Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2007/15435 E. 2010/7345 K. – Zimmet

Konu: Zimmet

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2007/15435
Karar No
2010/7345
Karar Tarihi
Konu
Zimmet

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Zimmet HÜKÜM : Hükümlülüğüne Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Hükmolunan cezanın miktarına göre sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin reddine karar verilerek yapılan incelemede; 1- 29.1.1990 gün ve 20417 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3771 sayılı yasanın 3.maddesiyle yeniden düzenlenen 11/b maddesinde; KİT personelinin, teşebbüslerin ve bağlı ortaklıkların paralarına karşı işledikleri suçlardan dolayı memur sayılarak haklarında 765 sayılı TCK.nun 2 nci kitap üçüncü ve altıncı bablarındaki hükümlerin uygulanacağı kurala bağlanmış ve buna bağlı olarak T.C. ... Bankası personelinin banka parasını mal edinmesinin diğer koşulların oluşması halinde zimmet suçunu oluşturacağı gözetilerek, 4389 sayılı Bankalar Yasasının 22/11.maddesi yollamasıyla anılan banka personelinin zimmet suçlarında daha ağır hükümler taşıyan 765 sayılı TCKnun 202.maddesinin uygulanması gerekeceği kabul edilmiş ise de; 25.11.2000 tarihinde yürürlüğe giren 4603 sayılı Kanunun 1.maddesinin 5.bendinde belirtilen 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin bankalar hakkında uygulanmayacağına dair hüküm uyarınca TCK.nun uygulanması açısından memur sayılma olanağı bulunmayan T.C. ... Bankası personellerinin Türk Ceza Kanununda yazılı zimmet suçunu işleyemeyeceği, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulunun 8.2.2005 gün ve 5-146-7 sayılı kararında da belirtildiği üzere sanık hakkında suç ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22/3.maddesi gereğince uygulama yapılması gerekeceği düşünülmeden uygulama yeri bulunmayan 765 sayılı TCK.nun 202.maddesindeki eylemine karşılık geldiği gerekçesiyle 5237 sayılı TCK.nun 247.maddesi uyarınca yazılı şekilde hüküm kurulması, 2-1.11.2005 gün ve 25983 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 168.maddesinin A fıkrası ile "bu kanunun geçici maddelerindeki düzenlemeler hariç olmak üzere 18.6.1999 tarih ve 4389 sayılı Bankalar Kanunu ile ek ve değişiklikleri" yürürlükten kaldırılmış olup, 5411 sayılı Bankacılık Kanunundaki düzenlemeler ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7.maddesi hükmü birlikte değerlendirilerek yeniden bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 3-Dosyanın suça konu tüm belgelerle birlikte Üniversitelerden bankacılık konusunda uzmanlaşmış bir öğretim görevlisi, bir ceza hukukçusu ile bankacılık konusunda fiilen görev yaparak uzmanlaşmış bir kişiden oluşturulacak bilirkişi heyetine, olayla ilgili banka kayıtları ve usulsüz işlemlerle ilgili tüm evrak incelettirilerek, usulsüz olarak yapıldığı belirtilen tüm dava konusu işlemler bakımından her bir işlem itibariyle ayrı ayrı incelenerek ne şekilde gerçekleştirildiği ve bankayı aldatıcı mahiyette olup olmadığı, bankanın iç kontrolü ile normal bir teftişte ortaya çıkarılıp çıkarılamayacağı suç tarihinde yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22/3. maddesinin ikinci cümlesinde yer alan "... suç, bankayı aldatacak ve fiilin açığa çıkmamasını sağlayacak her türlü hileli faaliyette bulunmak suretiyle ... " işlenip işlenmediği saptandıktan sonra hasıl olacak sonuca göre sanığın hukuki durumunun ve zimmetin niteliğinin değerlendirilmesi sonucu bir karar verilmesi gerekirken anılan hususları içermeyen yetersiz bilirkişi raporuna itibarla yazılı şekilde uygulama yapılması, Kabule göre de, 4-5237 sayılı TCK.nun 53.maddesinin l.fıkrasının c bendinde yer alan kendi altsoyu üzerindeki, velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından hak yoksunluğunun koşullu salıvermeye kadar uygulanabileceği düşünülmeden yazılı şekilde hapis cezalarının infazı süresince anılan maddedeki hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verilmesi, Yasaya aykırı, sanık müdafinin ve yerel Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA, 13.5.2010 günü oybirliğiyle karar verildi .

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2007/15435, K. 2010/7345, T. 25.11.2000, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2007-15435-e-2010-7345-k-b6e250fcd0cc