Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2018/3727 E. 2019/5745 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2018/3727
Karar No
2019/5745
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Yıkım, Ecrimisil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı, maliki olduğu 1098 ada 18 parsel ... taşınmaza davalı kurumun istasyon binası ve iletişim direkleri inşa etmek suretiyle işgal ettiğini ileri sürerek elatmasının önlenmesine, yıkıma ve ecrimisile karar verilmesini istemiştir. Davalı kurum, iddia edilen tüm alanın kendileri tarafından kullanılmadığını, dava dışı kurumların da taşınmazda muhdesatlarının bulunduğunu, kötüniyetli olmadıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davalının haksız işgalci olduğu gerekçesiyle elatmasının önlenmesine, yapıların yıkılmasına, bina bedeli olan 15.533 TL'nin davalıya ödenmesine ve 23.878 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline dair verilen karar, davalı kurum vekilince temyiz edilmiştir. Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteklerine ilişkindir. 1. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli telsiz istasyonu ve kargir bina niteliğindeki 10598 ada 18 parsel ... taşınmazın davacı adına kayıtlı olduğu, taşınmazın üzerinde verici istasyonları ve yapıların bulunduğu, taşınmazın öncesinin 1208, 1209, 40 ve 5 parsel ... taşınmazlar olup taşınmazların tapu kaydında ayrı ayrı Hazine adına kayıtlı olduğu, taşınmazın 20.02.2008 tarihli 1.imar uygulaması ile 10598 ada 12 parsel ... taşınmaz olarak yine Hazine adına tescil edildiği, 05.11.2008 tarihli 2. imar uygulaması ile 10598 ada 15 parsel ... taşınmaz olarak Hazine ve davacı adına paylı mülkiyet üzere tescil edildiği ve 26.01.2011 tarihli 3. imar uygulaması ile de 10598 ada 18 parsel numaralı taşınmaz olarak davacı adına tescil edldiği anlaşılmaktadır. Somut olaya gelince; çekişme konusu taşınmazın verici istasyonları ve yapılar ile işgal edildiği belli ise de davalı savunması üzerinde durularak anılan kullanımın kim tarafından ne miktarda gerçekleştirildiği belirlenmemiştir. Hal böyle olunca; mahallinde keşif yapılarak, taşınmazın kim tarafından kullanıldığının, verici istasyonlarının ve yapıların kime ait olduğunun tespit edilmesi, davalı savunması üzerinde durularak davalı kurumun tam olarak ne büyüklükteki bir alanı işgal ettiğinin saptanması ve m² üzerinden tespit edilecek haksız kullanıma göre sonuca gidilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yetinilerek karar verilmesi doğru değildir. 2. Çekişme konusu taşınmazın öncesinde Hazineye ait olduğu ve ilk imar uygulaması sonucunda da davacının payının olmamasına rağmen 2. imar uygulaması ile paydaş, 3. imar uygulaması ile tapu maliki olduğu açıktır. Hal böyle olunca; ecrimisil belirlenen dönem için davacının tapudaki pay oranlarının değerlendirilmesi ayrıca taşınmazın öncesinin Hazineye ait olduğu gözetilerek Hazine tarafından davalı kuruma taşınmazın tahsis edilip edilmediğinin belirlenmesi, tahsis edilmiş ise davalının iyiniyetli olduğu değerlendirilerek anılan dönem için ecrimisil isteğinin reddine karar verilmesi bu şekilde bir tahsis yoksa davacının payı dikkate alınarak hesap edilecek ecrimisilin karar altına alınması gerekirken davaya konu taşınmazda davacı tüm dönemlerde malikmiş gibi belirlenen ecrimisile karar verilmesi isabetsizdir. 3. Bilindiği üzere, ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 ... İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK'nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 ... kararı) 25.05.1938 tarihli ve 29/10 ... Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı,tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK'nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir. Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir. İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir. Somut olaya gelince; hükme esas alınan bilirkişi raporunda, 06.05.2009 ile 27.05.2013 tarihleri arasında belirlenen ecrimisil için; 2013 tarihinde tespit edilen kira bedeline ÜFE artış oranlarının geriye yönelik uygulanması sonucu ecrimisil hesaplandığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; yukarıda yazılı ilkeler gözetilerek, ilk dönem dikkate alınarak belirlenen/belirlenecek ecrimisile davacının taşınmazlardaki hisse miktarı ve davalının kullandığı alan da saptanarak sonraki dönemler için ÜFE artış oranlarının yansıtılması sonucu tespit edilen ecrimisilin karar altına alınması gerekirken hatalı bilirkişi raporu ile yetinilerek sonuca gidilmesi de doğru değildir. SONUÇ: Yukarıda (1), (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı kurum vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden Kabulüyle, hükmün 6100 ... HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 ... HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 11/06/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2018/3727, K. 2019/5745, T. 11.06.2019, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2018-3727-e-2019-5745-k-4cd49c330a1d