Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2023/10348 E. 2024/9066 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2023/10348
Karar No
2024/9066
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/154 E., 2022/14 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, eşya müsaderesi, nakil aracının iadesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz istemi; nakil aracının müsaderesine karar verilmesi gerektiği sebebi ile hükmün bozulması talebine ilişkindir. 2.Sanık müdafiinin temyiz istemi; hükmün usul ve kanuna aykırı olması, lehe hükümler uygulanması gerektiği sebepleri ile hükmün bozulması talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Cumhuriyet savcısından alınan arama kararı uyarınca sanığın sürücüsü olduğu araçta yapılan aramada, 25.000 paket kaçak sigara ele geçirildiği anlaşılmıştır. Sanık savunmasında; para karşılığında sigaraları taşıdığını beyan ederek atılı suçu kabul etmiştir. Dava konusu eşyanın değerinin fahiş kabul edildiği, Dairemiz yerleşik uygulamalarına uygun olduğu anlaşılmıştır. Sanığa soruşturma aşamasında etkin pişmanlık ihtaratı yapılmadığı, bozma sonrasında ise gümrüklenmiş değerin iki katı tutarını indirim oranı belirtilmeden, 10 gün içerisinde ödemesinin ihtar edildiği görülmüştür. Nakil aracının, malen sorumlu ... adına tescilli, 2012 model Volkswagen marka kapalı kasa kamyonet olduğu, hakkındaki beraat kararı kesinleşen dosya sanığı Yasin Öztürk tarafından kiralandığı anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, sanığın mahkûmiyetine ilişkin karara yönelik, sanık ve müdafii tarafından istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 61 ve 62 nci maddeleriyle değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 ve 5 inci maddelerinde yapılan değişikliklerin, hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmuş sanık lehine olması nedeni ile dava dosyası mahkemesine iade edilmesi neticesinde temyize konu hüküm kurulmuştur. A. Katılan ... İdaresi Vekilinin ve Sanık Müdafiinin Nakil Aracının İadesi Kararına İlişkin Temyiz İstemleri Yönünden Dosya kapsamına göre malen sorumlunun iyiniyetli 3. kişi olduğunun anlaşılması karşısında, Mahkemenin nakil aracının müsaderesine yer olmadığına ilişkin kabul ve gerekçesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. B. Mahkûmiyet Kararına İlişkin Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden Tüm dosya kapsamına göre sanığın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; 1.7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulanmasının olanaklı hale geldiği ve sanığa soruşturma aşamasında etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmadığı cihetle, suça konu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarının sanık tarafından kovuşturma evresinde ödenmesi halinde 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezasında yarı oranında indirim yapılacağının ihtar edilmesi gerektiği gözetilerek indirim oranı belirtilmeden ihtarat yapılması ve hüküm verilinceye kadar ödeme yapabileceğinin ihtarı yerine belirli bir süre içerisinde ödeme yapması gerektiği ihtar edilerek savunma hakkının kısıtlanması, 2.Sanıktan ele geçen tüm sigaraların müsaderesi talep edildiği halde yalnızca numune sigaralar hakkında hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR A. Katılan ... İdaresi Vekilinin ve Sanık Müdafiinin Nakil Aracının İadesi Kararına İlişkin Temyiz İstemleri Yönünden Gerekçe bölümünde (A) paragrafında açıklanan nedenlerle katılan ... İdaresi vekili ve sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan ... İdaresi vekilinin ve sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle nakil aracının iadesine dair hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA, B. Mahkûmiyet Kararına İlişkin Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçe bölümünde (B) paragrafında açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Ankara 32. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.10.2024 tarihinde karar verildi. K I S M Î K A R Ş I D Ü Ş Ü N C E Sanık ... hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün sanık müdafi ve katılan idare vekili tarafından temyizi üzerine, sayın çoğunluğun hükmün müsadereye ilişkin fıkrasının onanmasına dair kararı yerinde değildir. Şöyle ki; Yerel Mahkemenin 25.01.2022 tarih ve 2022/14 sayılı kararıyla sanığın 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan mahkumiyetine, suçta kullanılan aracın iadesine karar verilmiştir. Temyiz incelemesi yapan Dairemiz, hükmün suçta kullanılan aracın iadesine ilişkin fıkrasının onanmasına, mahkumiyete ilişkin kısmının ise bozulmasına karar vermiştir. Esas hükümle birlikte Yargıtay’ın temyiz incelemesine tabi tutulan müsadere kararının, aynı davanın konusunu oluşturan suça doğrudan bağlı olduğu hallerde suça ilişkin mahkumiyet hükmü bozulduğunda, bu hükme bağlı olarak verilen müsadereye ilişkin hüküm fıkrasının onanması ya da düzeltilerek onanması mümkün değildir. Nitekim doktrindeki görüşler ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları da bu yöndedir. Hükmün bozulması durumunda hüküm tümüyle ortadan kalkar, kısmi kesinleşme olmaz. (Nurullah Kunter, Temyiz Kanunyolunda Reform, Cumhuriyetin Ellinci Yılında Ceza Adalet Reformunun İlkeleri Sempozyumu Kanun Yolları, İstanbul 1973, s 97; Feridun Yenisey, Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, 5. Baskı, Ankara, Ekim 2017, s. 963; Veli Özer Özbek, M. Nihat Kanbur, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, İlker Tepe, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, Ankara 2011, s. 733). Bir karar bozulmakla tümüyle ortadan kalkmış ve hukuki gerekliliğini yitirmiş olacağından mahkeme bozmaya uyarsa yeni bir hüküm kurmak zorundadır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 14.11.1994 tarih ve 1994/5-262/280 E-K; 26.12.1994, 1994/1-350/375 E-K). Yukarda anlatılan doktrindeki görüşler ve Ceza Genel Kurulu kararlarına göre, özetle, bir karar hangi nedenle ve ne yönde bozulursa bozulsun tümüyle ortana kalkacak ve hukuki sonuç doğurma özelliğini kaybedecektir. Yine; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.07.2014 tarih ve 2014/66-365 E-K sayılı ilamı ile birçok ilamında, Dairemiz ile diğer Ceza Dairelerinin ilamlarında belirtildiği gibi müsadere kararı bir güvenlik tedbiri olmakla birlikte hükmün bir parçasını oluşturmaktadır. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise, yani incelemeye konu dosyada olduğu gibi suçta kullanılan aracın müsaderesi işlenen suça bağlı olarak talep edilmişse, mahkemenin kurmuş olduğu hüküm bir bütün olup, bozma kararı verilmesi halinde hüküm tüm sonuçları ile ortadan kalkacak, yerel mahkeme ya da istinaf ceza dairesince bozma sonrası yapılacak yargılamada müsadere ile ilgili yeniden değerlendirme yapılarak bu konuda da karar verilecektir. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise ancak asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğurabilir. Bu halde sadece müsaderenin infazı mümkün değildir. Hükmün bölünmek suretiyle, asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğuran müsadere ile ilgili fıkranın onanması, hükmün diğer kısımlarının bozulması halinde yerel mahkeme ya da istinaf ceza dairesi kararının ceza ve güvenlik tedbiri olarak birbirinden ayrıştırılması sonucunu doğuracaktır. Bunların yanı sıra 5237 sayılı Türk Ceza Yasası’nın 54/3. maddesinde belirtildiği gibi müsadere kararının verilip verilmeyeceği mahkemenin takdirine bırakılan hallerde ki, dosyamızdaki müsadere hususu hakimin takdirinde olup, takdir yetkisinin ve mahkemenin direnme hakkının elinden alınması sonucuna neden olacaktır. Bunun tek istisnası müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili olmayıp müsadere konusu eşyanın üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımının suç oluşturmasıdır. Tüm bu anlatılanlar dikkate alındığında hükmün suçta kullanılan aracın iadesine ilişkin kısmının onanmasına dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 17.10.2024

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2023/10348, K. 2024/9066, T. 17.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2023-10348-e-2024-9066-k-09b79b9e1601