Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2010/14000 E. 2011/1361 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/14000
Karar No
2011/1361
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davacılar tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davacılar vekili Av.... geldi. Diğerleri gelmedi. Hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık, önalım hakkına ilişkin payın iptali ile davacılar adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacılar vekili, dava dilekçesinde, müvekkillerinin dava konusu payın ilişkin bulunduğu 3 No’lu parselin paydaşı olduğunu , taşınmazın paydaşlarından ...’nın 633 / 2400 payını 26.12.2003 tarihinde eşi ...’ya intikal ettirdiğini, ...’nın da ...’dan aldığı vekaletname ile ...’nın kalan 577 / 2400 payını 30.12.2008 tarihinde davalı ...’ye 9.000 TL bedelle sattığını, kendisinin edindiği payı da 5.5.2009 tarihinde diğer davalı ...’na 18.000 TL bedelle sattığını, bu intikallerden davacıların haberinin olmadığını, önalım haklarını kullanmak istediklerini belirterek, davalılar adına kayıtlı payların iptali ile davacılar adına tescilini talep etmiştir. Davalı ..., davanın dayanaksız olup süresinde açılmadığını, taşınmazın fiilen taksim edilerek kullanıldığını, taşınmaz üzerinde dört katlı bina olup paydaşlar arasında paylaşıldığını, buna göre birinci ve üçüncü katın ...’ya ikinci katın davacı ...’ya ve dördüncü katın da davacı ...’ya ait olduğunu, her ne kadar tapuda arsa payı satılmış ise de gerçekte müvekkilesinin üçüncü kattaki, diğer davalının da birinci kattaki meskenleri satın aldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı ..., davayı kabul etmediğini, kendisinin taşınmaz üzerindeki binanın birinci katını satın aldığını belirtmiştir. Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17 / 1 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir. Olayımıza gelince ; dava konusu edilen 3 No’lu parseldeki 577 / 2400 pay taşınmazın paydaşlarından ... tarafından 30.12.2008 tarihinde 9.000 TL bedelle davalı ...’ye, 633 / 2400 pay ... tarafından 5.5.2009 tarihinde 18.000 TL bedelle davalı ...’na satılmıştır. Davacı da yasal hak düşürücü süre içinde 15.3.2010 tarihinde açtığı dava ile önalım hakkının tanınmasını istemiştir. Bu davaya karşı davalıların taşınmazın fiilen bölünerek kullanıldığı yönündeki savunması doğrultusunda dinlenen tanıkları taşınmazın ilk maliklerinin kardeş olan davacılar ile ... olduklarını, taşınmaz üzerindeki binanın birinci katının 1966-1967 yıllarında masrafı kardeşler tarafından yapılarak inşa edildiğini,daha sonra da diğer katların yapıldığını, daireler ve katlar yapıldıkça boş olan kısmın evi olmayan kardeşe verildiğini, birinci katta onbeş yıl oturan ...’nın ikinci kat yapıldığında bu kata taşındığını, üçüncü kat inşa edildiğinde ...’nın bu kata geçip boşalttığı ikinci katın da davacı ...’nın oğlu ...’ya verildiğini, dördüncü katın ise tamamlanmadığını, ancak bu katın da davacı ...’ya ait olduğunu beyan etmişlerdir.Yerinde yapılan keşif sonrasında düzenlenen 6.7.2010 tarihli inşaat bilirkişisi raporunda da taşınmaz üzerindeki binanın zemin katının boş olup üçüncü katında ...’nun ikamet ettiği belirtilmiştir. Toplanan deliller, keşif, bilirkişi raporları ve tanık beyanlarına göre taşınmaz üzerinde biri tamamlanmamış dört katlı bir bina olup süreç içinde katlar yapıldıkça paydaş ... bir üst kata taşınarak taşınmazı kullanmış, bu arada boşalttığı ikinci kata davacı ...’nın oğlu oturmuş ise de yine tanık beyanlarına göre davacılar köyde ikamet edip taşınmazın tasarrufunu ...’ya bırakmışlardır. Aralarında taşınmazın kullanım biçimi ve paylaşımı konusunda bir anlaşmaları söz konusu değildir. ...’nın sürekli kat değiştirmesi ve sabit, belirli bir katı kullanmaması da bu durumu doğrulamaktadır. Diğer yandan taşınmazın paydaşlarından davacı ...’nın kullandığı bağımsız bir bölüm yoktur. Zaten henüz tamamlanmamış bir dairenin tahsisi söz konusu olamaz. Taşınmaz bir taksim iradesi çerçevesinde tasarruf edilmediğinden davacıların yasal önalım haklarını kullanmalarında bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece davacılara önalım bedelini depo etmeleri konusunda süre ve olanak tanıyarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için kendini vekille temsil ettiren davacılar yararına takdir olunan 825.-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 15.2.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/14000, K. 2011/1361, T. 15.02.2011, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2010-14000-e-2011-1361-k-4ea28d4297ef