Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2012/8027 E. 2012/12035 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/8027
- Karar No
- 2012/12035
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil ... ile Hazine ve Gülliçimen Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Muradiye Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 28.01.2010 gün ve 157/7 ... hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: KARAR Davacı, babasından kendisine hibe suretiyle geçen eklemeli 20 yıldan fazla süre ile zilyetliğinde bulunan ve kadastro çalışmaları sırasında adına tespit ve tescil edilen 105 ada 44,45,46,48,50 ve 51 parsel ... taşınmazların yüzölçümlerinin eksik yazılmış olduğunu, eksik yazılan bölümlerin çevresindeki taşınmazların içerisine dahil edilmek suretiyle davalı ... adına tescil edildiğini açıklayarak bu bölümlerin tapu kayıtlarının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı ..., dava konusu taşınmazın 107 ada 80 parselde kayıtlı mera parseli olduğu, Hazine adına kayıtlı yerlerin de taşlık niteliğinde bulunduğunu ve zilyetlikle kazanılamayacak yerlerden olduğunu bildirerek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 105 ada 65 parselin teknik bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen 10794 m2 lik, C harfi ile gösterilen 4542 m2 lik ve D harfi ile gösterilen 3656 m2 lik yüzölçüme sahip bölümlerinin, 105 ada 56 parselin tamamının tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline, diğer taşınmazlara yönelik talebin reddine karar verilmiştir. Hüküm; davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, mahallinde yapılan keşifte, davacı tarafından dava konusu edilen taşınmazlar teknik bilirkişiye tespit ettirilmiştir. Dava konusu 105 ada 65 ve 66 parsel ... taşınmazlar; kadastro çalışmaları sırasında, senetsizden, taşlık niteliğiyle, 5.8.1999 tarihinde Hazine adına tespit ve tescil edilmiş, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup ileride ekonomik yarar sağlanması mümkün ve kimsenin mülkiyet iddiasında bulunmadığı yerlerden olduğu açıklanmış, 11.4.2000 tarihinde kesinleşen tutanağa istinaden tapu kaydı oluşmuştur. Davacı adına olan 105 ada 44,45,46,48,50 ve 51 parsel ... taşınmazlar senetsizden biçenek niteliğiyle annesinin hibesinden sözedilerek tespitleri yapılmıştır. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu 105 ada 65 ve 66 parseller devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve tarım alanına dönüştürülmesi mümkün olan yerlerden olduğu belirtilerek “taşlık” vasfı ile sırasıyla 105699 ve 201557 m2 yüzölçümlü olarak Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Dava konusu taşınmazların miktarları ve nitelikleri göz önünde tutulduğunda, bu özellikteki arazilerin kazanılabilmesi için diğer kazanma koşulları yanında imar ve ihya edilmiş olması zorunludur. Taşlık niteliği ile tespit edilen dava konusu taşınmazların, kullanım süresi ve niteliği ile üzerinde imar ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihi en iyi belirleme yöntemi de hava fotoğrafları olup, hava fotoğraflarının tespit tarihinden geriye doğru 20-30 yıl öncesine ait en az iki ayrı zamana ilişkin olması gerekir. Bu konuda sağlıklı yargıya varmak için tespit tarihine göre 20-30 yıl öncesine ait (1969-1979 yılları arası) en az iki farklı tarihe ait stereskopik hava fotoğrafının dosyada yer almış olması ve bu fotoğrafların üç boyutlu incelenmesi gerekir. Bu halde yeniden keşif yapılarak yerel bilirkişi ve tanıkların HMK.nun 243 ve 244. maddeleri gereğince keşif yerine davetiyeyle çağırılması, aynı Kanunun 259 ve 290/2 maddeleri uyarınca uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle yerel bilirkişi ve tanıkların keşif yerinde dinlenilmesi, dava konusu taşınmazların kadastro öncesi niteliği ve kullanım süresinin ne zaman başladığı, hava fotoğraflarında nasıl gösterildiğinin belirlenmesine çalışılması, tanık ve bilirkişi sözlerinin bilimsel esaslara göre hazırlanan uzman bilirkişi raporlarıyla denetlenmesi, taşınmazlar üzerinde imar ve ihya işlemlerine başlandığı ve tamamlandığı tarih ile tarımsal amaçlı zilyetlik başlangıç tarihinin duraksamaya yol açmayacak şekilde ayrı ayrı belirlenmesi, dava konusu yerlerin hava fotoğraflarındaki yerlerinin işaretlenmesi, davacıların hangi tarihte imar ve ihyasına başladıklarının, ne şekilde sürdürdükleri emek ve para sarfını ne biçimde yaptıkları hususlarının yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulması, HUMK.nun 366 (HMK.m.290) maddesi uyarınca bilirkişi olarak tayin edilecek bir fotoğrafçı aracılığıyla taşınmaz ve çevresini gösterir biçimde yakın plan ve panoramik renkli fotoğraflar çektirilerek mahkeme hakimince onaylandıktan sonra dosya arasına konulması, fotoğraflar üzerinde teknik bilirkişice yerin işaretlenmesi gerekir. Bundan ayrı 3402 ... Kadastro Kanununun 14/1 maddesine göre zilyetliğin bu Kanunda yazılı belgelerden birisiyle ispatı yoluna gidilmemesi halinde aynı çalışma alanında zilyetlikle kazanılabilecek miktar sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçemeyecektir. Dava konusu taşınmazların davacıya kadastro çalışmalarının öncesinde babasının hibe etmesi suretiyle geçtiği konusunda uyuşmazlık bulunmamakla birlikte, davacının kadastro tarihine kadar bağımsız 20 yıllık zilyetliği yoktur. Mahkemece yapılan miktar araştırmasına göre; davacının babası sağ olup adına senetsizden aynı çalışma alanında toplam 95.159 m2 yüzölçümlü taşınmaz tespit ve tescil edilmiştir. Bu çerçevede, babasının hibe ettiği tarihten tespit tarihine kadar davacının bağımsız 20 yıllık zilyetlik süresi bulunmadığından, babası ile davacı adına senetsizden tespit edilen toplam taşınmazların 100 dönüm sınırını aşmaması gerekmektedir. Baba adına senetsizden 95.159 m2 taşınmaz tespit edildiğine göre, davacı adına aynı çalışma alanında az yukarıda açıklanan esaslar çerçevesinde kazanma koşulları oluştuğu takdirde, ancak 4841 m2 yüzölçümlü taşınmaz tespit ve tescil edilebileceğinden, şayet koşulları oluşan taşınmazın yüzölçümü fazla ise davacıya bu miktardaki bölümün zeminde tespit ettirilerek ve yukarıda açıklanan esaslar nazara alınarak toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilip bir karar verilmesi gerekir. Kabule göre, davacı tarafından talep olmadığı halde 105 ada 56 parsel yönünden de kabule karar verilmiş olması HUMK.nun 74. (HMK.26.md) maddesine uygun düşmemektedir. HMK.nun 26. maddesine göre “…Hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlaya veya başka şeye karar veremez…”talep aşılarak karar verilmiş olması isabetsiz bulunmaktadır. Ayrıca, mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verildiği halde, davada vekil marifetiyle temsil edilen Hazine yararına avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca avukatlık ücreti takdir ve tayin edilmemiş olması doğru olmamşıtır. Davalı ... vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile usul ve yasaya aykırı yerel mahkeme hükmünün 6100 ... HMK.nun geçici 3 maddesi yollamasıyla HUM.nun 428. Maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/1 maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 10.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.