Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2022/16909 E. 2023/9961 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2022/16909
Karar No
2023/9961
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/40 E., 2022/238 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Beraat, ele geçen eşyanın iadesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Bakırköy 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.02.2013 tarihli ve 2011/1317 Esas, 2013/204 Karar sayılı kararı ile sanığın 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci, 50 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca hapis cezasından çevrili 14.000,00 TL ve doğrudan hükmedilen 2.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, ele geçen eşyanın müsaderesine karar verilmiştir. 2.Yukarıda bahsi geçen kararın, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 01.10.2015 tarihli ve 2014/22451 Esas, 2015/19445 Karar sayılı ilâmıyla onanmasına karar verilmiştir. 3.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.02.2017 tarihli ve KD-2017/3901 sayılı itiraz dilekçesi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 15.03.2017 tarihli ve 2017/5797 Esas, 2017/1770 Karar sayılı ilâmıyla itirazın reddine, dosyanın itiraz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir. 4.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.03.2021 tarihli ve 2017/7-587 Esas, 2021/131 Karar sayılı kararı ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 01.10.2015 tarihli ve 2014/22451 Esas, 2015/19445 Karar sayılı onama kararının kaldırılmasına, Bakırköy 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.02.2013 tarihli ve 2011/1317 Esas, 2013/204 Karar sayılı kararının, sanığın beraati gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verilmiştir. 5.Yukarıda anılan bozma ilâmı sonrasında yapılan yargılamada; Bakırköy 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.02.2022 tarihli ve 2022/40 Esas, 2022/238 Karar sayılı kararıyla sanığın beraatine, ele geçen eşyanın iadesine karar verilmiştir. 4.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 02.12.2022 tarihli ve 7-2022/107422 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan Gümrük İdaresi vekilinin temyiz sebepleri; sanık hakkında verilen beraat kararının bozulması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Olay tarihinde Atatürk Hava Limanı Dış Hatlar Terminali geliş katı yolcu karşılama salonunda kolluk görevlilerince yapılan denetimler sırasında gümrüklü alandan çıkarak ''A'' çıkış kapısına yönelen sanıktan şüphelenilmesi üzerine yapılan pasaport kontolünde sanığın Libya uyruklu olduğunun ve Türk Hava Yolları'na ait uçakla Trablus'... geldiğinin belirlendiği, sonrasında sanığın beraberindeki bagajın X-Ray cihazına sevk edildiği, şüpheli yoğunluk görülmesi üzerine yapılan fiziki kontrolde, farklı ebatlarda ve ağırlığı 16.850 gr olan beş adet külçe altının ele geçirildiği anlaşılmıştır. 2.Sanığın aşamalardaki savunmasında; beraberindeki altınlar karşılığında tıbbi malzeme almak amacıyla Dubai'ye gitmek üzere bilet almak için gümrüklü alandan çıktığını, bu alandan ayrılmaması veya yanındaki eşyayı emanete ya da gümrük idaresine teslim etmesi gerektiğine ilişkin bilgisi olmadığını, kendisini ifade edecek derecede gerek İngilizce gerekse Türkçe bilmediğini beyan ettiği görülmüştür. IV. GEREKÇE Olayın oluş biçimi, Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararı, dosyada mevcut resmî yazışmalar, bilirkişi raporları, sanığın aşamalardaki savunması ve tüm dosya kapsamı karşısında, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bakırköy 