Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2023/5194 E. 2025/3823 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/5194
- Karar No
- 2025/3823
- Karar Tarihi
B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/422 E., 2022/1708 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet SUÇ TARİHLERİ : 05.04.2014, 10.04.2014 HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın ve nakil aracının müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
Zincirleme suç hükümleri uygulanan sanık hakkında zincirleme suç yönünden en ağır gümrüklenmiş değere konu eylemdeki miktar esas alınıp, buna göre de 7423 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3/23. maddesi uyarınca gümrüklenmiş değerin hafif değer olarak kabul edilerek indirim yapılması yerine, normal değer olarak kabul edilmesi suretiyle sanık hakkında fazla cezaya hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.
Açıklanan nedenle, sanık ...'nun temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usûlü Kanunu'nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, 06.03.2025 tarihinde karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE
Sanık ... hakkında, kaçakçılık suçundan yerel mahkemece verilen kararda, sanığın değişik zamanlarda aynı suçu işlemesi nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 43/1. maddesinde belirtilen zincirleme suç hükümleri uygulandığı, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun (5607 sayılı Kanun) 3/22. maddesinin uygulanmasında her iki suçtaki eşyaların toplam değerleri göz önünde tutulduğu, anılan hükmün temyizi üzerine, heyetimizin her iki suçtaki toplam gümrüklenmiş değerin esas alınmaması gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar vermiştir.
5237 sayılı Kanun’un 43/1. maddesinde “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır.” denilmiştir. 5607 sayılı Kanun’un 3/22. maddesinde ise “Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan suçların konusunu oluşturan eşyanın değerinin fahiş olması hâlinde, verilecek cezalar yarısından bir katına kadar artırılır. Eşyanın değerinin hafif olması hâlinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması hâlinde ise üçte birine kadar indirilir.” denilmiştir.
5237 sayılı Kanun’un 43/1. maddesinin uygulanabilmesi için değişik zamanlarda işlenen birden fazla fiilin “bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmesi” gereklidir. Dairemiz değişik zamanlarda kaçakçılık suçunun işlenmesi ve hukuki kesintinin olmaması halinde 5237 sayılı Kanun’un 43/1. maddesinin uygulanabileceğini kabul etmektedir. Anılan maddenin uygulandığı hallerde birden fazla birbirinden bağımsız suç olmakla birlikte, 5237 sayılı Kanun’un 43/1. maddesinde düzenleme gereğince sanığa tek suçtan ceza verilmekte, ancak bu ceza artırılmaktadır. Sanıkta bir suç işleme kararının var olduğunu kabul ettiğimize göre, değişik zamanlarda sanıkta yakalanan tüm eşyalar göz önüne alınmalı, 5607 sayılı Kanun’un 3/23. maddesi uygulamasında toplam eşyaların gümrüklenmiş değerleri hesaba katılmalıdır.
Sanığın değişik zamanlarda işlediği iki fiilin toplam gümrüklenmiş değeri 68.171,00 TL’dir. Bu miktar suçun işlendiği 2014 yılı değerlendirmelerine göre ‘’normal’’ kabul edilmektedir. Sanıkta yakalanan eşyaların bir kısmını var sayıp bir kısmını saymamak 5607 sayılı Kanun’un 3/23. maddesinin uygulamasında anlamsız sonuçlar doğurmaktadır. Bu uygulama kanun koyucunun değişik zamanlarda suç işleyenler yönünden cezanın artırılmasını öngören düzenlemedeki iradesine aykırıdır. Değişik zamanlarda suç işleyenlerin suç kastının daha yoğun olduğunda kuşku yoktur. Suç işleme kastı daha yoğun olan kişi daha az ceza alabilmekte, suç işleme kastı daha az alan olan kişi ise daha fazla ceza alabilmektedir.
5607 sayılı Kanun’un 5/2. maddesinde etkin pişmanlık düzenlenmiştir. Etkin pişmanlıkta gümrüklenmiş değerin iki katı kadar para devlet hazinesine ödendiği takdirde ceza indirimi söz konusudur. Değişik zamanlarda suç işleyenlerden etkin pişmanlık gösterenlere her bir suç için belirlenen gümrüklenmiş değeri ödemesi halinde ceza indirimi yapılmakta, tek suç için ödenen miktar esas alınarak bir ceza indirimi yapılmamaktadır. Bu uygulamanın doğru olduğu konusunda bir kuşku yoktur. Etkin pişmanlıkta tüm suçlar yönünden ödeme yapılması esas alınırken, 5607 sayılı Kanun’un 3/23. maddesi uygulamasında bir suça konu eşyanın değerinin esas alınması çelişkidir.
5607 sayılı Kanun’un 3/23. maddesinde “suçların konusunu oluşturan eşya” denilmiştir. Kaçakçılık suçu değişik zamanlarda işlenmiş olsa bile suçun konusu eşyaların toplamından ibarettir. Bu nedenle 5607 sayılı Kanun’un 3/23. maddesi uygulanırken suçun konusunu oluşturan eşyaların toplam değerleri esas alınarak uygulama yapılmalıdır.
Yukarı gerekçelere göre, sanık hakkında 5607 sayılı Kanun’un 3/23. maddesi uygulamasında değerin normal kabul edilmesi ve mahkemece bu doğrultuda karar verildiği gözetilerek, kararın onanması gerektiğini düşündüğümüzden hükmün bozulmasına dair sayın heyetimizin çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. 06.03.2025