Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2009/16215 E. 2011/26702 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2009/16215
Karar No
2011/26702
Karar Tarihi

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na aykırılık suçundan sanık ...'in, anılan Kanun'un 81/9-1-a maddesi uyarınca belirlenen 5.560 yeni Türk lirası temel adli para cezasından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 31/3, 62. maddeleri gereğince yapılan indirimler sonucu 2.316 yeni Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Bakırköy 3. Çocuk Mahkemesinin 22.09.2008 tarihli ve 2008/433-1119 sayılı ek kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 14.08.2009 gün ve 43792 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 09.09.2009 gün ve KYB. 2009-199297 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu. Mezkür ihbarnamede; Dosya kapsamına göre, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 12/b maddesinde, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun bütün ek ve değişiklikleri ile birlikte yürürlükten kaldırılmış olduğunun belirtilmesi karşısında, 5846 sayılı Kanun'un 5101 sayılı Kanun'la değişik 81/9-1-a maddesinde öngörülen 5.000 yeni Türk lirası adlî para cezasının, 765 sayılı Kanun'un ek 2. maddesi gereğince artırılamayacağı, 5252 sayılı Kanun'un "Diğer kanunlardaki para cezalarının artırılması ve usulü" başlıklı 4. maddesinin de 31/12/2002 tarihine kadar yürürlüğe giren kanunlarda yer alan para cezalarındaki artışı düzenlediği, 5846 sayılı Kanun'u değiştiren 5101 sayılı Kanun'un ise 12/03/2004 tarihinde yürürlüğe girmesi sebebiyle olayda uygulama yerinin bulunmadığı gözetilmeden sanık hakkında 5846 sayılı Kanun'un 81/9-1-a maddesi uyarınca 5560 yeni Türk lirası temel adlî para cezasına hükmedilip, bu miktar üzerinden indirim maddelerinin tatbiki suretiyle fazla ceza tayininde, 5728 sayılı Kanun'la değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediği hususunun tartışılmamasında, isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Sanığa tebliğ edilen kararda yasa yoluna başvuru süresinin ne zaman başlayaçağı gösterilmediği ve daha önce hiç usulüne uygun tebligat yapılmamış adresinde tebligat kanunu 35.maddesi gereğince yapılan tebligat usulsüz olduğu ve bu nedenle hükmün kesinleşmediği anlaşıldığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 22.12.2011 günü oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2009/16215, K. 2011/26702, T. 22.12.2011, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2009-16215-e-2011-26702-k-a55b5374d071