Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2012/9298 E. 2013/2181 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/9298
Karar No
2013/2181
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil ... ile Hazine ve ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Kemaliye Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 30.05.2012 gün ve 48/44 ... hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, eklemeli kazanmayı sağlayan 20 yıldan fazla süre zilyetliğe dayanarak, kadastro çalışmaları sırasında davalı Hazine adına tespit ve tescil edilen 135 ada 25 parsel ... taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine temsilcisi, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, açıklayarak davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, Hazine aleyhine açılan davanın kabulüne ve 135 ada 25 parsel ... taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, davalı ... aleyhine açılan davanın ise pasif husumet yokluğundan reddine, karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir. Dava konusu 135 ada 25 parsel kadastro çalışmaları sırasında kargir ev ve bahçe niteliğiyle 591,34 m2 yüzölçümlü olarak 26.09.2007 tarihinde, aslen sahipli yerlerden bulunduğu, maliki bilinemediği, içindeki evin 1997 yılında yapıldığı tutanakta açıklanmak suretiyle, Hazine adına tespit edilmiş, 18.12.2007 tarihinde kesinleşen tutanağa istinaden tapu kaydı oluşmuştur. Mahkemece; davacı lehine zilyetlikle kazanma koşulları oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuki sebebine dayalı olarak TMK.nun 713/1 ve 3402 ... Kadastro Kanunu'nun 14. maddeleri gereğince açılan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Davacı, dava konusu taşınmazı ...'den 1990 yılında senetle satın ve devraldığını eklemeli olarak 20 yıldan fazla süre ile tasarrufunda bulunduğunu ileri sürerek talepte bulunmuş, mahkemece, taşınmazın öncesinin tapusuz yerlerden bulunduğu dayanılan 01.01.1990 tarihli senedin dava konusu taşınmazı kapsadığı aslen sahipli yerlerden olduğu, ancak malikinin bilinemediği, davacı yararına kazanma koşullarının oluştuğu gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir. 14.05.2012 tarihinde yapılan keşifte dinlenilen tutanak bilirkişileri 1947 doğumlu ... ile 1948 doğumlu ..., dava konusu taşınmazın öncesinde taşlık ve çalılık niteliğindeki yerlerden olduğunu, davacının keşif tarihinden yaklaşık 15 yıl önce taşlardan ve çalılardan temizlediğini, ıslah ederek bahçe haline getirdiğini, ağaç dikerek ve sebze ekmek suretiyle zilyet ettiğini, ardından birkaç yıl sonra da mevcut olan evini inşa ettiğini açıklayarak, davacının dayandığı 01.01.1990 tarihli senedin anılan yere uyduğunu bildirmişlerdir. Şu halde dava konusu taşınmazın keşif tarihinden 15 yıl önceki niteliğinin taşlık ve çalılık olduğu, 01.01.1990 tarihli satış senedi ile davacıya satılıp devredildiği, sabit ise de bu tarihte imar ve ihyasının yapılmadığı, daha sonraki tarihlerde ihya işleminin gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Niteliği belirlenen böyle bir taşınmazın kazanmayı sağlayan zilyetlik yoluyla edinilebilmesi için imar ve ihya koşullarının davacı yararına gerçekleşmiş bulunması gerekir. Bir yerin imar-ihya yoluyla kazanılması için 3402 ... Kadastro Kanunu'nun 17. maddesinde belirtilen tüm olumlu koşullarının oluşmuş olması ve olumsuz koşulların bulunmaması gerekir. Anılan maddede aynen "orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden masraf ve emek sarfı ile imar-ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14 maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına aksi taktirde Hazine adına tespit edilir." denilmektedir. Maddede açıkça belirtildiği üzere, bir yerin ihya yoluyla kazanılması için para ve emek sarfı suretiyle tarıma elverişli hale getirilmesi ve bu olgunun tamamlandığı tarihten itibaren 20 yıldan fazla süreyle Kadastro Kanunu'nun 14. maddesindeki koşullar altında tasarruf edilmiş olması gerekir. Keşifte dinlenilen tutanak bilirkişilerin beyanlarından dava konusu taşınmazın imar ve ihya edildiği, 1996-1997 yıllarından tespitin yapıldığı 18.12.2007 tarihine kadar davacı yararına kazanmayı sağlayan zilyetlik süresi dolmamıştır. Bundan ayrı Ziraatçı bilirkişinin 23.05.2012 tarihli raporunda dava konusu taşınmaz üzerinde 29 adet ağaç bulunduğu, ağaçların yaşlarının 7 ila 20 arasında olduğu, bir adet badem ağacının 30 yaşında bulunduğu bildirilmiştir. Şu halde gerek beyanlar gerekse ziraatçı bilirkişi raporundaki ağaçların yaşı dikkate alındığında davacı yararına kazanma koşullarının oluştuğunu söylemek mümkün değildir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelerle kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle 6100 ... HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK.nun 428. Maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 25.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2012/9298, K. 2013/2181, T. 25.02.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2012-9298-e-2013-2181-k-9087b4d1ac94