Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2025/3669 E. 2025/13032 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/3669
- Karar No
- 2025/13032
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/821 E., 2024/412 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : Kısmî düşme, kısmî hükmün açıklanmasının geri bırakılması, eşya ve nakil vasıtası atların müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî onama, kısmî düzeltilerek onama, kısmî bozma
Sanık ...'in temyiz isteğinin süresinde olmadığı,
Katılan ... İdaresi vekilinin düşme kararına yönelik temyiz istemi yönünden; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı,
Sanıklar hakkında bozma üzerine verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların; 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 8. maddesindeki düzenleme uyarınca sanıklar hakkındaki hükmün daha önce Yargıtay temyiz incelemesinden geçmesi ve 01.06.2024 tarihinde yürürlüğe giren 7499 sayılı Kanunla 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231/12. maddesinde yapılan değişiklik nedeniyle karar
tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin kararı temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. Sanık ...'in Temyiz İstemi Yönünden Sanığın yokluğunda verilip 12.12.2024 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, karar tarihi itibarıyla yürürlükte olan ve 02.03.2024 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7499 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7499 sayılı Kanun) 19. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 291/1. fıkrasında belirlenen hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki haftalık süreden sonra, 30.12.2024 tarihinde temyiz isteğinde bulunulduğu anlaşılmakla, 7499 sayılı Kanun'un 22. maddesi ile 5271 sayılı Kanun'a eklenen geçici 6. maddenin 1/d bendinde hüküm altına alınan "Temyiz süresi ile bu sürenin kararın tebliğinden itibaren işlemeye başlamasına ve cevap süresine ilişkin 291, 2 96... nci maddelerde yapılan değişiklikler, 23/3/2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında olup da 1.6.2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar hakkında da uygulanır." şeklindeki düzenleme de gözetilerek, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305/1. maddesi gereği re’sen temyize de tabi olmayan hükme yönelik sanığın temyiz isteminin, 1412 sayılı Kanun’un 317. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
II.Katılan ... İdaresi Vekilinin Sanık ... Hakkındaki Düşme Kararına Yönelik Temyiz İstemi Yönünden UYAP aracılığıyla elektronik ortamda MERNİS'ten alınan nüfus kayıt örneğine göre sanığın hükümden önce 17.09.2019 tarihinde öldüğü anlaşılmakla kamu davasının düşürülmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Açıklanan nedenle katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
III.Katılan ... İdaresi Vekilinin Tüm Sanıklar Hakkındaki ve Sanıklar ..., ..., ... ve ...'ın Haklarındaki Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına İlişkin Kararlara Yönelik Temyiz İstemleri Yönünden Sanıklar adına en son bildirdikleri adreslerde tebliğe çıkan gerekçeli kararların, adresler farklı olduğu halde aynı konutta oturan sıfatı ile dosya sanığı ...'e tebliğ edildiği anlaşılmakla, sanıklara yapılan tebligatların usulüne uygun olmadığı ve sanıkların temyiz taleplerinin öğrenme üzerine süresinde olduğu kabul edilerek;
Sanıkların eylemleri suç tarihinde yürürlükte bulunan 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/1, 3/1-son cümlesi kapsamında kalmakla birlikte, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve lehe olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/10. maddesi kapsamında bireysel kaçakçılık suçu olduğu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 7/2. maddesi uyarınca eyleme suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve lehe olan hükümlerin tatbikinin gerektiği, 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/10. maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst
haddine göre 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e bendi ve 67/4. maddesi gereği 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin suç tarihi olan 14.08.2007 tarihinden itibaren hüküm tarihi olan 03.12.2024 tarihinde gerçekleşmiş olduğu anlaşılmakla, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi yerine yargılamaya devamla sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle katılan ... İdaresi vekili, sanıklar ..., ..., ... ve ...'ın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların, 1412 sayılı Kanun'un 321/1. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1. maddesinin (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla DÜŞMESİNE, davaya konu kaçak eşyanın 5607 sayılı Kanun'un 13/1. maddesinin yollamasıyla 5237 sayılı Kanun'un 54/4. maddesi uyarınca MÜSADERESİNE, nakil aracı atların tasfiye edilmiş olması halinde satış bedelinin, tasfiye edilmemiş ise atların ve teminat bedelinin sahibine iadesine, 21.10.2024 tarihinde karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE
Kaçakçılık suçundan sanık ... ve 8 arkadaşı hakkında kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, bir kısım sanıklar ve katılan idare vekilinin temyizi üzerine, kararın istinaf kanun yoluna tabi olması nedeniyle incelenmeksizin iadesi yerine sayın çoğunluğun temyiz incelemesi yaparak düzeltilerek onamaya ilişkin kararı yerinde değildir. Şöyle ki;
14.03.2024 tarih ve 32487 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7499 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle Ceza Muhakemesi Kanununun 231 inci maddesinin 12 nci fıkrasında değişikliğe gidilmiştir. Bu fıkrada “272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde temyiz yoluna gidilebilir.” hükmü getirilmiştir. 12 nci fıkra ile Ceza Muhakemesi Kanununun 272 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulabileceği açıkça belirtilmiştir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde hükümleri uygulanacaktır. Yani
şartlarının varlığı halinde bölge adliye mahkemesinin kararı temyiz kanun yoluna tabi olacaktır. Yine, 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde de temyiz kanun yoluna gidilebilecektir. Somut olayda olduğu gibi, daha önce temyiz incelemesinden geçen ancak sonrasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi hâlinde bu karar da istinaf yasa yoluna tabi olacaktır. Çünkü 7499 sayılı Yasa ile değişik Ceza Muhakemesi Kanununun 231 inci maddesinin 12 nci fıkrasında, bu kararların açıkça istinaf kanun yoluna tabi olduğu belirtilmiş, istisna olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde temyiz yoluna gidilebileceği belirtilmiş, başkaca da bir istisnaya yer verilmemiştir. Kanun Koyucunun aksi kanaatte olması halinde bu hususun da açıkça istisnalar arasında sayılması gerekirdi. Bu anlatılanlar dikkate alındığında, kararın istinaf kanun yoluna tabi olması nedeniyle bölge adliye mahkemesine gönderilmek üzere incelenmeksizin iadesi yerine, sayın çoğunluğun temyiz incelemesi yaparak düzeltilerek onamaya ilişkin kararına katılmıyorum. 21.10.2025