Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/9156 E. 2025/766 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/9156
- Karar No
- 2025/766
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/546 E., 2014/438 K. SUÇLAR : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet, trafik güvenliğini tehlikeye sokma HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kaçak eşyanın ve suçta kullanılan nakil aracının müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî incelenmeksizin iade, kısmî düzeltilerek onama Sanık ... hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231/5. maddesi uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının aynı Kanun’un karar tarihinde yürürlükte bulunan 231/12. fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu; sanık hakkında diğer kaçakçılık suçundan kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, gıyabi kararın sanık ...'ın yargılama aşamasında bildirdiği son adres yerine mernis adresinde 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesi uyarınca tebliğ edilmesi usulsüz olduğundan sanık ...'ın 04.11.2014 tarihinde kararı öğrendiği kabul edilerek sanık müdafiinin temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I-Sanık ... Müdafiin Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararına İlişkin Temyiz İstemi Yönünden Sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesi uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231/12. maddesi gereği karar tarihi itibarıyla itiraz yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı ve aynı Kanun’un 264/1. maddesinde yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği anlaşılmakla, dava dosyasının, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, II-Sanık ... Müdafiin Kaçakçılık Suçuna İlişkin Mahkûmiyet Hükmüne Yönelik Temyiz İstemi Yönünden 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) "Sanığın veya hükümlünün ölümü" kenar başlıklı 64/1. maddesi; "Sanığın ölümü halinde kamu davasının düşürülmesine karar verilir. Ancak, niteliği itibarıyla müsadereye tabi eşya ve maddi menfaatler hakkında davaya devam olunarak bunların müsaderesine hükmolunabilir." şeklinde düzenlenmiştir. Sanık ...'ın, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden (UYAP) temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 18.04.2024 tarihinde vefat ettiğinin ve bu durumun ... İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından tescil edildiğinin anlaşılması bozmayı gerektirmiştir. Açıklanan nedenle sanık ... müdafiin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 321/1. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1. maddesinin (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi gereği sanığın vefat etmesi nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, III-Sanık ...'ın Kaçakçılık Suçuna İlişkin Mahkûmiyet Hükmüne Yönelik Temyiz İstemi Yönünden Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; 1. Sanıklar ... ve ... hakkında kamu davası açıldıktan sonra dava dışı sanıklar ... ve ... ... hakkında aynı eyleme iştirak ettiklerinden bahisle Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yetkisizlikle gelen soruşturma üzerine, Gevaş Cumhuriyet Başsavcılığınca 13.06.2014 tarihli ve 2014/233 Esas sayılı iddianame ile ayrı bir kamu davası açıldığı ve bu sanıklar yönünden Gevaş Asliye Ceza Mahkemesince mahkûmiyet hükmü kurulduğu sanıkların temyizi üzerine Dairemizin 2021/7398 Esasına kayıtlı olduğu anlaşılmakla, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 4/2. maddesinde düzenlenen toplu kaçakçılık suçu yönünden kanuni koşulları değerlendirilerek sanık ...'ın hukuki durumunun tayin ve takdiri yerine bu husus gözetilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. 2. Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin, 11.04.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesinin son cümlesi yollamasıyla aynı Kanun'un 3.maddesinin 5. ve 10. fıkraları kapsamında bulunduğu gözetildiğinde; 10.12.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 22. fıkrasının ''3/23." madde ve fıkrası olarak değiştirildiği dikkate alınarak, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı ... geldiği ve dava konusu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katının ödenmesi halinde, soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca etkin pişmanlık ihtarında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle; Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi ile ile 6545, 7242 ve 7423 sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3/18-son yollamasıyla aynı Kanun'un 3/5, 3/10, 3/23 ve 5/2. maddeleri somut olaya ayrı ayrı uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı Kanun'un 7. maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12/2. maddesi gereği ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının Mahkemesince saptanması ve sonucuna göre uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir. 3. Temyiz incelenmesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 31.10.2013, iddianame düzenleme tarihinin ise 02.12.2013 olduğu, Yapılan UYAP sorgulamasında, Dairemizin 16.12.2021 tarihli ve 2021/8769 Esas, 2021/17505 Karar sayılı ilâmıyla bozulmasına karar verilen Bitlis 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.11.2014 tarihli, 2014/104 Esas, 2014/576 Karar sayılı ve bozma üzerine Bitlis 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/146 Esasında derdest olarak kayıtlı dosyasında suç tarihinin 06.11.2013, iddianame düzenleme tarihinin 31.01.2014 olduğu, Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarihli ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar, 16.05.2017 tarihli, 2015/7-398 Esas, 2017/272 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; bu dosyalardaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre adı geçen sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyaların incelenmesi, derdest ise dosyaların birleştirilmesi, kesinleşmiş ise dosyaların aslının veya onaylı bir örneğinin bu dosya arasına alınması ve sonucuna göre sanığın hukukî durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde bu husus nazara alınmadan hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. 4. Suç konusu kaçak eşyanın müsaderesi ile yetinilmesi yerine tasfiyesine de karar verilmesi, 5. Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 31.10.2013 yerine 01.11.2013 şeklinde belirtilmesi hukuka aykırı görülmüştür. Açıklanan nedenlerle, sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 14.01.2025 tarihinde karar verildi.