Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2022/5242 E. 2024/2274 K. – Alacak

Konu: Alacak

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/5242
Karar No
2024/2274
Karar Tarihi
Konu
Alacak

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/138 E., 2022/162 K. HÜKÜM : Kısmen Kabul Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulü karar verilmiştir. Karar, davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı iş sahibi vekili dava dilekçesinde özetle, taraflar arasında Fethiye 2. Noterliği'nin 02.03.2006 tarih ve ... yevmiye no.lu 11 adet villanın yapımı ve satışına ilişkin sözleşme yapıldığını, teslim edilen villalarda başta izolasyon olmak üzere pek çok eksik ve ayıplı işlerin tespit edildiğini, bu ayıpların 19.02.2009 tarihli ihtarname ile davalıya bildirildiğini ancak, tadilat ve tamirat yapılmadığını, Fethiye Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2012/22 D. iş sayılı dosyası ile tespit yaptırdıklarını, ayıp giderim bedeli olan 535.838,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı yüklenici vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı iddialarının haksız ve yersiz olduğunu, Fethiye 2. Noterliği'nin 02.03.3006 tarih ve ... yevmiye no.lu sözleşme gereği bağımsız bölümlerin tapusunun devrinin yapıldığını, ihtarnamede gösterilen eksikliklerin tamamlandığını, sorumluluğunun 1 yıllık garanti süresi ile sınırlandırıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 01.06.2016 tarihli ve 2012/363Esas, 2016/233 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne, 210.224,75TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin (kapatılan Yargıtay 15. Hukuk Dairesi) 22.03.2018 tarih, 2016/5749 esas, 2018/1120 karar sayılı ilamı ile, dosya kapsamında bulunan bilirkişi raporlarının çelişkili olduğunu, mahkemece hangi bilirkişi raporuna neden üstünlük tanındığının açıklanmadığını, bu nedenle uzman bilirkişiler kurulu aracılığıyla gerektiğinde yerinde keşif yapılmak suretiyle, dava konusu villalar üzerinde inceleme yapılarak, mahkemenin ve Yargıtay'ın denetimine elverişli rapor alınıp, bu çerçevede imalatların ayıp derecesini belirlemek ve buna göre bu değerlendirmeler ışığında verilen ilk kararı davalının temyiz etmediği de nazara alınarak usuli kazanılmış hak ilkesine de dikkat etmek suretiyle karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece bozmadan önce verilen ilk kararın davalı tarafça temyiz edilmediği, müvekkili lehine miktar bakımından usuli kazanılmış hak oluştuğu, mahkemece bu ilkeye riayet edilmeyerek karar verildiği, bozma doğrultusunda keşif yapılarak alınan ilk rapor ile bozma öncesi alınan ikinci raporun birbirine yakın olduğunu, bozma öncesi her iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesine rağmen mahkemece tekrar talimat bilirkişisinden dosya üzerinden inceleme yaptırılarak bu rapora göre karar verildiğini kararın bu nedenlerle bozulması gerektiği beyan ederek kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan ayıp giderim bedelinin tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6098 sayılı Kanun’un 470-486. maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan ayıp giderim bedelinin tahsili talebinden ibarettir. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir. Dairemizin bozma ilamında, dosyada yer alan önceki iki bilirkişi raporu arasında fahiş fark bulunduğu, bu kadar açık çelişki içeren ve önemli oranda farklı rakamlar belirleyen raporlardan birine neden üstünlük tanındığı açıklanmadan bu raporlardan birinin esas alınarak karar verilmesi doğru olmadığı, yeniden yapılacak keşif neticesinde ayıp derecesinin belirlenmesi gerektiği ve usuli müktesep hak ilkesinin de gözetilerek karar verilmesi gerektiğine işaret edilmiştir. Bozma ilamından önce alınan ilk raporda davacının 210.224,75 TL alacaklı olabileceği , ikinci bilirkişi raporunda ise 449.608,32 TL alacaklı olduğu kanaatleri bildirmiştir. Mahkemece ilk rapor esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dairemizin yukarıda açıklanan bozma ilamı üzerine yerel mahkeme tarafından, 04.10.2019 tarihli celsesinde verilen ara karar ile mahallinde tekrar keşif yapılmasına ve bilirkişi kurulundan yeniden rapor alınmasına karar verilmiş, 04.02.2020 tarihinde yapılan keşiften sonra bilirkişi heyeti tarafından dosyaya 03.07.2020 tarihli üçüncü bilirkişi raporu sunulmuştur. Bu üçüncü bilirkişi raporunda da davacının 446.965,12 TL alacaklı olduğu kanaati bildirilmiştir. Bu aşamada alınan bilirkişi raporu denetime elverişli olup, çelişkileri de giderdiği görülmüştür. Buna rağmen mahkemece 16.12.2020 tarihli celsede verdiği ara karar ile dosyaya dördüncü kez bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş, dördüncü bilirkişi heyetinin dosyaya sunduğu 13.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda ise bilirkişi heyeti sadece villalar yönünden inceleme yaparak, her villa için ayıplı iş bedelinin 9.000,-TL olduğu açıklanmıştır. Bunun üzerine yerel Mahkeme 13.10.2021 tarihli celsede vermiş olduğu numaralı ara karar ile çelişkilerin giderilmesi için dosyanın başka bir bilirkişi heyetine tevdii edilmesine karar verilmiştir. Beşinci bilirkişi heyetinin dosyaya sunduğu 15.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda da davacı alacağının 198.340,97 TL olduğu kanaati açıklanmış, mahkemece de son bilirkişi raporunun hükme esas alındığı ifade edilerek davanın bu miktar üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiştir. Yargılamaya ilişkin bu açıklamalardan sonra, öncelikle mahkemece verilen 210.224,75 TL’nin kabulüne dair ilk kararın davalı vekilince temyiz edilmemesi sebebi ile davacı lehine 210.224,75 TL’nin altında alacağa hükmedilemeyeceği doğrultusunda usuli kazanılmış hak oluştuğu gözden kaçırılarak 198.340,97 üzerinden hüküm tesis edilmesi doğru olmamıştır. Yine mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen bozmaya uygun inceleme yapılmamış, bozma ilamından önceki bilirkişi raporları arasındaki çelişki 3. rapor ile giderilmesine rağmen HMK’nın 30. maddesinde düzenlenen usul ekonomisi ilkesine riayet edilmeden yeniden rapor alınmaya devam edilmiş, çelişkiyi gideren rapora neden itibar edilmediği ve tekrar rapor alındığı da açıklanmamıştır. Mahkemece yapılacak iş, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli olduğu anlaşılan 03.07.2020 tarihli bilirkişi raporunda ayıplı iş bedeli olarak hesaplanan 446.965,12 TL’nin kabulüne karar vermekten ibaret olup, usul ve yasaya uygun olmayan kararın bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, Peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.06.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2022/5242, K. 2024/2274, T. 25.06.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2022-5242-e-2024-2274-k-d144dfcfa4eb