Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/3229 E. 2025/3837 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3229
Karar No
2025/3837
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/542 E., 2024/180 K. BİRLEŞEN 2014/3 79... /317 KARAR SAYILI DAVADA BİRLEŞEN YALOVA 3.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN 2014/3 27... /303 KARAR

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalı-birleştirilen davalarda davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; murisleri olan babalarının güvenini kötüye kullanan davalının murislerine ait iş yerini, bankalardaki paralarını, menkul değerlerini teker teker kendi üzerine geçirdiğini, davalı tarafından edinilen tüm bedellerin belirlenerek öncelikle denkleştirme yolu ile mirasa iadesini, olmadığı takdirde tenkisini dava etmiştir. Davacı ... yargılama sırasında; asıl davadan feragat etmiştir. Davalı ... vekili davacı-birleştirilen dosya davalıları ... ve ... aleyhine açtığı davalarda; murisin ölmeden önce kızlarının banka hesaplarına sürekli olarak havale yoluyla ve elden verilen paralarla karşılıksız kazandırmalarda bulunduğunu, şimdilik 150.000,00 TL'nin denkleştirme anındaki değerinin saptanarak murisin ölüm tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte mirasa iadesini, denkleştirme talebi kabul görmez ise tenkisine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; denkleştirme davası için yasada aranan şartları taşımayan ve denkleştirme davasına konu olamayacak iddiaların yersiz ve gerçek dışı olduğunu, gerçekleştiği iddia edilen kazanımların murisin irade açıklaması nedeniyle denkleştirmeye tabi olmadığını, davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili bozma ilâmı sonrası son celse; ...'e yönelik olarak açılan Yalova 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/327 Esas sayılı dava dosyasında müvekkili ile davalının anlaştığını belirterek bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi ilk kararında, asıl ve birleştirilen davaların kabulüne, asıl dava yönünden davacı ... davasından feragat ettiğinden feragat nedeniyle davanın reddine karar vermiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesi 08.02.2018 tarihli kararında; davalı-birleştirilen davalarda davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Hükmün davalı-birleştirilen davalarda davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14.Hukuk Dairesi 15.09.2020 tarihli ve 2018/4518 Esas, 2020/4989 Karar sayılı ilâmında özetle; eksik araştırma ve inceleme nedeniyle hükmün bozulmasına karar vermiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; asıl davanın davacı ... yönünden kabulüne; asıl davada davacı ...'ün 15.12.2014 tarihli dilekçesi uyarınca davasının feragat nedeniyle reddine, birleştirilen 2014/327 Esas sayılı dava dosyası yönünden tarafların anlaşması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, birleştirilen 2014/379 Esas sayılı dava dosyası yönünden davanın kabulü ile muris ... 'un terekesine iadesi gereken ve davacı ... 'un 1/3 hissesine isabet eden 50.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... mirasçılarından alınarak (tahsilde tekerrüre esas olmamak kaydıyla) davacıya ödenmesine karar vermiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı-birleştirilen davalarda davacı ... vekili; müvekkiline babasının hesaplarından giden tutarların tarihi, gönderi kodu, ne için gönderildiğinin araştırılmadığını, hepsinin borç veya ödünç verilmiş olarak değerlendirildiğini, müvekkilinin başlangıçtan itibaren hesaplara 4.863.266,00 TL ve 187.576 USD para aktardığını, tanık beyanlarının değerlendirilmediğini, denkleştirme hesabı yapılırken murise devredilen taşınmazlarla ilgili hiçbir araştırma yapılmadığını, müşterek hesaptan çekilen her bedelden müvekkilinin sorumlu tutulması ve bazı paraların da kim tarafından çekildiğinin tespit edilemediği bilirkişi raporunda belirtilmesine rağmen bu bedellerin müvekkili tarafından mirasa iadesi yönünde hüküm kurulmasının açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Asıl ve birleştirilen dava; mirasta denkleştirme olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Hüküm, hükmün verilmesi ve tefhimi” başlıklı 294. maddesinde açıklandığı üzere; “Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında yerilen nihai karar, hükümdür. Hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur.” Aynı yasanın “Hükmün kapsamı” başlıklı 297. maddesi gereğince; “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” “Hükmün yazılması” başlıklı 298. maddesi gereğince de; “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.” 10.04.1992 tarihli ve 1991/7-1992/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararında da kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunmasının bozma nedeni oluşturacağı, bozmadan sonra Mahkemenin önceki kısa kararla bağlı olmaksızın çelişkiyi kaldırmak kaydı ile vicdani kanaatine göre karar verebileceği öngörülmüştür. Somut olaya gelince; İlk Derece Mahkemesince kısa kararda ve hüküm sonucunda birleştirilen 2014/327 Esas sayılı dava yönünden davacının beyanları doğrultusunda konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığı kararı verildiği hâlde gerekçe kısmında birleştirilen davanın kabulü ile 50.000,00 TL’nin davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine dair hüküm tesis edildiğinin belirtilmesi, çelişki ve infazda tereddüt yaratmaktadır. Belirtilen nedenle usul ve yasaya uygun hüküm kurulmadığı anlaşılmış olup sair yönler incelenmeksizin hükmün bozulması gerekmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 24.09.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/3229, K. 2025/3837, T. 24.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-3229-e-2025-3837-k-9abc7dc4e182