Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/983 E. 2025/3655 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/983
Karar No
2025/3655
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1116 E., 2024/1105 K. BİRLEŞEN 2017/700 ESAS SAYILI DAVADA İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/349 E., 2024/75 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekilince duruşmalı, asıl ve birleşen davada davalılar ..., ..., ... vekillerince duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 30.10.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde asıl ve birleşen davada davalı ... vekili Avukat ..., asıl ve birleşen davada davalı ... vekili Avukat ..., asıl ve birleşen davada davalı ... vekili Avukat ...., asıl ve birleşen davada davalı ... vekili Avukat .... ile asıl ve birleşen davada davacılar ... vd. vekili Avukat .... geldiler. Tebligata rağmen başka gelen olmadığı anlaşılmakla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Asıl ve birleşen davalarda davacılar vekili dava dilekçelerinde; asıl ve birleşen davalarda davalı yüklenici ... İnş... Ltd. Şti'nin, davacılar ile yaptığı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde kararlaştırılan sürede inşaatı tamamlayamadığını, inşaatın tamamlanan %15'lik kısmının ruhsat ve projesine aykırı olduğunu, yüklenici şirketin diğer davalılara da temlik yoluyla bağımsız bölümleri devrettiğini, yüklenicinin temerrüdü nedeniyle, davacı arsa sahiplerinin parseldeki eski yapıların kira gelirlerinden mahrum kaldıklarını ve bu uyuşmazlık nedeniyle kendisiyle yapılan avukatlık sözleşmesine göre vekalet ücreti ödemek zorunda kaldıklarını, yüklenici şirketin ortaya çıkan bu menfi zararı da tazmin etmekle yükümlü olduğunu ileri sürerek, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinin geriye etkili olarak feshine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL tazminatın davalı yüklenici şirketten tahsiline, diğer davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile hisseleri oranında davacılar adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Asıl ve birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 10 nolu bağımsız bölümü dava dışı ... isimli kişiden satın aldığını, bu kişinin de arsa sahiplerinden ...'dan satın aldığını, tapu sicilindeki kayda güvenerek iyiniyetle hareket ettiğini savunarak, davaların reddini istemiştir.

Asıl ve birleşen davalarda davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 16... nolu bağımsız bölümleri arsa sahibi ve aynı zamanda tapuda kayıt maliki olan ...'tan satın aldığını, yüklenici ile arsa sahipleri arasındaki ilişkilerden haberdar olmadığını, iyiniyetle taşınmazı devraldığını savunarak, davaların reddini istemiştir.

Asıl ve birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 19 no.lu bağımsız bölümü iyiniyetle tapu sicilindeki kayda güvenerek satın aldığını, yüklenici şirketin ardılı olmadığını, arsa sahiplerinden devir yoluyla altıncı malik olduğunu, bağımsız bölümün sözleşme uyarınca arsa sahiplerinden ...'ye düştüğünü, menfi zararların müvekkilinden talep edilemeyeceğini savunarak, davaların reddini istemiştir.

Asıl ve birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin de arsa sahibi olduğunu, davacıların taleplerinin yerinde olmadığını, sözleşmenin feshinin ekonomik olarak müvekkilini mağdur edeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Asıl ve birleşen davada davalı ... cevap dilekçesinde; tapu sicilindeki kayda güvenerek iyiniyetle 14 nolu bağımsız bölümü satın aldığını savunarak, davaların reddini istemiştir.

Asıl ve birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 11 no.lu bağımsız bölümü bedelini ödeyerek arsa sahibinden satın aldığını, bu bağımsız bölümün yüklenici hissesine düştüğü iddiasıyla dava açılmasının kötüniyetli bir tutum olduğunu savunarak, davaların reddini istemiştir. Asıl ve birleşen davada davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde; sözleşmenin feshi ve menfi tespit davasına ilişkin sorumluluğun yüklenici şirkete ait olduğunu, müvekkilinin tapu sicilindeki kayda güvenerek iyiniyetle 8 no.lu taşınmazı iktisap ettiğini savunarak, davaların reddini istemiştir.

