Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/6636 E. 2013/15516 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/6636
Karar No
2013/15516
Karar Tarihi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1)Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2)Davacı, davalıya ait işyerinde çalışmakta iken iş akdinin haksız ve kötü niyetli olarak feshedildiğini, ileri sürerek diğer isteklerle birlikte kötü niyet tazminatının da hüküm altına alınmasını istemiştir. Davalı, feshin kötüniyetle yapılmadığını, isteklerin yerinde olmadığını savunmuştur. Mahkemece, davacı, davalının iş yerini kapatması nedeniyle işsiz kaldığından işçinin iş akdinin kötü niyetli olarak feshedildiğinin kabul edilmesinin gerektiği, gerekçesi ile kötü niyet tazminatı da hüküm altına alınmıştır. Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkide kötüniyet tazminatının koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Belirsiz süreli iş sözleşmesinin taraflarca ihbar öneli tanınmak suretiyle ya da ihbar tazminatı ödenerek her zaman feshi mümkün ise de, bu hakkın da her hak gibi Medenî Kanunun 2 nci maddesi uyarınca dürüstlük ve objektif iyiniyet kurallarına uygun biçimde kullanılması gerekir. Aksi takdirde fesih hakkının kötüye kullanılmış olduğundan söz edilir. Fesih hakkını kötüye kullanan işveren, 4857 sayılı İş Kanununun 17 nci maddesi uyarınca, bildirim sürelerine ait ücretin üç katı tutarında tazminat ödemek zorundadır. Bahsi geçen tazminata uygulamada kötüniyet tazminatı denilmektedir. Kötüniyet tazminatına hak kazanma koşulları ve tazminat miktarının hesaplanması açısından, 4857 sayılı Yasada önemli değişiklikler öngörülmüştür. Yasanın 17 nci maddesinin altıncı fıkrasının açık hükmü gereğince, iş güvencesi kapsamında olan işçiler yönünden kötüniyet tazminatına hak kazanılması mümkün değildir. 1475 sayılı Yasada, “işçinin sendikaya üye olması, şikâyete başvurması” gibi sebepler ileri sürülerek iş sözleşmesinin sonlandırılması, kötüniyetin varlığı açısından örnekseme biçiminde sayıldığı halde, 4857 sayılı Yasada genel anlamda fesih hakkının kötüye kullanılmasından söz edilmiştir. Maddenin gerekçesinde de belirtildiği üzere, işçinin işvereni şikâyet etmesi, aleyhine dava açması veya tanıklık yapması nedenlerine bağlı fesihlerin kötüniyete dayandığı kabul edilmelidir. Somut olayda, mahkeme gerekçesinde belirtilen, işyerinin kapatılması nedeni ile davacı işçinin işsiz kalmasının, 4857 sayılı Kanunun 17. maddesinin aradığı manada kötü niyetle yapılmış bir feshin sonucu olarak değerlendirilmesi doğru olmayıp, kötü niyet tazminatı şartları oluşmadığından kötüniyet tazminatına ilişkin isteğin reddi yerine kabulü hatalı olmuştur. O halde davalı vekilinin bu yönlere ilişkin temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 26.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/6636, K. 2013/15516, T. 26.09.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2013-6636-e-2013-15516-k-e886757c787a