Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2007/18356 E. 2010/7348 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2007/18356
Karar No
2010/7348
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : 4389 Sayılı Yasaya Aykırılık HÜKÜM : Sanığın hükümlülüğüne Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Hükmolunan cezanın miktarı itibariyle sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteğinin reddine karar verilerek yapılan incelemede; Hükme dayanak yapılan Banka Müfettişi tarafından düzenlenen idari soruşturma raporunun ekinde bulunan delil niteliğindeki belgelerin onaysız fotokopi olduğu gözetilerek, asıllarının veya onaylı ve okunaklı suretlerinin getirtilip duruşmada okunarak bunlara karşı sanığa diyecekleri sorulmadan yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.05.2010 günü bozmada oybirliği gerekçesinde oyçokluğuyla karar verildi. (Muhalif) (Muhalif) KARŞI OY YAZISI Türkiye ... Bankasının vekili aracılığı ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği 01.11.2004 tarihli dilekçeyle sanığın 4 yıllık zaman zarfında banka paralarını zimmetine geçirdiğini ileri sürerek cezalandırılması için şikayette bulunması üzerine sanık hakkında kamu dava açmıştır. Kovuşturma evresinde anılan banka vekili usulüne uygun başvuruda bulunarak katılan sıfatını almış ise de, 31.01.2007 havale tarihli dilekçesi ile şikayetten vazgeçtiğini belirtmiş, katılan Banka Genel Müdürlüğü Hukuk İşleri Müdürlüğü de 04.04.2007 tarihli cevabi yazısında sanık hakkında şikayetten vazgeçildiğini doğrulamıştır. Suç tarihinde yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 24.maddesinin 1.bendinde "Bu Kanunda belirtilen suçlara ilişkin kovuşturma yapılması Kurum veya Fon tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı başvuruda bulunulmasına bağlıdır. Ancak, 22 nci maddenin (4) numaralı fıkrasında belirtilen suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturmalar Kurumun yazılı bildirimi üzerine veya gecikilmesinde sakınca görülen hallerde resen Cumhuriyet Savcılarınca yapılır. Kurumun veya Fonda görevlendirilen Hazine Avukatının başvuruda bulunması halinde, bunlar başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazanırlar." hükmü düzenlenmiştir. Burada sözü edilen kurum Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumudur (BBDK). Kurumun bu yazılı başvurusu kovuşturma şartıdır ve sonradan geri alınamaz şartlardandır. 24.maddenin 3.bendinde ise "22 nci maddenin (3), (7), (9) ve (10) numaralı fıkralarında yazılı suçlardan dolayı ilgili kuruluşların dava hakkı ile 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümleri saklıdır .. " hükmü öngörülmüştür." Nitekim olayımızda ilgili bankanın şikayetinin dayanağı da bu hükümdür. Bu hüküm ile bankalara dava açma hakkı tanınmaktadır. Bu hak bir şikayet hakkıdır. Anılan maddenin 4491 sayılı kanunun değişiklik yapan 14.maddesinin gerekçesinde de "......Kurumun şikayetine bağlı kalmaksızın personeli ve ilgililer hakkında Bankaların şikayet hakkını kullanabilmesine olanak tanınmıştır" denilmektedir. Bu hakkın şikayet hakkı olduğu Ceza Genel Kurulunun 17.09.2002 günlü 2002/6-204 E.- 2002/309 K. sayılı kararında da oybirliği ile vurgulanmıştır. Yine bu dava hakkının bir şikayet hakkı olduğu Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Erdal Noyan'ın 1 basım 2002 Bankalar Hukuku adlı eserinin 453 sahifesinde de belirtilmektedir. Gerek Kurumun yazılı başvuru hakkı gerekse zimmet suçlarından dolayı ilgililerin (Bankaların) dava hakkı (şikayet hakkı) 01.11.2005 günü yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık kanunun 162.maddesi ile yeniden hüküm altına alınmıştır. İlgili Bankanın sözü edilen ve şikayet hakkı olarak tanımlanan bu hakkı da bir kovuşturma şartıdır. Ancak Kurumun yazılı başvurusunun aksine bu şikayet hakkı geri alınabilen soruşturma şartlarındandır. (Dr Selman Dursun İ. Ü. Hukuk Fakültesi araştırma görevlisi Ceza Hukuku Dergisi (CHD) Ağustos 2007 sayılı 4 Shf 264-268) Somut olayımızda şikayetçi Banka sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçmiş, diğer bir anlatımla şikayetini geri almıştır. Gerek suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Türk Ceza Kanunun 99.maddesinde, gerekse hüküm tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 73.maddesinde kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi kamu davasının düşmesi sonucunu doğurmaktadır. Bu durum karşısında öncelikle sanığa, şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorulduktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerektiği yönünden hükmün bozulması düşüncesinde olduğumuzdan çoğunluğun bozma gerekçesine katılamıyoruz.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2007/18356, K. 2010/7348, T. 24.05.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2007-18356-e-2010-7348-k-f70b38d4e007