Asıl ve birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 15 no.lu bağımsız bölümü arsa sahiplerinden ...'den satın aldığını, yüklenici şirketten daire almadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Asıl ve birleşen davalarda davalı ... İnş...Ltd. Şti. davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri uyarınca inşaatın en geç 06.12.2011 tarihinde bitmesi gerekirken davalı yüklenici şirketin inşaatı bu sürede bitiremediği, inşaatın %32 seviyesinde kaldığı, inşaatın geldiği seviye itibariyle arsa sahiplerinin sözleşmenin geriye etkili olarak feshini isteyebilecekleri, yüklenici şirkete devredilen tapuların avans niteliğinde olduğu, sözleşmenin geriye etkili feshi halinde arsa sahiplerine iadesi gerektiği, yüklenici bu bağımsız bölümlerin tapularına hak kazanmadığından ondan temlik alan davalıların kazanımlarının da korunmasına imkân bulunmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların kısmen kabulü ile arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinin geriye etkili olarak feshine, davalılar ... (10 no.lu bağımsız bölüm), .... (11 no.lu bağımsız bölüm), ... (14 no.lu bağımsız bölüm), ... ( 16... no.lu bağımsız bölüm) ve ... (19 no.lu bağımsız bölüm) adlarına olan tapu kayıtlarının iptali ile asıl ve birleşen davada davacılar adına hisseleri oranında tesciline, davalı.... (8 no.lu bağımsız bölüm), davalı ... (15 no.lu bağımsız bölüm) ve davalı ... (20 no.lu bağımsız bölümdeki hissesi) hakkında açılan davaların açılmamış sayılmasına, yine yüklenici şirket aleyhine açılan tazminat davasının açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davalılar ..., ..., ..., ... ve ... vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1- Asıl ve birleşen davada davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacılar vekilinin 06.06.2022 tarihli dilekçesiyle, müvekkiline ait 10 no.lu bağımsız bölüm ile birlikte 8, 15, 19... no.lu bağımsız bölümler yönünden harcı tamamlamayacaklarını beyan ettiğini, bu nedenle dosyanın bu bağımsız bölüm yönünden işlemden kaldırılması gerektiğini, bu dilekçe ile talebini daralttığını, bu durumun feragat olarak kabul edilmesi gerektiğini,

b. Davacılar belirtilen bağımsız bölümler yönünden davalarını ıslah etmeyeceklerini ve harcı tamamlamayacaklarını beyan etmelerine rağmen, mahkemece usul hatası yapılarak, dosya işlemden kaldırılmadan, bu kez aradan bir yıl geçtikten sonra 10 no.lu bağımsız bölüm yönünden harç eksikliği varmış gibi gösterilerek harcın tamamlattırıldığını, bunun harç noksanlığı değil ikinci kez yapılan ıslah işlemi olduğunu,

c. Müvekkilinin 10 no.lu bağımsız bölümü arsa sahiplerinden ...'tan aldığını, yüklenici şirketten almadığını, tapu sicilindeki kayda güvenerek iyiniyetle hareket ettiğini, nitekim sözleşmede de bu bağımsız bölümün ...'a ait olduğunun kabul edildiğini beyan etmektedir.

2-Asıl ve birleşen davada davalı ... vekili temyiz dilekçesinde;

Müvekkilinin 16... no.lu bağımsız bölümleri 2011 yılında yatırım amacıyla arsa sahiplerinden ....'tan satın aldığını, bedelini büyük oranda ödediğini, tapu sicilinde kurulan kat irtifakına güvenerek iyiniyetle taşınmazı devraldığını, arsa sahipleri ile yüklenici şirket arasındaki uyuşmazlıklardan haberdar olmadığını, yükleniciye hakedişinden fazla daire veren arsa sahiplerinin kusurlu olduklarını, yüklenici tarafından dairelerin satış tarihleri nazara alınarak sonuca gidilmesi gerektiğini beyan etmektedir.

