Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/3063 E. 2013/2360 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/3063
- Karar No
- 2013/2360
- Karar Tarihi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı vekili, davacının davalı işyerinde 06.09.2011 tarihinde çalışmaya başladığını, davacının iş akdinin işveren tarafından 19.07.2012 tarihinde herhangi bir neden bildirilmeden ve yazılı bildirim yapılmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine, işe iadesine, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücretine istemiştir. Davalı vekili, davalı şirket tarafından çalışanların kullanması için araç kiralandığını, davacının ehliyetine alkollü araç kullanmaktan el konulduğunun ve davacının ehliyetsiz olarak şirketin kiraladığı aracı kullandığının tespit edildiğini, davacının bu konuda savunmasının istendiğini, davacının savunma istem yazılarını ve uyarı yazılarını imzalamadığını, davacının ehliyetsiz araç kullanmaya devam ettiğinin tespit edildiğini, davacının iş akdinin bu nedenle haklı nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece davacıya ehliyetsiz araç kullanmaktan verilen 18/05/2012 tarihli uyarı yazısından önce savunma alınmadığı, bu tarihten sonra da davacının ehliyetsiz olarak araç kullandığı için talep edilen savunma yazılarının, davacıya tebliğ edilememiş olduğu da dikkate alındığında sonradan düzenlenmiş olabileceği, nitekim taraflar arasındaki pek çok yazışmanın e-mail ile yapılmış olmasına rağmen, savunma talep yazılarının ve uyarı yazısının haricen yapılmaya çalışılmış olmasının bu kabulü güçlendirdiği, ayrıca 06/06/2012 tarihinden bu yana gönderilen e-mail içerikleri değerlendirildiğinde davacının eyleminden ../.. 2013/3063-2013/2360 S.2 davalı işverenin daha önce haberdar olduğu ve haklı fesih için yasal sürenin geçmesi nedeniyle tutanak ve uyarı yazılarının düzenlenmiş olabileceği izlenimi oluştuğu ve bu durumda da süresinde yapılmış haklı bir fesihten bahsetmenin mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanununun 18 ve devamı maddeleridir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18.maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. İş Kanununun 18.maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanunun 25/II.maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi süresince herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz. 4857 sayılı İş Kanununun 20.maddesinin ikinci fıkrasına göre geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Somut olayda, davacı iş akdinin yazılı bildirim olmadan ve fesih sebebi açıklanmadan feshedildiğini ileri sürmüş, davalı ise davacının ehliyetine alkollü araç kullanması nedeniyle el konulmuş olması nedeniyle uyarılara rağmen şirket tarafından davacının iş için kullanmak üzere davacıya verilen aracı ehliyetsiz olarak kullanması nedeniyle iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini ileri sürmüştür. Davalı tarafından yapılan yazılı bir fesih bildirimi yoktur. Taraf tanıkları mahkemece dinlenmemiştir. Dosyaya sunulan e-posta yazışmalarından davacının ehliyetsiz araç kullanması nedeniyle hakkında düzenlenen ceza tutanağının istendiği, davacının ise hakkında düzenlenen ceza tutanağına itiraz ettiğini, belgeyi temin edip göndereceğini beyan ettiği, davacının ehliyetine el konulması nedeniyle davacıya verilen aracı kullanmaması konusunda uyarıldığı ve yeni aracı ../.. 2013/3063-2013/2360 S.3 almak için İstanbul’a gelmemesinin bildirildiği, yazışmalardan davacının hakkında ceza tutanağı tanzim edildiğini inkar etmediği anlaşılmaktadır. Tespit edilen bu durum karşısında davacının iş akdinin davalı tarafından geçerli nedenle feshedildiğinin kabulü gerekmekte olup mahkemece davacı hakkında tutulan tutanakların sonradan düzenlendiği kanaati oluştuğu şeklindeki kabulü dosya kapsamına uygun değildir. 4857 sayılı İş Yasasının 20/3.maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 1-Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Alınması gereken 24,30 TL harçtan peşin yatırılan 21,15 TL harcın tenzili ile bakiye 3,15 TL harç giderinin davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre 1.320,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Artan gider ve delil avansının istek halinde ilgilisine ödenmesine, 7-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, 07.03.2013 gününde oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.