Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2009/8801 E. 2010/11920 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2009/8801
Karar No
2010/11920
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : 1918 Sayılı Kanuna Muhalefet HÜKÜM : Sanık ... hakkında beraatine; sanıklar ... ve ... haklarında hükümlülüklerine ve zoralıma Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; I-Yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, gösterilen gerekçeye ve takdire göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, sanık ... hakkında verilen beraat kararının istem gibi ONANMASINA, II-Sanıklar ... ve ... müdafiinin temyizi üzerine yapılan incelemede; 1918 sayılı yasanın 27/2 ve 4926 sayılı yasanın 5/son madde fıkralarında toplu kaçakçılık suçunun oluşabilmesi için eylemin iki veya daha fazla kişi trafından gerçekleştirilmesinin yeterli olduğunun öngörülmesine karşın, hükümden sonra 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK.nun 2.maddesinin 1.fıkrasının (k) bendinde toplu suç "aralarında iştirak iradesi bulunmasa da üç veya daha fazla kişi tarafından işlenen suçu" ifade eder şeklinde tanımlanmış, yine 31.03.2007 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5607 sayılı yasanın 4 - (2) maddesi "Bu Kanunda tanımlanan suçların ve kabahatlerin, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır." hükmü düzenlenmiş olup, TCKnun 7.maddesi de gözetilerek iki kişi olan sanıkların toplu kaçakçılık suçunu işledikleri kabul edilemeyeceğinden, eylemin münferit kaçakçılık olarak değerlendirilmesi ve buna göre lehe yasa belirlenip sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun takdir ve değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 05.07.2010 günü oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI Dava konusu eşyalar arasında bulunan viagra etiketlerinin ithali yasak eşya olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 4458 sayılı Gümrük Kanununun 56/2.maddesi "Türk menşeli eşyada kullanılmak üzere ve bunların başka ülke menşeli olduğunu gösterecek veya böyle bir izlenim uyandıracak nitelikte, üzerleri yabancı dille yazılı veya basılı her türlü boş zarf, şerit etiket, damga ve benzeri eşya ile Türkiye'de düzenlenebilecek belgeleri başka ülkelerde düzenlenmiş gibi gösterebilecek nitelikte, üzerleri imzalı veya imzasız olsun, Türkiye'de yerleşik olmayan yabancı firmalara ait proforma faturalar hariç boş faturaların Türkiye'ye ithaline izin verilmez. Türkiye'de yerleşik firmalarla, lisans, royalti veya patent anlaşması imzalamış yabancı firmaların bu tür eşyası bu hükmün dışındadır." Hükmü düzenlenmiş olup, buna göre sanıklarda ele geçen yurda kaçak yollardan sokulmuş olan suç konusu viagra etiketlerinin, Türk menşeli olarak yasal üretilen eşyanın, yabancı menşeli olduğu izlenimini uyandırmak üzere kullanacakları konusunda delil bulunmadığından Gümrük Kanununun 56/2.maddesi kapsamında ithali yasak eşyalardan olduğunu kabul etmek mümkün değildir. Bu nedenle, sübutu halinde eylemin sadece para cezasını gerektirdiği gözetilerek, suç tarihi olan 20.08.1999 günü itibariyle temyiz inceleme gününde suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe hükümler içeren 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2.maddelerinde öngörülen zamanaşımı gerçekleşmiştir. Hükmün bozularak anılan maddeler uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılması gerektiği düşüncesinde olduğumdan çoğunluğun bozma nedenine katılamıyorum.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2009/8801, K. 2010/11920, T. 05.07.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2009-8801-e-2010-11920-k-2e384f97e3e8