Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/4035 E. 2024/3726 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4035
- Karar No
- 2024/3726
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/801 E., 2023/1125 K. DAVA TARİHİ : 21.04.2022 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Çay Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/150 E., 2023/97 K. Taraflar arasındaki asıl davada el atmanın önlenmesi, birleştirilen davada tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davalı birleştirilen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı birleştirilen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Asıl davada davacı vekili; müvekkilinin oğlu olan davalının, dava konusu taşınmaza tecavüzde bulunduğunu ileri sürerek el atmanın önlenmesi talebinde bulunmuş, karşı davanın reddini savunmuştur. II. CEVAP Birleştirilen davada davacı vekili; anneannesinin davaya konu taşınmazı yaşı büyünce daha sonradan kendisine verilmesi için davalı annesine emaneten temlik ettiğini, taşınmazın kendisinin olduğunu düşünerek ev yaptığını, taşınmazın iade edilmesini istediğinde annesinin taşınmazı iade etmediğini ileri sürerek tapu iptal ve tescil istemine bulunmuş, asıl davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl dava davalısı-birleştirilen dava davacısı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı-birleştirilen dava davacısı vekili istinaf dilekçesinde özetle; men’i müdahalenin kabulü kararının yanlış olduğunu, müvekkilinin dava konusu taşınmazı 20 yılı aşkın süredir malik sıfatıyla kullandığını, davacının hiçbir itirazı olmadığını, birleştirilen dava yönünden de tapu iptali ve tescil taleplerinin reddedilmesinin yanlış olduğunu, dinlenen tanık beyanları ve diğer delillerle dava konusu taşınmazın aslında anneanne tarafından müvekkiline verildiğini, yaş küçüklüğü nedeniyle tapusunun devredilemediğini, anne ...’nin sonradan devreye girerek oğlum ...'a tapuyu ben devredeceğim diyerek tapuyu kendi üzerine aldığını, müvekkilini devamlı olarak burası senin üzerine ev yapabilirsin dediğini, müvekkilinin de annesi ...'nin bu beyanlarına güvenerek taşınmaz üzerindeki evi kendi geliri ve parasıyla yaptığının ispatlandığını, taşınmazın tapu kaydı ... adına olduğu için resmi işlemlerin mecburen ... adına yapıldığını ancak işlemleri yaptıran, her türlü ödemeyi yapanın müvekkili ... olduğunu, ...'nin tanıklarının beyanlarına itibar edilemeyeceğini, Mahkemenin öncelikle bedelsiz olarak bu olmadığı taktirde arsa bedelinin ödenmesi şartıyla taşınmazın tapusunun müvekkili adına tapuya tesciline karar vermesi gerektiğini, dava konusu taşınmazın arsa değeri ile bina değeri karşılaştırıldığında bina değerinin açıkça daha yüksek olduğunu, buna dair rapora rağmen Mahkemenin arada fark yok diyerek değerlendirme yapmasının hukuken geçerli bir tarafı bulunmadığını, müvekkilinin kendi malzemesi ve parasıyla iyiniyetle evi yaptığını, buna göre de taşınmazın tapusunun müvekkili adına tesciline karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin küçük bir çocukken babası ile annesi ...’nin boşandıklarını, müvekkilinin velayetinin annesine verildiğini, annesinin bir süre sonra başka biriyle evlenip yurt dışına gidince müvekkilini anneannesi ...’ye bıraktığını, anneannenin torunu olan ...’a yardımcı olmak amacıyla dava konusu taşınmazı ...’a vermek istediğini, müvekkilinin yaşı küçük olduğu için 18 yaşını doldurunca tapusunu ...’a devretmek üzere o tarihte mahalle muhtarı olan ...’ya taşınmazın tapusunu devrettiğini, anneanne vefat ettikten sonra karşı taraf ...’nin kötüniyetle hareket ederek ...’ı tapuyu bana ver ben oğluma yaşı dolunca devrederim diye kandırarak üzerine aldığını, yıllarca müvekkiline burasın senin kullan ev yap diyerek oyaladığını ve en sonunda men’i müdahale davası açtığını, verilen kararla da müvekkilinin yıllardır kullandığı taşınmazda mağdur duruma düştüğünü belirterek kararının kaldırılmasını, birleştirilen davanın kabulünü, karşı tarafın asıl davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; birleştirilen dosya davacısının inançlı işlemin ispatına ilişkin yazılı delil veya delil başlangıcı sunamadığı, birleştirilen dava dilekçesinde yemin deliline dayanmadığı gerekçesiyle tapu iptali ve tescil davasının reddine karar verilmesinin yerinde olduğu; birleştirilen dosya davacısının haksız inşaat hükümleri gereğince temliken tescil isteğine gelince; dinlenen tanıklardan davacı tanıkları temliken tescile konu yapının davacı tarafından kendi nam ve hesabına yapılmadığını, davalı anne tarafından ve onun gönderdiği paralarla yapıldığını beyan ettikleri, davalı tanıklarının ise taşınmazı davalı oğulun yaptığını beyan ettikleri, asıl davada davalının el atmanın önlenmesi davasının ön inceleme duruşmasında: "anneannem o evi bana ver diye anneme vermişti" diyerek evin kendisi tarafından yapılmadığını tevilli olarak kabul ettiği, aynı zamanda dinlenen davacı annenin tanıklarının beyanı ile evin yapım tarihinde davacının 25 yaşında olması ve evin yapım tarihi olan 2003 yılından sonra 2005 yılında evlendiği düşünüldüğünde davaya konu evin masraflarını karşılayacak maddi imkanı olmasının hayatın olağan akışına da aykırı olduğu, birleştirilen dava davacısı evin yapımı için çektiğini iddia ettiği kredilere ilişkin bir delil de sunamadığı, davaya konu evin davalı anne tarafından yapıldığından davacının kendisi tarafından yapılmayan ev nedeniyle haksız inşaat hükümlerine göre temliken tescil istemesinin mümkün olmadığı gerekçeleriyle asıl davada el atmanın önlenmesi yerinde olmakla asıl dava dosyasının davalısı ve birleştirilen dosya davacısının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı-birleştirilen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Asıl davada davalı-birleştirilen dava davacısı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava ve cevap dilekçesindeki beyanlarını, istinaf başvurusundaki iddia ve savunmalarını tekrarla belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava el atmanın önlenmesi, birleştirilen dava ise inançlı işlem hukuki sebebine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde temliken tescil istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. 2. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı Kanun’un 202 nci maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir. 3. Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (6100 sayılı Kanun’un 188 inci maddesi ile 225 nci maddesi vd.) yemin gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde hakimin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2015 tarihli ve 2014/14-516 E., 2015/2838 K. sayılı kararı da bu doğrultudadır. 4. İnanç sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı) 125 inci maddesi hükmü gereğince inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi on yıl olarak kabul edilmektedir. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davalı-birleştirilen davada davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Asıl davada davalı-birleştirilen davada davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.09.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.