Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2025/1415 E. 2025/12286 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2025/1415
Karar No
2025/12286
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/430 E., 2024/1923 K. SUÇLAR : 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'a muhalefet KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231. maddesi uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, 7499 sayılı Kanun'un 15. maddesi ile değiştirilen 5271 sayılı Kanun' un 231/12. maddesi ve 7499 sayılı Kanun'un 22. maddesi ile 5271 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 6/2-a maddesi gereği temyiz yasa yoluna tabi olduğu, temyiz edenlerin kararı temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Karşıyaka 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.11.2023 tarihli kararı ile 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'na (3359 sayılı Kanun) muhalefet suçundan açılan dava kapsamında sanık hakkında beraat kararı verildiği anlaşılmıştır.

B. İstinaf Kararın o yer Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin kararı ile sanığın eyleminin 1219 sayılı ... ve ... 'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'a muhalefet suçunu oluşturduğu kabul edilerek sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi Tüm dosya kapsamına göre doktor tarafından uygulanması gereken sağlık hizmetlerinin sanık tarafından yetkisiz olarak verildiği ve atılı suçun işlendiğine dair cezalandırılmaya yetecek ve şüpheden uzak delil bulunmadığına, tedavi işlemi ya da cihazların kullanımına yönelik bir suç üstü hali ya da görgüye dayalı tanık beyanının mevcut olmadığına, sanık savunmasının çürütülemediğine, enjektör ve fiilen kullanıldığı tespit edilemeyen cihazlar nedeniyle verilen varsayıma dayalı mahkûmiyet kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna, beraate ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğuna, kararın bozulması talebine ilişkindir.

Sanık Müdafin Temyiz İstemi Ele geçen tıbbi ürünlerin, müşterilere tıbbi hizmet verme amacı ile kullanıldığına dair dosyada delil bulunmadığına, suç üstü durumunun bulunmadığına, ilaçların mevcudiyeti yeterli olmayıp, kullanıldığının da kesin olarak somut deliller ile ispatlanması gerektiğine, tanık sıfatı ile beyanı alınan müşterilerce de kendilerine enjeksiyon ya da tıbbı işlem yapılmadığının beyan edildiğine, sanığı şikâyet eden tanık tarafından dahi görgü ve bilgisinin bulunmadığının beyan edildiğine, tespit edilen cihazların, sanığın bir dönem birlikte çalıştığı doktora ait olduğuna, bahse konu ilaç ve malzemelerin, doktor tarafından yapılan müracaat üzerine bizzat teslim edilmiş, listeli ilaç ve malzemeler olduğuna, şahsi husumet nedeniyle doktor tarafından gerçek dışı beyanda bulunulduğuna, suçun işlendiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına ve sanık hakkında beraat kararı verilmesi talebine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.5271 sayılı Kanun'un 225/1. maddesi “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir.'' hükmünü amir olduğu, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu iddia olunan eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna açıkça aykırılık oluşturacaktır. Öğretide “davasız yargılama olmaz” ve “yargılamanın sınırlılığı” olarak ifade edilen bu ilke uyarınca hâkim, ancak hakkında dava açılmış bir fiil ve kişi ile ilgili yargılama yapabilecek ve önüne getirilen somut uyuşmazlığı hukuki çözüme kavuşturacaktır. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; sanığın işlettiği işyerinde ruhsatsız olarak sağlık hizmeti sunduğu ve yetkisiz kişilerce sağlık hizmeti verdirdiği iddiası uyarınca 3359 sayılı Kanun'a muhalefet ettiği iddiası ile dava açıldığı ve bu suçtan hüküm kurulması gerektiği, keza iddianamede, sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilen 1219 sayılı Kanun'un 25. maddesinde tanımlanan suç bakımından herhangi bir anlatıma da yer verilmediği gözetilmeden ek savunma alınmak suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi,

2.Sanık hakkında tanzim olunan iddianamede, 02.09.2021 tarihinde yapılan denetim ve bu denetimde tespit edilen ürünler bakımından anlatım ve iddialara yer verildiğinin anlaşıldığı, Sağlık Bakanlığı vekilince dosyaya sunulan 15.11.2021 tarihli ek beyan içeriğinde 02.11.2021 tarihli denetim tutanağından da bahsedilmesi ve anılan evrak ve eklerinin dosyaya girmesi üzerine 15.07.2022 tarihli bilirkişi raporunda iddianame konusu edilmeyen 02.11.2021 tarihli denetim ve bu denetimde tespit edilen ürünlerin de incelenmiş olduğunun görülmesi karşısında; anılan rapordaki kabul ve tespitlere yer verilen

ve yine denetimlerde ele geçen ürünlerden bahsedilen hükmün gerekçesinde, 02.09.2021 tarihli tespitte yer alan cihaz, ilaç ve malzemelerden hangileri nedeniyle sanığın eyleminin sabit kabul edildiği hususunda açıklık bulunmaması, hukuka aykırı bulunmuştur.

III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b. maddesi uyarınca takdiren İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.10.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2025/1415, K. 2025/12286, T. 13.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2025-1415-e-2025-12286-k-dfab2989d6f8