Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/1671 E. 2024/3583 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1671
- Karar No
- 2024/3583
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2012 E., 2023/1885 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/580 E., 2021/423 K. Davacı vekili, taraflar arasındaki sözleşmenin 8.2. maddesi uyarınca USD cinsi tanzim edilen faturaların ödeme tarihindeki kur üzerinden ödenmesi gerekirken, davalının hukuka ve sözleşmeye aykırı olarak 683 Sayılı KHK'nın 6.maddesi kapsamında düşük kur göstererek ödeme yaptığını, davalının sözleşmeyi değişiklik talebi olmadığı gibi müvekkili şirketin de sözleşme değişiklik talebinin kabul beyanı olmadığını, bu suretle düşük kur üzerinden ödeme yapılmasının sözleşmeye aykırı olduğunu ileri sürerek, yapılan eksik ödeme sebebi ile 67.864,47-USD asıl alacak, 3.052,80-USD gecikme bedeli olmak üzere toplam 70.917,27 USD'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek TCMB kanuni faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 12.04.2021 tarihli ıslah dilekçesiyle; 67.864,47 USD asıl alacak, 23.708,35 USD gecikme bedelinin temerrüt tarihinde itibaren işleyecek TCMB’nin kanuni faiz oranları ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının itirazın iptali davasına ilişkin olarak arabuluculuk başvurusunda bulunduğunu, ancak işbu alacak davası için zorunlu arabuluculuğa başvurusunun bulunmadığını, müvekkili şirketin KHK’ya dayanarak yapmış olduğu ödemelerin hukuken doğru ve eksiksiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince; itirazın iptali davası için düzenlenen arabuluculuk tutanağının iş bu dava için dava şartı olan arabuluculuk yönünden yeterli olduğu, sözleşme kapsamında davalının 683 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 6. maddesine istinaden Türk Lirası cinsinden ödeme yapamayacağı, sözleşmenin 8.2 maddesi uyarınca fatura bedelinin USD cinsinden ödenmesi gerektiği, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davacının davalıdan 67.864,47 USD asıl alacak ve 948,24 USD işlemiş faiz üzerinden alacaklı olduğu, ıslah dilekçesi ile davacı şirket ödenen asıl alacağın geç ödenmesi sebebi ile davalıdan 20.655,56 USD talep etmiş ise de, asıl alacağı tahsil eden davacının faiz alacağına saklı tuttuğuna ilişkin ihtirazi kaydın varlığını ispat edemediği, yine ıslah tarihine kadar ödenen asıl alacak için faiz alacağı talep etmeyen, yapılan kısmi ödemeyi asıl alacaktan mahsup eden davacının faiz alacağını saklı tuttuğundan bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 67.864,47 USD asıl alacağın, 948,24 USD işlemiş faizin ve asıl alacağa dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının bir yıllık mevduata uyguladıkları USD faiz oranının uygulanmak sureti işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne ilişkin karara karşı taraf vekillerince yapılan istinaf başvurusu, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesince; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden; mahkemece dava konusu faturalardan eksik ödenen miktarlara icra takip tarihi ile dava tarihi arasındaki dönem esas alınarak işlemiş faiz alacağına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu, son ödeme tarihi ile icra takip tarihi arasındaki sürenin de faiz hesabında dikkate alınması gerektiği gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne kararı verilmiştir. Bu karara karşı taraf vekillerince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı gerektirici sebeplere ve delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2- Dava, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında düzenlenen fatura bedellerinin eksik ödenmesi nedeniyle alacak istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık 683 sayılı KHK'nın uygulanması noktasında oluşmuştur. 23.01.2017 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan 683 sayılı KHK 6. maddesi "... sermayesinde doğrudan veya dolaylı olarak kamu payı olan özel kanunlar ile kurulmuş anonim ortaklıklar, niteliğine bakılmaksızın yabancı para cinsinden yurtiçi ödeme yükümlülüğü olan alacaklarını, borçlunun talebi üzerine 02/01/2017 tarihinde T.C. Merkez Bankası tarafından açıklanan döviz alış kurundan, 31/12/2017 tarihine kadar Türk Lirası olarak tahsil edebilirler..." hükmünü içermektedir. 683 sayılı KHK’nın 6. maddesinde borçlunun istemi halinde borcunun 31.12.2017 tarihine kadar 02.01.2017 tarihindeki alış kuru üzerinden ödeyebileceği açıkça belirtildiğinden, borçlunun öngörülen sürede borcu Kararname hükümlerine göre ödediği, alacaklının da bu ödemeyi kabul ederek iade etmediği ve itirazi kayıt da ileri sürmediği, nitekim belirtilen KHK uyarınca alacaklının kabulünün de gerekmediği anlaşılmakla yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulüyle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nin ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında verdiği karar usul ve yasaya aykırı görüldüğünden BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi gereğince dosyanın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesine gönderilmesine, temyiz harcı davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 21.10.2024 tarihinde oy çokluğu ile kesin olarak karar verildi.(Muhalif) MUHALEFET ŞERHİ Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 8.2. maddesinde faturaların Amerikan Doları cinsinden düzenleneceği ve fatura tarihinden itibaren 30 gün içerisinde ödeneceği kararlaştırılmıştır. Davacı tarafından ABD doları üzerinden düzenlenen faturalar davalı defterlerine kaydedilmiş, ancak davalı tarafından ödeme tarihindeki kur karşılığına göre eksik ödeme yapılmıştır. Her ne kadar 683 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 6. Maddesi gereğince, TCMB’nin 02.01.2017 tarihli döviz satış kuru üzerinden ödeme yapıldığı ve borcu bulunmadığı belirtilmiş ise de, 683 sayılı KHK’nın 6. Maddesi gereğince, TCMB’nin 02.01.2017 tarihli döviz satış kuru üzerinden TL cinsinden ödeme yapılması için borçlunun bu konuda alacaklı kuruma talepte bulunması ve alacaklı kurumun da bu talebi kabul etmesi gerekmektedir. Davaya konu olayda, davalının bu konuda davacıdan herhangi bir talepte bulunmadan eksik ödeme yaptığı ve bu uyuşmazlık çıkınca bu iddiayı ileri sürdüğü anlaşılmaktadır. Netice olarak ne davalının talebi ne de davacının kabul bulunduğundan 683 sayılı KHK’nın 6. Maddesinin uygulanma koşullarının oluşmadığı anlaşılmaktadır. Diğer yönden faturanın alınmasından itibaren 8 gün içerisinde itiraz edilmemesi halinde içeriği kesinleşir. Davacının davaya konu faturaları aldığı ve defterine kaydettiği, herhangi bir itirazının bulunmadığı, bilirkişi incelemesi yapıldığı tarih itibariyle de talep edilen miktarda davcıya borcunun bulunduğu anlaşılmaktadır. Yine HMK’nın 220. Maddesi gereğince usulüne uygun tutulmuş ve birbirini doğrulayan ticari defter içerikleri tarafların aleyhine delil oluşturmaktadır. Davalının usulüne uygun olarak tutulan ve davacı defterleri ile de doğrulanan kayıtlarına göre davacının alacaklı olduğu anlaşılmaktadır. Tüm bu hususlar dikkate alındığında, verilen karar usul ve yasaya uygun olup onanması gerektiği düşüncemle, sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne katılmamaktayım.