vakıf arazisi olup olmadığı, vakıf arazisi iseler, komşu taşınmazların tescil krokilerinde neden şahıs isimleri gösterildiği üzerinde durulması ve bu hususta dinlenen mahalli bilirkişilerden ayrıntılı ve somut olgu ve olaylara dayalı beyan alınması gerekirken bu konuda da beyan alınmamış olması isabetsizdir. Ayrıca, Mahkemece çekişmeli taşınmazlardan 117 adada bulunanlar başında, 08.06.2012 tarihinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların tasarruf durumlarına ilişkin daha ayrıntılı beyan alınmışsa da; 2021 tarihinde çekişmeli taşınmazlar başında yapılan keşifte alınan beyanlar ise taşınmazların zilyetlik ve tasarruf durumlarının belirlenmesi açısından son derece yetersiz ve uyuşmazlığı çözüme elverişsiz nitelikte olup hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, öncelikle davalı İdarenin iddia ettiği ... Camii ... Vakfına ait vakfiye kaydı, vakıf senedi gibi kuruluşuna esas belgelerin bulunup bulunmadığı araştırılarak ve gerekirse vakıf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, bu kayıtların ve vakfa ilişkin tüm evrakların Vakıflar Genel Müdürlüğünden getirtilmesi, bundan sonra taşınmazlar başında yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve teknik bilirkişi katılımı ile keşif yapılması, yapılacak keşifte yerel bilirkişilerden taşınmazların her birinin ayrı ayrı tasarruf durumları ve kimden kime ne şekilde intikal ettiği hususlarında somut olgu ve olaylara dayanan ayrıntılı ve uyuşmazlığın çözümüne elverişli beyan ve bilgi alınması; dosyaya getirtilecek olan vakfiyenin zemine yerel bilirkişiler yardımı ile uygulanarak kapsamı tam olarak belirlenmesi, teknik bilirkişinden keşfi takibe imkan verir; vakfiye kapsamını gösterir krokili rapor alınması; çekişmeli taşınmazların idarenin dayanağı vakfiye kapsamında olduğunun anlaşılması halinde bu kez vakfın türü ve niteliğinin ne olduğu konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi heyetinden ayrıntılı rapor alınması, yine davacı tarafın dayandığı vergi kayıtlarındaki malikler ile davacı taraflar arasında akdi-ırsi ilişki olup olmadığı hususunun da gerekirse nüfus kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle belirlenmesi, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; mahkemece yazılı şekilde araştırma ve inceleme yapılmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi kabule göre de; 20.05.2014 tarihli celsede 117 ada 4 ve 105 ada 47 parsel sayılı taşınmazların dava konusu olmadığının davacılar vekili tarafından beyan edilmesi üzerine; aynı celsenin 5 nolu ara kararı ile bu taşınmazlara ait tutanak asıllarının olağan usullere göre kesinleştirilmek üzere kadastro müdürlüğüne iade edilmesine karar verildiği anlaşılmakta olup dava konusu olmadığı anlaşılan bu parseller hakkında; mahkemece verilen iş bu temyize konu hükmün "B" bendinde anılan parseller hakkında önce karar verilmesine yer olmadığına karar verildikten sonra aynı bendin dördüncü paragrafında 105 ada 47; altıncı paragrafında ise 117 ada 4 parselin tespit gibi tesciline karar verilerek hüküm fıkrasının kendi içerisinde çelişki yaratılması dahi isabetsiz olup temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Asli müdahil ... vekili ve davacı asiller ... Aşçı ve arkadaşlarının temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, Taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 12.09.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/5607, K. 2024/4837, T. 12.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2022-5607-e-2024-4837-k-e30f6b42858f