Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/5055 E. 2013/2708 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/5055
Karar No
2013/2708
Karar Tarihi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı, İş sözleşmesinin geçerli neden olmadan davalı işveren tarafından feshedildiğini, fesih bildiriminin yapıldığı gün düşünmesine izin verilmeden ikale sözleşmesi icabı imzalamaya mecbur bırakıldığını, davalının ikale sözleşmesi daha sonradan düzenlenmiş gibi evraka tarih yazdığını ancak kendisinin isminin altındaki tarihin sözleşmeyi imzaladığı gün olduğunu belirterek, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Davalı, davacının iş akdinin alınan işletmesel karar gereğince performansından memnun kalınmayan davacı işçinin iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini fesih bildirimine yazdıklarını ayrıca davacının ikale sözleşmesi icabında bulunduğunu ve kendilerinin de icabı kabul ederek iş akdini sona erdirdiklerini ve tüm işçilik alacaklarını ödediklerini beyanla davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iş akdinin feshi konusunda tarafların mutabakata vardıklarının ve geçerli bir ikale sözleşmesi yaptıklarının kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının iş akdinin feshinin geçerli nedenle yapılıp yapılmadığı, kabule göre de ikale sözleşmesinin irade fesadı halleri ile malul olmadan geçerli olarak düzenlenip düzenlenmediği hususundadır. Bozma sözleşmesi (ikale) yasalarımızda düzenlenmiş değildir. Sözleşme özgürlüğünün bir sonucu olarak daha önce kabul edilen bir hukuki ilişkinin, sözleşmenin taraflarınca sona erdirilmesi mümkündür. Sözleşmenin, doğal yollar dışında tarafların ortak iradesiyle sona erdirilmesi yönündeki işlem ikale olarak adlandırılır. ./... 2013-5055-2013/2708 S.2 İş Kanununda bu fesih türü yer almasa da, taraflardan birinin karşı tarafa ilettiği iş sözleşmesinin karşılıklı feshine dair sözleşme yapılmasını içeren bir açıklama (icap), ardından diğer tarafın da bunu kabulü ile bozma sözleşmesi (ikale) kurulmuş olur. Bozma sözleşmesinde icapta, iş ilişkisi karşı tarafın uygun irade beyanı ile anlaşmak suretiyle sona erdirmeye yönelmiştir. Bu sebeple, ikale sözleşmesi akdetmeye yönelik icap, fesih olarak değerlendirilip, feshe tahvil edilemez. Bu anlamda bozma sözleşmesinin şekli, yapılması, kapsam ve geçerliliği Borçlar Kanunu hükümlerine göre saptanacaktır. Buna karşılık iş sözleşmesinin bozma sözleşmesi yoluyla sona erdirilmesi, iş hukukunu yakından ilgilendirdiği için ikalenin yorumunda iş sözleşmesinin yorumunda olduğu gibi, genel hükümlerin yanı sıra iş hukukundaki “işçi yararına yorum” ilkesi de göz önünde bulundurulacaktır. Borçlar Kanununun 23-31 maddeleri arasında düzenlenmiş olan irade fesadı hallerinin, bozma sözleşmeleri yönünden titizlikle ele alınması gerekir. Bir işçinin bozma sözleşmesi yapma konusundaki icap veya kabulde bulunmasının ardından işveren feshi haline özgü iş güvencesi hükümlerinden yararlanmak istemesi ve yasa gereği en çok bir ay içinde işe iade davası açmış olması hayatın olağan akışına uygun düşmez. İş ilişkisi taraflardan her birinin bozucu yenilik doğuran bir beyanla sona erdirmeleri mümkün olduğu halde, bu yola gitmeyerek karşılıklı anlaşma yoluyla sona erdirmelerinin nedenleri üzerinde de durmak gerekir. Her şeyden önce bozma sözleşmesi yapma konusunda icapta bulunanın makul bir yararının olması gerekir. İş ilişkisinin bozma anlaşması yoluyla sona erdirildiğine dair örnekler 1475 sayılı İş Kanunu ve öncesinde hemen hemen uygulamaya hiç yansımadığı halde, iş güvencesi hükümlerinin yürürlüğe girmesinin ardından özellikle 4857 Sayılı İş Kanunu sonrasında giderek yaygın bir hal almıştır. Bu noktada, işveren feshinin karşılıklı anlaşma yoluyla fesih gibi gösterilmesi suretiyle iş güvencesi hükümlerinin bertaraf edilmesi şüphesi ortaya çıkmaktadır. Bu itibarla irade fesadı denetimi dışında, tarafların bozma sözleşmesi yapması konusunda makul yararının olup olmadığının da irdelenmesi gerekir. Makul yarar ölçütü, bozma sözleşmesi yapma konusundaki icabın işçiden gelmesi ile işverenden gelmesi ve somut olayın özellikleri dikkate alınarak ele alınmalıdır. ./... 