Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/4855 E. 2025/9710 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/4855
- Karar No
- 2025/9710
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2010/242 E., 2016/107 K. SUÇLAR : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet, resmi belgede sahtecilik HÜKÜMLER : 1.Sanıklar ..., ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,... ve ... hakkında kaçakçılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından beraat 2.Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında kaçakçılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî onama, kısmî zamanaşımı nedeniyle düşme
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Katılan Gümrük İdaresi Vekilinin Münhasıran Kaçakçılık ve Resmi Belgede Sahtecilikten Verilen Beraat Kararlarına; O yer Cumhuriyet Savcısının Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... Hakkında Kaçakçılık ve Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Verilen Beraat Kararlarına; Sanıklar ..., ..., ..., ... Müdafiin Sanıklar Hakkında Kaçakçılık ve Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Verilen Mahkûmiyet Kararlarına Yönelik Temyiz İstemleri Yönünden Yapılan İncelemede;
I.Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... Hakkında Kaçakçılık ve Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden Yapılan İncelemede;
A.Sanıklar ..., ... ve ... Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Verilen Beraat Kararları Yönünden Gümrük memurları olan sanıklara atılı resmi belgede sahteciliğe ilişkin eylemlerinin ilgili 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 204/2. maddesi kapsamında olup ve 5237 sayılı Kanun'un 66/1-d ve 67/4. maddelerine göre 15 yıllık olağan ve 22 yıl 6 aylık olağanüstü zamanaşımı sürelerine tabi olduğu gözetilerek inceleme yapılmıştır. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan Gümrük İdaresi vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, katılan Gümrük İdaresi vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B.Sanıklar ..., ... ve ... Hakkında Kaçakçılık Suçundan Verilen Beraat Kararları Yönünden Sanıkların aşamalardaki savunmaları ve tüm dosya kapsamına göre, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçunu diğer sanıklarla iştirak halinde toplu olarak işlediklerine dair dosyaya yansıyan somut delil bulunmadığı anlaşılmakla; Sanıkların yargılama konusu eylemlerine göre belirlenecek cezaların türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e bendi gereği 8 yıllık olağan, aynı Kanun'un 67/4. maddesi gereği ise 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı sürelerinin öngörüldüğü, zamanaşımını son kesen işlemler olan sanıkların savunma tarihlerinden temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğunun anlaşılması bozmayı gerektirmiştir. Açıklanan nedenlerle katılan kurum vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 321/1. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1. maddesinin (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
C.Sanıklar ..., ..., ... ve ... Hakkında Kaçakçılık ve Resmi Belgede Sahtecilik Suçlarından Verilen Beraat Kararları Yönünden Sanıkların yargılama konusu eylemlerine göre belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e bendi gereği 8 yıllık olağan, aynı Kanun'un 67/4. maddesi gereği ise 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı sürelerinin öngörüldüğü, sanıklara atılı suçların işlendiği tarihten temyiz incelemesi tarihine kadar, 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğunun anlaşılması bozmayı gerektirmiştir.
Açıklanan nedenlerle katılan kurum vekilinin ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun'un 321/1. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1. maddesinin (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
II.Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... Hakkında Kaçakçılık ve Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden Yapılan İncelemede; Sanıklar ...'nin, ...'nın, ...'ın ve ...'nin yetkilileri ve ortakları oldukları firmalar adına tescilli ihracat beyannameleri ile ihracat beyannamesi muhteviyatı eşyaların fiilen taşınmadığı halde farklı eşyalara ilişkin düzenlenen beyannamelere konu özet beyanlardaki taşıma senedine "yavru beyanname" olarak bağlanarak kapatıldıkları, suça konu ihracat beyannamelerinin gümrük müşavirleri sanıklar ...'nin, ...'in ve ...'nun şifreleri kullanılarak tescil edildiği, bu şifreler olmadan eylemlerin icra edilmesi mümkün olmadığı gibi söz konusu ihracat beyannameleri muhteviyatı eşyaları Transalkım Firmasının naklettiği ve anılan firmanın çalışanı olan sanık ...'in şifresi ile özet beyan olarak yapılan eklemelerle yavru beyannamelerin düzenlendiği anlaşılmıştır.
A.Sanıklar ..., ..., ... ve ... Hakkında Kaçakçılık ve Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden Yapılan İncelemede; Her ne kadar mahkemece sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında atılı resmi belgede sahtecilik ve 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından beraat kararları verilmiş ise de, bahse konu ihracat beyannamelerinin ekinde bulunması gereken TIR karneleri ve özet beyan olmadan tescil edildikleri, bu nedenle 5607 sayılı Kanun'un 3/9. maddesindeki düzenleme gereği "İhracat gerçekleşmediği halde gerçekleşmiş gibi göstermek" fiilinin somut olayda gerçekleştiği, sanıkların iştirak halinde ve toplu olarak yavru beyannamelere konu eşyaları Türkiye Gümrük Bölgesi dışına çıkartmadıkları halde ihraç etmiş gibi gösterdiklerinin sabit olduğu gözetilerek, resmî belgede sahtecilik suçu bakımından sanıkların eylemlerine uyan 5237 sayılı Kanun'un 204/2. maddesi gereğince, kaçakçılık suçu bakımından ise 5607 sayılı Kanun'un 3/9. maddesi ve aynı Kanun'un 4/2. maddesi gereği mahkûmiyetlerine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde beraatlerine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle, katılan Gümrük İdaresi vekilinin ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
B.Sanıklar ..., ... ve ... Hakkında Kaçakçılık ve Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden Yapılan İncelemede; 1.Olayların oluş biçimleri, sanıkların aşamalardaki savunmaları, dosyada mevcut bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı karşısında, atılı suçların sanıklar tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; Dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin 2 katının ödenmesi halinde; soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca etkin pişmanlık ihtaratında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle; 10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3. maddesinin "yirmiikinci" fıkrasının “yirmiüçüncü” fıkra olarak değiştirildiği gözetilerek, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3/23. maddesine eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanıklar lehine hükümler içerdiği, yine aynı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği dikkate alınarak, 5237 sayılı Kanun'un 7. maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12/2. maddesi kapsamında ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu bozmayı gerektirmiştir.
2.Suç tarihinde yürürlükte bulunan 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun geçici 6/6. maddesinin “Gümrük müşavirleri ve gümrük müşavir yardımcıları, görevleri sırasında veya görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı fiillerinin niteliğine göre Türk Ceza Kanunu’nun Devlet memurlarına ait hükümleri uyarınca cezalandırılır” hükmü uyarınca gümrük müşavirleri sanıkların eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 204/2. maddesindeki resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu, dosya kapsamına göre müşavir sanıklarla birlikte ve iştirak halinde atılı suçu işleyen sanıklar ..., ... ve ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 204/2. maddesi yerine aynı maddenin (1). fıkrası uygulanmak suretiyle eksik ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle, sanıklar müdafiin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, temyiz edenin sıfatına göre 1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca sanıkların cezada kazanılmış haklarının saklı tutulmasına,
III.Sanık ... Hakkında Kaçakçılık ve Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden Yapılan İncelemede; Sanığın, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 27.08.2017 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması karşısında, bu durumun Mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Kanun'un 64/1. maddesi uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülüp düşürülmeyeceğinin, ilgili taraflar usulünce duruşmadan haberdar edildikten sonra karar yerinde duruşma açılarak yapılacak yargılamada değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenle sanık müdafiin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 26.06.2025 tarihinde karar verildi.