3-Asıl ve birleşen davada davalı ... vekili temyiz dilekçesinde;

a. Müvekkili adına kayıtlı dava konusu 19 nolu bağımsız bölüm yönünden harç ikmal edilmediğini,

b. Davacının 20.11.2023 tarihli harç tamamlama konulu dilekçesi ile talep sonucu azaltmasının kısmi feragat niteliği taşıdığını, bu dilekçesinde 19 numaralı taşınmazı dava ve talep dışı bıraktığını, bu nedenle müvekkili yönünden davanın reddi gerektiğini,

c. Müvekkilinin satın aldığı bu 19 no.lu bağımsız bölümün, 03.06.2010 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereği arsa sahiplerinden ...'ye düşen dairelerden olduğunu, yüklenici şirket ile ilgisinin bulunmadığını, kat irtifakında ise yine arsa sahiplerinden ... mirasçıları adına tescil edildiğini ve ondan devir yoluyla müvekkiline intikal ettiğini, müvekkilinin altıncı malik olduğunu, müvekkilinin tapu sicilindeki kayda güvenerek iyiniyetle taşınmazı iktisap ettiğini, bu taşınmazın yükleniciye avans olarak verilen taşınmazlardan olmadığını, müvekkilinin ve seleflerinin davacı arsa sahiplerine karşı bir edim yükümlülüğü bulunmadığını, nitekim mahkemece ...'ye düşen diğer 8, 15... no.lu bağımsız bölümler yönünden açılan davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini beyan etmektedir.

4- Asıl ve birleşen davada davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; Müvekkili adına olan ve onun tarafından diğer davalılara satılan taşınmazların tapusunun diğer davacı arsa sahipleri adına tescilinin mümkün olmadığını, müvekkilinin inşaatın tamamlanmasını beklerken işbu fesih davasının açıldığını, diğer davacılar gibi zarara uğradığını, iyiniyetli olduğunu beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davalarda, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden dönme ve tapu iptal tescil istemlerine ilişkindir.

1. Asıl ve birleşen davada davalı ... vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede;

Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre asıl ve birleşen davada davalı ...’nin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2- Asıl ve birleşen davada davalı ... vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede;

Dairemizin, “arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshi halinde yükleniciden hisse veya bağımsız bölüm satın alan yahut lehine ipotek tesis edilen üçüncü kişilerin iyiniyetle tapuya güvenerek ayni hak iktisaplarının dinlenmeyeceğine...” dair içtihadından dönmek amacıyla Yargıtay Kanunu’nun 15/2-c maddesi gereğince Yargıtay Birinci Başkanlığına yaptığı başvuru neticesinde Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunca 16.05.2025 tarih, 2024/1 Esas, 2025/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile Dairemizin eski içtihatlarından dönme istemi kabul edilmiştir. 16.05.2025 tarihli, 2024/1 Esas, 2025/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi, Yargıtay Kanunu’nun 45/5. fıkrası gereğince içtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar. İçtihadı birleştirme öncesinde aksi yönde bir bozma olsa bile usuli kazanılmış hakkın istisnası olarak uygulanması gerekir.

Bu nedenle; Hukuk sistemimizde taşınmaz mülkiyeti edinmek ancak tapu sicili ile mümkündür. Tapu sicili herkese açıktır. İlgili herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfa ve belgelerin kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini tapu memurundan isteyebilir. Tapu kütüğüne yapılmış her tescil, bir ayni hakkı karşılar. Geçerli bir tescil, sicil dışı meydana gelen bir değişiklik sonucu sonradan yolsuz tescil haline gelebilir. Bu durumda bile iyi niyetli üçüncü kişiler bakımından, tescilin olumlu hükmü uygulanır. Yani, iyi niyetli üçüncü kişilerin böyle bir tescile güvenerek kazandıkları ayni haklar korunur (TMK. m. 1023).

Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, bünyesinde gayrimenkul satış vaadi ve eser sözleşmesini barındıran karma bir sözleşmedir. Bu sözleşmede arsa sahibi, sözleşmeye uygun koşullarda arsasını yükleniciye teslim etmek; yüklenici kendisine karşı edimini yerine getirdiğinde ise yükleniciye bırakılan bağımsız bölümlerin tapusunu ona devretmek ile yükümlüdür. Sözleşmenin diğer tarafı olan yüklenicinin edim borcu ise sözleşmede kararlaştırılan nitelikteki binayı yapıp arsa sahibine teslim etmektir. Aynı zamanda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ani edimli bir sözleşmedir. Ani edimli sözleşmenin kural olarak geriye etkili feshi ve tasfiyesi mümkündür. Geriye etkili fesihte sözleşmenin tarafları verdiklerini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri isteyebilirler. Uygulamada arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldıktan sonra yüklenici henüz edimlerini yerine getirmeden; arsa sahibi, arsa veya kat irtifak tapularını veya bir kısmını çeşitli saiklerle yükleniciye tapuda devretmekte ve yüklenici devraldığı bağımsız bölüm veya arsa hisselerini üçüncü kişilere satmaktadır. Arsa payı veya bağımsız bölümlerin satılmasından sonra yüklenici edimlerini yerine getirmediği için sözleşmenin geriye etkili feshi talep edilebilmektedir.

TMK’nın 3. maddesine göre, tapuya güvendiğini, iyi niyetli olduğunu beyan eden ve yükleniciden arsa payı veya bağımsız bölüm satın alan üçüncü kişinin iyiniyetli olduğu kanun gereğince karine olarak kabul edilmelidir. Aynı Kanunun 1023. maddesine göre ise tapuya güvenerek iktisap edilen ayni hakkın korunması gerekir.

TMK’nın 3. ve 1023. maddelerine göre, yükleniciden arsa payı veya bağımsız bölüm devralan üçüncü kişi iyiniyetli ise yüklenici adına yapılan tescil başlangıçtan itibaren yolsuz olsa veya sonradan geriye etkili fesihle yolsuz hâle gelse bile devrin geçerli olacağı kabul edilmelidir. Zira tapu siciline güven ilkesi korunmazsa hukukî işlem güvenliği, dolayısıyla hukukun en temel ilkelerinden olan hukukî güvenlik ilkesi de ihlâl edilmiş olur.

Arsa sahibinin; üçüncü kişinin taşınmazı tapuda satın aldığı anda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi nedeniyle tapunun yükleniciye devredildiğini ve yüklenicinin edimlerini yerine getirmediği için sözleşmenin geriye etkili feshi ihtimalini bildiğini ve buna rağmen taşınmazı satın aldığını veya lehine ipotek tesis ettiğini bir başka deyişle üçüncü kişinin kötüniyetli olduğunu somut delil ve vakıalarla ispat etmesi halinde elbette tapunun arsa sahibine döneceğinin kabulü gerekir.

Öte yandan, arsa sahibinin yükleniciye devrettiği tapunun avans tapu olduğunun kabulü de mümkün değildir. Zira “avans tapu”kavramının Türk Medeni Kanunu ve Türk Eşya Hukuku sisteminde yerinin bulunmadığı, Doktrinde de belirtildiği gibi, arsa sahibinin yükleniciye tapu devrinin avans tapu kavramıyla açıklanamayacağı, zira tapu devrinin şarta bağlanamayacağı; dolayısıyla, yüklenici adına kayıtlı olan arsa hissesi veya bağımsız bölümün üçüncü kişiye satılmasının geçerli olduğu kabul edilmelidir.

Arsa sahibinin yükleniciye tapuyu devretmesi, yolsuz tescil olarak da değerlendirilemez. Zira aynî hakkın kurulabilmesi için yeterli olmayan ve gerçek hak sahipliğini yansıtmayan tescil, yolsuz tescildir. (TMK.1024). TMK’nın 992. maddesi hükmü gereğince, arsa sahibinin bozucu yenilik doğuran hakkını kullanarak sözleşmeden dönme anına kadar, mülkiyet hakkına sahip yüklenicinin tasarruf işleminde hiç bir hukuki sakatlık olmayacaktır. Arsa sahibi, sözleşmeden sonradan dönse bile “yolsuz tescil” iddiasıyla yükleniciden iyiniyetle ayni hak iktisap eden üçüncü kişiden tapu iptali ve tescil talep etme hakkı bulunmayacaktır.