2013-5055-2013/2708 S.3 Bozma sözleşmesi yoluyla iş sözleşmesi sona eren işçi, iş güvencesinden yoksun kaldığı gibi, kural olarak feshe bağlı haklar olan ihbar ve kıdem tazminatlarına da hak kazanamayacaktır. Yine 4447 sayılı Yasa kapsamında işsizlik sigortasından da yararlanamayacaktır. Bütün bu hususlar, iş hukukunda hâkim olan ibranamenin dar yorumu ilkesi gibi, hatta daha da ötesinde, ikale sözleşmesinin geçerliliği noktasında işçi lehine değerlendirmenin gerekliliğini ortaya koymaktadır. Tarafların bozma sözleşmesinde ihbar ve kıdem tazminatı ile iş güvencesi tazminatı hatta boşta geçen süreye ait ücret ve diğer haklardan bazılarını ya da tamamını kararlaştırmaları da mümkündür. Bozma sözleşmesinin geçerliliği konusunda bütün bu hususlar dikkate alınarak değerlendirmeye gidilmelidir. Bozma sözleşmesinde kıdem tazminatının ödenmesi kararlaştırıldığı takdirde, kıdem tazminatı 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesine göre hesaplanmalı ve anılan maddedeki kıdem tazminatı tavanı gözetilmelidir. Belirtmek gerekir ki, sözü edilen yasada düzenlenen kıdem tazminatı tavanı mutlak emredici niteliktedir. Somut olayda, davalı işverenin davacı işçinin iş sözleşmesini 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca feshettiği, ancak fesih bildirimin yazılı yapmasına rağmen fesih sebebinin işletmesel karar gereği performans düşüklüğü nedeniyle iş akdinin geçerli nedenle feshi olarak bildirilmesine rağmen yargılama aşamasında iş akdinin ikale sözleşmesi yapılarak sona erdirildiğini savunduğu, ancak davacının, davanın aşamalarında istikrarlı olarak ikale sözleşmesinin düzenlenme tarihinin belgede yazılı tarih olmadığı, kendisine fesih bildiriminin yapıldığı gün olduğu ve gerçek iradesinin işten ayrılma yönünde olmadığı, davalı işverenin manevi baskısı altında kalarak ve iş akdinin feshedilmesi şokunu yaşarken imzalatıldığını iddia etmiş olması ancak davacının iş akdinin davalı işverence 21.12.2011 tarihinde tebliğ edilen fesih bildirimi ile 31.12.2011 tarihi itibariyle feshedildiği, ikale sözleşmesinin 31.12.2011 tanzim tarihini taşımasına rağmen davacı tarafından 21.12.2011 tarihi itibariyle imzalanması karşısında, ikale sözleşmesinin, yasanın aradığı anlamda fesih konusunda tarafların iradelerinin tam olarak uyuşması sonucunda yapılmadığı, davacının iradesini davalının baskısı ile fesada uğratıldığı ve davalı işverenin fesih sebebi olarak davacının performans düşüklüğüne dayanmasına rağmen bu hususu ispat edemediği sabit olup mahkemece davanın kabulü yerine reddine karar verilmesi hatalıdır. ./... 2013/5055-2013/2708 S.4 Yukarıda açıklanan sebeplerle 4857 Sayılı Kanun'un 20/3 maddesi gereğince mahkemece verilen kararın bozularak ortadan kaldırılması ve Dairemizce aşağıda yazılı hükmün kurulması gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE, 3. Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 4 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE, 4. Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE, 5. Alınması gereken 24.30 TL harçtan peşin yatırılan 21.15 TL harcın tenzili ile bakiye 3.15 TL harç giderinin davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 6. Davacının yapmış olduğu 42.00 TL tebligat gideri ile 21 TL müzekkere masrafı, 45.60 TL harç gideri, 0.60 TL dosya masrafı olmak üzere toplam 109.20 TL'dan ibaret olan yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 7. Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre 1.320 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8. Dosyada bulunan kullanılmayan gider ve delil avanslarının talep halinde ilgilisine iadesine, 9. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davacıya iadesine, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 11.3.2013

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/5055, K. 2013/2708, T. 11.03.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2013-5055-e-2013-2708-k-ab46be4f2e35