Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2024/2503 E. 2025/13338 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2024/2503
Karar No
2025/13338
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/48 E., 2023/402 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşya ve nakil aracının müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Hükmolunan 1875 gün adlî para cezasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 52/2. maddesi gereği bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle paraya çevrilmesi gerektiği kuralının gözetilmemesi ile sanığın cezasının 2 yıl 8 ay 15 gün hapis ve 5.000,00 TL adlî para cezası üzerinden infaz olunacağının belirtilmesi ile yetinilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi ve dosyada tek sanık bulunmasına karşın katılan lehine hükmolunan vekalet ücretinin ''sanıklardan" tahsiline karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş ise de, bahse konu hukuka aykırılıklar Yargıtay tarafından düzeltilerek giderilmiştir.

Açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322. maddesi gereği; hükmün takdiri indirim uygulanmasına ilişkin bendinin devamına gelmek üzere ''Sanığa verilen 1875 gün adlî para cezası bakımından; 5237 sayılı Kanun'un 52/2. maddesi gereği sanığın ekonomik durumu ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak 1 gün karşılığı takdiren 20,00 TL'den hesaplanmak suretiyle 37.500,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına,'' ifadesinin eklenmesi, hükmün cezada kazanılmış hakka ilişkin bendinden "5271 sayılı CMK'nın 307/5. maddesi uyarınca sanığın NETİCETEN 2 YIL 8 AY 15 GÜN HAPİS VE 250 GÜN ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA" ifadesinin çıkartılarak yerine "1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca sanığa verilen cezanın, 2 yıl 8 ay 15 gün hapis ve 5.000,00 TL adlî para cezası üzerinden infazına'' ifadesinin eklenmesi ve cezada kazanılmış hakka ilişkin bu bendin devamında yer alan 3 bendin çıkartılması ile hükmün vekalet ücretine hükmedilen fıkrasından "sanıklardan" ifadesinin çıkartılarak yerine "sanıktan" ifadesinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname'ye uygun olarak, oy çokluğuyla DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 05.11.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Sanık hakkında 02.04.20 15... .10.2021 tarihli kararlarla sanığın neticeten 2 yıl 8 ay 15 gün hapis ve 5.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu hükümlerin yalnızca sanık tarafından temyiz edildiği, yapılan temyiz incelemesi sonucunda "Dava konusu kaçak sigaraların değeri fahiş olduğu hâlde, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3/22. maddesi gereğince artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi" nedeniyle bozulduğu, bozma sonrası kurulan 28.09.2023 tarihli hükümde cezada kazanılmış hak nedeniyle sanığın neticeten "2 yıl 8 ay 15 gün hapis ve 250 gün karşılığı 5.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına" karar verildiği ve temyiz incelemesine konu bu hükme yönelik de aleyhe temyiz bulunmadığı anlaşıldığından, hükmün bu yönüyle onanması yerine; "sanığın cezasının 2 yıl 8 ay 15 gün hapis ve 5.000,00 TL adlî para cezası üzerinden infaz olunacağının belirtilmesi ile yetinilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi" gerekçesi ile "cezalandırılmasına" ifadesinin çıkartılarak "infazına" şeklinde düzeltilerek onanmasına ilişkin sayın Çoğunluğun kararına katılmıyoruz. 05.11.2025

KARŞI OY

Aleyhe değiştirme yasağı kuralı, 1412 sayılı eski Ceza Yargılama Yasası’nın temyiz (m.326/4) ve yargılamanın yenilenmesi (m.341/2) müesseseleri için düzenlenmişti. Bu kural, yeni 5271 sayılı Ceza Yargılama Yasası’nın istinaf (m.283), temyiz (m.307/5), kanun yararına bozma (m. 309/4-b) ve yargılamanın yenilenmesi (m.323/2) yasayollarında da benimsenmiştir. Bu yasak, yasal bir zorunluluk olup, yalnızca sanık yararına (lehine) yasayolu davası açıldığında geçerlidir.