İzah edilen nedenlerle, tapuya güvenerek yükleniciden arsa hissesi veya bağımsız bölüm satın alan yahut lehine ipotek tesis edilen iyi niyetli üçüncü kişinin TMK'nın 1023. maddesine istinaden iktisabının korunması gerekir. Ancak, arsa sahibinin TMK’nın 3/2. fıkrası gereğince, üçüncü kişinin taşınmazı satın aldığı veya lehine ipotek tesis ettiği anda, “tapunun arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciye devredildiğini ve sözleşmenin geriye etkili fesih koşullarının bulunduğunu” bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispatlaması halinde arsa sahibinin tapu iptali ve tescil talebi kabul edilebilir.

Anılan İçtihadı Birleştirme ve Dairemizin yeni içtihatları doğrultusunda Mahkemece yapılacak iş; hükmü temyiz eden asıl ve birleşen davada davalı ...’nün 16... nolu bağımsız bölümlerin mülkiyetini tapu sicilinde devraldığı anda TMK'nın 1023. maddesi anlamında korunması gereken iyi niyete sahip olmadığı yani tapunun arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciye devredildiğini ve sözleşmenin geriye etkili fesih koşullarının bulunduğunu bildiği veya bilmesi gerektiği hususunda ispata yarar delillerin ibrazı için davacı arsa sahibine verilecek makul süre neticesinde oluşacak uygun sonuca göre karar verilmesidir. 3. Asıl ve birleşen davada davalılar ... ve ... vekillerinin temyiz itirazlarına gelince; a) Asıl ve birleşen davada davacılar vekili “Harç Tamamlama ve Islah Dilekçesidir” konulu 06.06.2022 tarihli dilekçesinde, dava dilekçesi ile 8, 10, 15, 19... no.lu bağımsız bölümlerin tapularının iptali talep edildiyse de bahse konu taşınmazlar bakımından harcı tamamlamayacaklarını belirterek bu bağımsız bölümlere ilişkin taleplerinin işlemden kaldırılmasını talep etmiştir.

Bu durumda mahkemece, söz konusu talebe istinaden, HMK’nın 150. maddesi uyarınca, takip eden ilk duruşmada, 10 nolu bağımsız bölümün kayıt maliki davalı ... ve 19 no.lu bağımsız bölümün kayıt maliki davalı ... aleyhine açılan dava dosyasının işlemden kaldırılmasına ve dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde harcı yatırılarak yenilenmediğinden, adı geçen davalılar hakkında açılan davanın da açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde tapu iptal ve tescile karar verilmesi doğru olmamıştır.

b) Bozma sebep ve şekline göre, asıl ve birleşen davada davalılar ... ve ... vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.

4. Kabul şekli itibariyle, hüküm fıkrasının 3. bendinde, asıl davada davacı ... lehine tesciline hükmedilen hisse miktarının 50/354 yerine 150/354 olarak yazılmasının maddi hataya dayandığı anlaşılmıştır.

VI. KARAR Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle, asıl ve birleşen davada davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,

(2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle, asıl ve birleşen davada davalı ... vekilinin, (3-a) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalılar ... ve ... vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının, adı geçen davalılar yararına BOZULMASINA,

(3-b) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davalılar ... ve ... vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Dairemizdeki duruşmada vekille temsil olunan, asıl ve birleşen davada davacılar ... vd. yararına takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin, asıl ve birleşen davada davalı ...’den alınarak, asıl ve birleşen davada davacılara verilmesine,

Yine Dairemizdeki duruşmada vekilleri hazır bulunan asıl ve birleşen davada davalılar ..., ... ve ... yararına ayrı ayrı takdir olunan 28.000,00’er TL duruşma vekalet ücretinin, asıl ve birleşen davada davacılardan alınarak, adı geçen davalılara verilmesine,

Mahkemece aleyhinde herhangi bir hüküm verilmediğinden ve hakkında verilen hükme karşı temyiz bulunmadığından, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan asıl ve birleşen davada davalı ... lehine duruşma vekalet ücreti takdir edilmesine yer olmadığına,

Peşin alınan harçların istek hâlinde temyiz eden davalılara iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/983, K. 2025/3655, T. 30.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2025-983-e-2025-3655-k-ce70dad8bafb