Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2012/1283 E. 2012/7203 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/1283
- Karar No
- 2012/7203
- Karar Tarihi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Mahkemece, kesin sürenin gerekleri yerine getirilmediği gerekçe gösterilerek yazılı biçimde hüküm kurulmuş ise de, yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Mahkemece yargılama sırasında davacı tarafa 6100 sayılı HMK’nun 120/2.maddesi uyarınca verilen kesin sürenin yerine getirilmediği gerekçesiyle aynı Yasanın 114/g maddesi gözetilerek 115/2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir. Duraksamadan belirtmek gerekir ki 6100 sayılı HMK’nun “zaman bakımından uygulama” başlıklı 448.maddesinde bu Kanun hükümlerinin tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanacağı, yine aynı Kanunun 120/1.maddesinde öngörülen gider avansının miktarı ile ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirleyen ve anılan maddeye dayanılarak hazırlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin “zaman bakımından uygulama” başlıklı 6. maddesinde de “bu tarifenin yürürlüğe girmesinden önce açılmış olan davalarda tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla Hukuk Muhakemeleri Kanununun 120.maddesinin ikinci fıkrasına göre gider avansı ikmal ettirileceği” düzenlenmiş bulunmaktadır. Eldeki davanın 6100 sayılı yeni HMK’nun yürürlüğe girdiği tarihten önce açıldığı ve yargılamanın davacı tarafa kesin sürenin verildiği 15.9.2011 tarihli celse itibariyle derdest olduğu kuşkusuzdur. Açık bir anlatımla gerek Yasa’da ve gerekse anılan tarife hükümlerinde gider avansının ikmali için gözetilen işlemlerin tamamlandığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca HMK'nun yürürlüğe girmesinden önce dava açıldığı ve tamamlanmış işlemin etkileneceği gözetildiğinde 6100 sayılı Kanunun 115/2 madde hükmünün bu davada uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Öte yandan mahkemece keşif giderleri için verilen süre 3402 sayılı Kadastro Kanununun 36.madde hükmüne uygun değildir. Somut olayda 15.9.2011 tarihli oturumda 4.11.2011 günü yapılacak keşif için davacı tarafa yokluğunda kesin süre verildiği, duruşma zaptının davacıya 30.9.2011 gününde tebliğ edildiği, masraflar için 25 günlük ödeme süresi öngörüldüğü, sürenin dolduğu 25.10.2011 günü ile keşif günü arasında yerel bilirkişi ve tanıklara yapılacak tebligatlar için yeterli süre kalmadığı, bu olgular gözetildiğinde mahkemece oluşturulan ara kararın kesin önel sonuçlarının uygulanmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 18.10.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.