Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2010/10975 E. 2011/1036 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2010/10975
- Karar No
- 2011/1036
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar, bir kısım davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar Okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, 367 Ada 28 parsel sayılı taşınmazın satışı suretiyle ortaklığın giderilmesine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulü ile taşınmazın satışı suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmesi üzerine, hüküm davalılar ... vekili ve ... tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir. Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına, takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre hükmün esasına yönelik temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 700. maddesi “ bir paydaşın kendi payı üzerinde intifa hakkı kurması halinde, diğer paydaşlardan biri intifa hakkının kurulduğunun kendisine tebliğinden başlayarak üç ay içinde paylaşma isteminde bulunursa satış yoluyla paylaşmada intifa hakkı buna düşecek bedel üzerinde devam eder” hükmünü taşımaktadır. Yürürlükten kaldırılan Türk Kanunu Medenisi’nde bulunmayan bu yeni düzenleme ile bir pay üzerinde intifa hakkı kurulması halinde diğer paydaşlardan biri üç ay içinde paylaşma isteminde bulunursa; satış yoluyla yapılacak paylaşmada pay üzerinde intifa hakkı, bulunmaksızın satışın yapılması ve intifa hakkının söz konusu paya düşen bedel üzerinden devam etmesi esası getirilmiştir. Davalı paydaşın payı üzerinde intifa hakkı kurulduğu hususunda diğer davacı paydaşa Türk Medeni Kanunu’nun 700. maddesinde öngörülen biçimde bir bildirimde bulunulmamıştır. Anılan yasa maddesi paydaşlardan birinin üç ay içinde paylaşma isteminde bulunma halini, intifa hakkının kurulduğunun tebliğinden itibaren başlatmaktadır. Taşınmazdaki pay üzerinde intifa hakkı kurulduğu davacılara tebliğ edildiği kanıtlanamadığına göre 9.7.2009 tarihinde satış suretiyle paydaşlığın giderilmesine ilişkin olarak açılan davanın süresinde olduğunun kabulü gerekir. Yukarda açıklanan esaslar karşısında mahkemece, pay üzerinde intifa hakkı bulunmaksızın satış yoluyla paydaşlığın giderilmesine,intifa hakkının söz konusu paya düşecek bedel üzerinden devam etmesine karar verilmesi gerekirken infaza müdahale edecek şekilde "...'a isabet eden paydan ...'ın intifa hakkının karşılığı olan %30.46 payın ayrılarak ...'ın intifa hakkının bu %30.46 paya isabet eden bedel üzerinden devamına" karar verilmesi doğru değil ise de bu yanlışlığın düzeltilmesi için hükmün bozularak yeniden yargılama yapılmasında yarar görülmediğinden HUMK’nun 438. maddesi hükmü gereğince hüküm fıkrasından bu ibarenin çıkartılarak " paylaştırılmasına" ibaresinden sonra gelmek üzere "intifa hakkı sahibi ...'ın intifa hakkının, ...'a isabet edecek bedel üzerinden devamına" ibaresinin eklenmek suretiyle hükmün bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA ve taşınmaz malın satış bedelinden payına düşecek paranın %09.9 oranında hesaplanacak onama harcından peşin alınan 17.15.'şer-TL’nın mahsubu ile bakiyesinin temyiz edenden alınmasına, 2.2.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.