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.02.2022 tarihli ve 2022/40 Esas, 2022/238 Karar sayılı kararında katılan Gümrük İdaresi vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan Gümrük İdaresi vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.11.2023 tarihinde karar verildi. KARŞI DÜŞÜNCE Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 01.11.2011 tarihli iddianamesi ile olay tarihinde kolluk güçlerinin Atatürk Havalimanı dış hatları geliş katında gümrüklü alandan çıkış yapan Libya uyruklu ... isimli şahsın eşyaları arasında 5 adet değişik ebatlarda külçe halinde 16.850 gr altın ele geçirildiği, sanığın bunları gümrük görevlilerine beyan etmeyerek üzerine atılı gümrük kaçakçılığı suçunu işlediğinden bahisle açılan kamu davası sonucunda Bakırköy 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.02.2013 tarih ve 1317-204 E.K. ile yolcu olan sanığın beraberindeki ticari mahiyette olan eşyayı gümrük işlemlerine tabi tutmadığından sübut bulan eyleminden dolayı 5607 sayılı Kanun'un 6/4 madde yollamasıyla 3/1, TCK’nın 52/1, 62, 50/1-a, 52/2, 52/4 maddeleri uygulamasıyla 80.000 TL adli para cezası ile cezalandırılıp, 24 eşit taksitte tahsiline, suç konusu eşyaların 5607 sayılı Kanun'un 13 ve TCK'nın 54. maddeleri gereğince müsaderesine karar verildiği, bu kararın temyizi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 01.10.2015 tarihli ve 22451-19445 sayısı ile kararın onandığı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.02.2017 tarih ve 2017/3901 sayısı ile yabancı uyruklu sanığın suç işleme kastı olmadığından mahkumiyet hükmünün onanmasına dair karara itiraz edildiği, Dairemizce itiraz yerinde görülmediğinden dosyayı inceleyen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.03.2011 tarih ve 2017/7-587 E., 2021/131 K. sayısıyla oy çokluğuyla itirazın kabulüne karar verilip sanığın beraati yerine mahkumiyetine hüküm olunması isabetsizliğinden bozulması karar verilip dosya mahalline gönderildiğinde Bakırköy 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.02.2022 tarih 2022/40 E., 2022/238 K. sayısıyla bu defa sanığın beraati yönünde karar verildiği, 7. Ceza Dairesinin 2022/16909 E., 2023/9961 K. sayısıyla oy çokluğuyla bu son karar onanmış ise de; Yukarıda belirtilen ve iştirak ettiğimiz Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.03.2011 tarih ve 2017/7-587 E,. 2021/131 K. sayılı ilamındaki muhalefet gerekçesinde özet olarak belirttiğimiz gibi suç tarihinde yürürlükte bulunan 4458 sayılı Gümrük Kanunu 3, 39, 46, 58. maddeleri ile kıymetli maden ithalatına ilişkin gümrük işlemlerini düzenleyen 1567 sayılı Kanunun 1. maddesi ve Türk Parasını Koruma Hakkında 32 sayılı Kararın 2 ile 7. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde Libya’dan Türkiye’ye gelen ve değeri 15.000 Dolardan fazla standart işlenmiş toplam 5 adet 16.850 gr ağırlığında ticari mahiyet arz eden altınları ticari kast ile ülkeye soktuğu anlaşılan sanık ...’ın suçu sabit olduğundan cezalandırılması ve suçta ele geçirilen eşyaların (altınların) müsaderesi gerekeceği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne iştirak edilmemiştir. 14.11.2023 KARŞI DÜŞÜNCE Sanık ... hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan beraate ilişkin kararın katılan Gümrük İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine, beraate ilişkin karar ... değilse de Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararına karşı gidilebilecek yasa yolu bulunmadığından onanmasına ilişkin karara değişik gerekçeyle katılmaktayım. Şöyle ki; Dosya kapsamına göre, 01.11.2011 tarihinde Libya vatandaşı sanığın Atatürk Havalimanı dış hatları geliş katında gümrüklü alandan çıkarak A çıkış kapısına yöneldiği sırada şüphelenilerek x-ray kontrolüne yönlendirildiği ve eşyaları arasında suça konu 5 adet değişik ebatlarda külçe halinde toplam 16.850 gr altın ele geçirildiği sabittir. Yerel Mahkeme 18.03.2013 tarihli kararı ile sanığın; 5607 sayılı Yasanın 3/1 inci madesinden sonuç olarak hapis cezasından çevrilme 14.000,00 TL ve doğrudan verilen 80.