Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2010/10433 E. 2011/518 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2010/10433
- Karar No
- 2011/518
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar, bir kısım davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, bir parça taşınmazın satış yoluyla paydaşlığının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, paydaşlığın satış suretiyle giderilmesine, satış bedelinin tapu kaydı ve mirasçılık belgesindeki payları oranında taraflara aidiyetine, tapu kaydındaki beyan ve hakların korunmasına karar verilmiştir. Hüküm, davalılar ..., ..., ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Temyiz eden davalı ...’ın muhdesata ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs gibi bütünleyici parça (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar (ortaklar) ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesinde bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır. Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etme ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir. Olayımıza gelince; dava konusu edilen ve satışına karar verilen 8 No’lu parselde yapılan keşif sonrasında düzenlenen 2.7.2008 tarihli bilirkişi raporunda arz ve muhdesat oranı hatalı olarak belirlendiğinden, anılan rapor hüküm kurmaya elverişli bulunmamaktadır. Hüküm kurmaya yeterli olmayan bilirkişi raporuna göre yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Kabule göre de, 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 700. maddesi “bir paydaşın kendi payı üzerinde intifa hakkı kurması halinde, diğer paydaşlardan biri intifa hakkının kurulduğunun kendisine tebliğinden başlayarak üç ay içinde paylaşma isteminde bulunursa; satış yoluyla paylaşmada intifa hakkı buna ilişkin paya düşecek bedel üzerinde devam eder” hükmünü taşımaktadır. Yürürlükten kaldırılan Türk Kanunu Medenisinde bulunmayan bu yeni düzenleme ile pay üzerinde intifa hakkı bulunmaksızın satışın yapılması ve intifa hakkının sözkonusu paya düşen bedel üzerinden devam etmesi esası getirilmiştir. Somut olayda, tapu kaydına göre intifa hakkı 31.5.2004 tarihinde konulduğuna ve tebliğine ilişkin bir belgeye rastlanmadığına göre yukarıda yapılan açıklamalar karşısında mahkemece, pay üzerinde intifa hakkı bulunmaksızın satış yoluyla ortaklığın giderilmesine ve intifa hakkının sözkonusu paya düşecek bedel üzerinden devam etmesine karar verilmesi gerekirken TMK’nun 700. maddesinin uygulanmasında yanılgıya düşülerek satışın intifa hakkı ile yükümlü olarak yapılmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir. Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır. SONUÇ: Yukarıda 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 24.1.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.