Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2010/4146 E. 2012/18053 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/4146
- Karar No
- 2012/18053
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : 5607 sayılı yasaya muhalefet HÜKÜM : Hükümlülük ve müsadere Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Diğer temyiz itirazları yerinde değil ise de ; Mahkeme tarafından CMK. 231/5. madde nin uygulanması değerlendirmesinde "Yasal şartların oluşmaması nedeni ile CMK. 231/5 maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına" karar vermiştir. CMK. 231/5 maddesinde "Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir." hükmü ile sanığa verilen cezanın hapis cezası olması halinde süresine göre veya para cezası olması hallerinde öncelikle hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesi içinde olup olmadığının ve uygulanıp uygulanamayacağı kuralı getirilmiştir. CMK. 231/6 maddesinde ise (5) fıkra içinde kalan cezalar nedeniyle sanığa bu müessesinin uygulanabilmesi için diğer şartlar düzenlenmiştir. Buna göre; "CMK. nun 231/ (6) fıkra, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir. Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez. (14) Bu maddenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, Anayasa'nın 174 üncü maddesinde koruma altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlarla ilgili olarak uygulanmaz." fıkralarının mahkeme tarafından dosyadaki bilgi ve belgelere göre irdelenerek karar verilmesi gerekmektedir. Zira; Anayasanın 141 ve CMK. nun 34 maddelerinde düzenlenen ve mahkeme kararlarının gerekçeli olması zorunluluğunu getiren amir hükümler mahkemeler tarafından bağlayıcı kuraldır. Hükmün gerekçeyi içermemesi CMUK.nın 308/7. maddesi uyarınca "kanuna mutlak muhalefet" halini teşkil etmektedir. Kararların gerekçeli olması zorunluluğu 1412 sayılı Yasanın 308. maddesi dışında; Anayasanın 141. maddesinin 3. fıkrasında, yürürlükten kalkan 1412 sayılı Yasanın 32. maddesinde ve 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı Yasanın 32. maddesinde yer almaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 02.05.2000/11-89-91 gün ve sayılı kararında da belirtildiği gibi; "...gerekçe, hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun açıklamasıdır. Gerekçenin dosyadaki bilgi ve belgelerin yerinde değerlendirildiğini gösterir biçimde geçerli, yeterli ve yasal olması aranmalıdır. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, yasa koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada da keyfiliğe yol açar. Keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek, denetim yapılmasına olanak sağlamak için, hükmün gerekçeli olması gerekir.'" Bu nedenlerle CMK.231/5 maddenin uygulanmamasına karar verilirken hükümde gerekçe gösterilmemesi ve karar içeriğinde, "mahkeme tarafından yapılan araştırma üzerine, idarenin zararının olmadığını belirtmesi karşısında ...yasal şartları oluşmadığından ve de kanun koyucunun amacına ters düşmeden sanık hakkında uygulanma imkanı doğmadığından uygulanmamıştır şeklindeki tanımsız açıklama ile çelişkiye düşülmesi nedenleri , Bozmayı gerektirmiş, O yer Cumhuriyet Savcısının ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA, 28.05.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.