Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2012/5827 E. 2012/12737 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/5827
Karar No
2012/12737
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil ... ve müşterekleri ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 16.02.2012 gün ve 531/67 ... hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: KARAR Davacılar vekili, dava konusu taşınmazın 1967 yılından beri miras bırakan tarafından bahçe olarak kullanıldığını, 2009 yılında ölmesi üzerine mirasçılarına kaldığını, ancak taşınmazın 06.01.2010 tarihinde 1553 ada 21 parsel numarası verilmek suretiyle “ham toprak” niteliğinde idari yoldan Hazine adına tescil edildiğini açıklayarak tapu kaydının iptaliyle vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili, davanın yersiz açıldığını, dava konusu yerin kazandırıcı zaman aşımı ile edinilemeyeceğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, davanın kabulüne, dava konusu 1553 ada 21 parselin tapu kaydının iptali ile mirasçılık belgesindeki payları oranında davacılar adına tapuya tesciline, davanın niteliği gereği yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve davacılar lehine vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiştir. Hükmün esası davalı Hazine vekili, yargılama gideri, Avukatlık ücretine ilişkin bölümü katılma yoluyla davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Toplanan deliller ve dosya kapsamından; dava konusu yerin öncesi itibarı ile kadastro çalışmaları sırasında niteliği açıklanmadan tespit harici yer olarak bırakıldığı ve 06.01.2010 tarihinde 1553 ada 21 parsel numarası verilmek suretiyle idari yoldan ham toprak niteliğinde Hazine adına tescil edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli değildir. Şöyle ki; taşınmazın öncesi kadastro harici yerlerden olmasına karşılık, hangi tarihte ve hangi nedenle tespit dışı bırakıldığı araştırılmamış, çevresinde bulunan taşınmazlara ait tapu kayıtları, varsa kadastro tutanakları ile dayanağı belgeler getirtilerek taşınmaz yönünü ne gösterdiği üzerinde durulmamış, tespit harici olan yerlerden olması nedeniyle 3402 ... Kanunun 17.maddesi uyarınca olumlu ve olumsuz koşullar araştırılıp belirlenmemiştir. Dava konusu parsel, ham toprak niteliğinde Hazine adına tescil edildiğine göre, 3402 ... Kadastro Kanununun 17. maddesinde imar-ihya için öngörülen tüm olumlu ve olumsuz koşulların araştırılıp belirlenmesi, taşınmazın zilyetlikle edinmeye elverişli yerlerden olması gerekir. Taşınmaz ve çevresinin hangi tarihte ve hangi nedenle tespit dışı bırakıldığının ilgili kadastro müdürlüğünden sorularak belirlenmesi, çalışmalara ilişkin harita ve paftaların getirtilmesi, tespit dışı bırakılma tarihinden ve Hazine adına tapu kaydının oluştuğu tarihten (2010) geriye doğru en az 20-30 yıl öncesine ait (1970-1980 yılları arası) iki ayrı zamanda çekilmiş yüksek çözünürlüklü hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığından, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotoğrametrik paftaların ise, İl Kadastro Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulması, yeniden yapılacak keşifte uzman bilirkişi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı mühendis, teknik, uzman jeolog, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla açıklanan hava fotoğrafları, kadastro paftalarının keşifte uygulanması, hava fotoğraflarının çekildikleri, kadastro paftalarının tarihlere göre dava konusu taşınmazın kültür arazisi niteliğinde bulunupbulunmadığı, imar-ihyasının tamamlanıp tamamlanmadığı, özel mülkiyete konu edilebilen yerlerden olup olmadığı üzerinde durulması konusunda uzman bilirkişilerden tarafların ve Yargıtay’ın denetimine açık gerekçeli rapor alınması, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK.nun 243, 244, 259 ve 290/2. maddeleri gereğince, keşif yerine davetiyeyle çağırılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle mümkün olduğunca keşif yerinde dinlenilmeleri, davacılar ile miras bırakanın hangi tarihte taşınmazların imar-ihyasına başladıkları, ne şekilde sürdürdükleri ve hangi tarihte tamamlandığı konularında yerel bilirkişi ve tanıkların bilgilerine başvurulması, imar-ihyanın tamamlandığı tarihten tapu kaydının oluştuğu 06.01.2010 tarihine kadar 20 yıllık kazanma süresinin dolup-dolmadığının belirlenmesi,daha önce götürülmeyen başka bir uzman ziraat mühendisi aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı incelenerek yukarıdaki açıklamalar da göz önünde tutularak gerekçeli, denetime açık, karşılaştırmalı rapor istenmesi, bir önceki bilirkişinin raporuyla mukayese edilerek taşınmazların niteliğinin belirlenmesine çalışılması, taşınmazın dere yatağında bulunup bulunmadığının saptanması, yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki bulunduğu takdirde HMK.nun 261. maddesi uyarınca yüzleştirilmek suretiyle aykırılığın giderilmesi, HMK.nun 290/2. maddesi uyarınca birlikte keşfe götürülecek bir fotoğrafçı aracılığıyla taşınmaz bölümleri ve çevresinin yakın plan ve panoramik fotoğrafları çektirilip mahkemece onaylandıktan sonra dosya arasına konulması gerekmektedir. Mahkemece yukarıda açıklanan ilke ve esaslar uyarınca araştırma yapılmadan eksik incelemeyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Kabule göre de; davanın açıldığı tarihte taşınmaz Hazine adına tapuda kayıtlı olup, dava mülkiyetin nakline yönelik tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verildiğine ve davacı yargılama oturumlarında vekille temsil olunduğuna göre, karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacılar lehine vekalet ücreti takdir ve tayini ile HUMK.nun 416 ve 423.maddeleri (HMK.nun 326 m.) uyarınca yargılama giderlerinin davayı kaybeden tarafa yükletilmesi gerekirken hatalı değerlendirme sonunda aksi yönde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Davacılar vekili ile davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 ... HMK. nun geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 ... HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunabileceğine, 20.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2012/5827, K. 2012/12737, T. 20.12.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2012-5827-e-2012-12737-k-59cda14b90e0