5271 sayılı CMK'nın temyiz yasa yolunda kural şöyle düzenlenmiştir: “Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 262 nci maddede gösterilen kimselerce temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz” (m.307/4). Aleyhe ağırlaştırma/aleyhe bozma yasağı kuralı gereğince, bozma sonrası yeniden kurulacak hükümdeki yaptırım (ceza) ve hukuksal sonuçları, sanık aleyhine olarak eski hükümdekinden daha ağır olamayacaktır. Bozmadan sonra yeniden kurulacak hükümdeki eylemin niteliğinin, yani eylemin yeniden tanımlanmasının ve dolayısıyla suçun adının değişmesi bu kurala aykırılık oluşturmaz. Kuralın hukuksal temelini açıklarken günümüzde öğreti bir görüşte birleşmiştir. Bu görüşe göre; aleyhe bozma yasağı, sanığın, yasayoluna başvurduğunda aleyhe bir durum ortaya çıkacağından korktuğu için başvurudan vazgeçmesini önlemek amacına yöneliktir. Sanık hukuk düzenine güvenmeli, bu kaygıyı taşımadan ve çekinmeden yasayoluna başvurabilmeli, hak arama hakkını özgürce kullanabilmelidir. Sanık için de önemli olan, yaptırım ve yaptırımın hukuksal sonuçlarıdır. Bu sonuçlar, sanığı korkutmamalıdır.. Bu nedenle, aleyhe değiştirme yasağı hukuk devleti ilkesinin zorunlu bir sonucudur. Yasayoluna yalnızca sanık, onun yasal temsilcisi ve eşi ya da sanık yararına Cumhuriyet savcısı tarafından gidilmişse sanık hakkında yeniden kurulacak hükümdeki yaptırım (ceza türü ve ağırlığı bakımından) ve hukuksal sonuçları, sanığın aleyhine bozulan hükümdekinden daha ağır olamaz ve aleyhe değiştirilemez. Yukarıda da izah edildiği üzere; kanunkoyucu, aleyhte temyiz olmadığında cezanın aleyhte ağırlatılmasını kabul etmemiş ve yeniden kurulacak hükmün, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamayacağı şeklindeki emredici hükmü CMK'nin 307/4. fıkrasında açıkça düzenleme altına almıştır. Kanun koyucu düzenlemenin hiç bir yerinde bunun infazda gözetileceği şeklinde bir ibareye vermediği gibi, doktrinde de kazanılmış hakkın sadece sonuç ceza miktarı yönünden olabileceği yönünde görüş birliği bulunmaktadır. Cezada kazanılmış hakkın sadece önceki verilen cezanın infazı yönünden olabileceği gibi bir yoruma gitmek (yasanın emredici hükmünün yoruma muhtaç biryönü olmadığı halde), kanunun açık metnine, düzenleme amacına, hak arama hürriyetine ve hukuki güvenlik ilkesine aykırı olacaktır. Kanuna ve hukuka güvenerek hükmü temyiz eden sanığın hukuki durumu aleyhe olarak etkilenecek, temyiz ettiği andan daha geri bir duruma düşecektir. Ayrıca uygulamadan kaynaklı aşağıda ifade edilen sorunlara da sebebiyet verebilecektir, şöyle ki; -Sanığın adli sicil kaydında cezası önceki cezadan daha ağır bir ceza olarak görülecek, -Tekerrür uygulamasında adli sicildeki ceza miktarı esas alınarak koşullu salıverme süresine önceki kazanılmış cezadan daha fazla bir süre eklenebilecek (5275 sayılı Kanunun 108/2. fıkrası), -İlk hükümde TCK'nin 51... /4. maddelerinin sanık lehine uygulandığı hallerde sanığın aleyhine olabilecek uygulamalar doğabilecek, -İleride sanık lehine olabilecek yasal düzenlemelerden adli sicilde görülen ceza miktarı nedeniyle yararlanamama gibi bir durumla karşılaşabilecek, Ve benzer durumlarda sanığın hukuki durumu olumsuz etkilenebilecektir. Bu uygulama ise, 5271 sayılı CMK'nin 307/5. fıkrasındaki aleyhe değiştirme yasağı kuralının (cezada kazanılmış hak) konuluş amacına ve hukuki güvenlik ilkesine tamamen aykırılık teşkil edecektir. Bu nedenlerle; sayın çoğunluğun düzeltilerek onama düşüncesine bu yönden katılınmamıştır. 05.11.2025

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2024/2503, K. 2025/13338, T. 05.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2024-2503-e-2025-13338-k-8d88dad8630b