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, suça konu altınların zoralımına karar vermiştir. Sanık müdafiinin temyizi üzerine Dairemiz 01.10.2015 tarih ve 2015/19445 karar nolu kararıyla, yerel mahkemenin mahkumiyet kararını onamıştır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine, Yargıtay Ceza Genel Kurulu 23.03.2021 tarih ve 2021/131 karar nolu kararıyla “suçun manevi unsurunun gerçekleşmediği”nden bahisle sanığın beraati gerektiği gerekçesiyle hükmü bozarak dosyayı yerel mahkemeye göndermiştir. Yerel Mahkeme 25.02.2022 tarih ve 2022/238 karar nolu kararıyla sanığın beraatine karar vermiş, bu karar da Gümrük İdaresi vekilinin temyiziyle Dairemize gelmiştir. Olay tarihinde yurt dışından yolcu olarak gelen sanığın Atatürk Havalimanı yoluyla yurda giriş yaptığı, beraberinde getirdiği suç tarihindeki CİF değeri 1.246.988,00 Tl olup, ticari mahiyet ve miktarda yabancı menşeli, gümrük vergi ve resimlerine tabi olmayan, ithali için gümrüğe beyan edilmesi, ayar tespitinin yapılması gereken 16.850 gram ağırlığındaki külçe altını, gümrük işlemine tabi tutmadan, gümrüklü alandan çıktıktan sonra, yolcu karşılama salonunun A çıkış kapısına yöneldiği sırada yakalandığı anlaşılmaktadır. Sanığın, suç konusu altınlar için ülkeye giriş yaptığı sırada beyanda bulunmadığı gibi, savunmasında belirtiği şekliyle Trablus Askeri Konseyine ait olması, takas amacıyla Dubai’ye götürülüyor olması halinde de suça konu altınların gümrüklü alandan çıkarılmadan, emanete bırakılması gerektiği, sanığın emanete bırakmadan suça konu altınları gümrüksüz alandan çıkarıp gümrüklü alana geçtiktan sonra yakalandığı, kaldıki Dubai’ye gitmek için bilet de ibraz edemediği, Dünyadaki tüm ülkelerde belirli miktardaki para ve altının bildirimde bulunmadan ülkeye girişinin yasak olduğu, Türk Ceza Kanunu’nun 4 üncü maddesi uyarınca kanunu bilmemenin mazeret sayılamayacağı, bunun istisnasına da Türk Ceza Kanunu’nda yer verilmediği, Ceza Genel Kurulunun “sanığın kasıtlı hareket ettiğine ilişkin … delil bulunmadığı ve … suçun manevi unsurunun gerçekleşmediği” yönündeki değerlendirme ve kararının ... olmadığı, sonuç itibariyle gümrük işlemine tabi tutmadan kaçak yollardan suça konu 16.850 gram altını yurda sokan sanığın müsnet suçtan cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirdi. Aksini düşünmek yani Ceza Genel Kurulunun kararında belirtildiği gibi suçun manevi unsurunun bulunmadığının kabul edilmesi halinde tüm Dünya ülkelerinde ve Türkiye’de, Gümrük Kanunu ve Gümrük Kanunu’nun ihlalinin yaptırımını belirleyen Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun uygulanmasının imkansız hale getirilmesine yol açacaktır. Bu anlatılanlar karşısında Yerel Mahkemenin, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun kararına uyarak verdiği beraate ilişkin karar ... değilse de; Ceza Genel Kurulu kararına karşı gidilebilecek yasa yolu bulunmadığından; değişik gerekçeyle yerel mahkemenin kararının onanmasına katılmak zorunluluğu doğmuştur. 09.11.2023

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2022/16909, K. 2023/9961, T. 09.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2022-16909-e-2023-9961-k-ac10f6485e54