Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2023/441 E. 2024/11028 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/441
- Karar No
- 2024/11028
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1893 E., 2022/1558 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, nitelikli hırsızlık, tehdit HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, Onama 1.Sanık hakkında tehdit suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen“İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme karşısında temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca REDDİNE, 2.Sanık hakkında nitelikli hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde; Hükmolunan cezanın miktarı ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı Kanun'un 286/2-b maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını arttırmayan Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığından, sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin 5271 sayılı Kanun'un 298. maddesi uyarınca REDDİNE, 3.Sanık hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde; 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin bu kapsamda olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdiri ile Bölge Adliye Mahkemesinin kararına göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz istemleri da yerinde görülmemiştir. Ancak; Katılan ...'ün yatak odasında uyurken odasının içerisinde bir şahsın el feneri ile dolaştığını görerek uyanması üzerine şahsı yakalamaya çalıştığı, sanığın elindeki tabanca ile katılana "kapıyı aç, seni vururum" diyerek tehdit ettiği, bu arada evde boğuşmanın yaşandığı, katılanın bu boğuşma sırasında basit müdahale ile giderilebilir şekilde yaralandığı, sanığın yere düşen tabancasını alarak koşup mutfak balkonundan atladığı, katılanın evin ön cephesindeki salon penceresine çıkarak yardım istemek amacı ile bağıracağı sırada sokakta polis ekiplerini görerek ekipleri şahsın düştüğü yere yönlendirdiği, sanığın ekipleri görünce yan binayı çevreleyen duvarlara tırmanarak kaçmak istediği ancak bu duvardan da düştüğü, ekiplerin sanığı evin müştemilatında yakaladığı, sanığın üst aramasında katılanın evinden alındığı tespit edilen bir adet tablet ve cep telefonunun ele geçirildiği şeklinde gerçekleşen somut olayda katılanın kesintisiz takibinin devam etmesi sebebiyle eylemin teşebbüs aşamasında kaldığının gözetilmemesi, Kabule göre de; Yağma konusu eşyanın kolluk tarafından yakalanan sanığın üzerinden ele geçirildiği, ele geçen eşyada oluşan zararın sanık tarafından giderilmesinin ancak kısmi iade kapsamında değerlendirilebilceği gözetilmeden kısmi iade sebebiyle katılandan etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rızası olup olmadığı sorularak sonucuna göre, sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 168 inci maddesinde tanımlanan etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 22.10.2024 tarihinde karar verildi. K A R Ş I O Y: Ceza Genel Kurulu'nun 23.01.2018 tarihli ve 2018/18 sayılı Kararında "Neticesi hakaret ile bitişik bir suç olan yağma teşebbüse elverişli bir suçtur." Failin, cebir veya tehditle suçun icra hareketlerine başladıktan sonra elinde olmayan nedenlerle malı alamadığı hallerde, yağma suçu teşebbüs derecesinde kalmış sayılır. Yağma suçundan almanın gerekleşmesi hırsızlık suçunun aksine, failin malı egemenlik alanına sokmasına bağlı değildir. Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere, yağma suçunun tamamlanabilmesi için kullanılan cebir veya tehdidin etkisiyle mağduru malı teslim etmeli veya alınmasına karşı koymamalıdır. Malın teslim edilmesi veya alınması ise, suçun konusunu oluşturan mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesini, mağdurun bu eşya üzerinde zilyetlikten ... tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız ... gelmesini ifade etmektedir. Başka bir anlatımla, cebir veya tehdidin etkisiyle mal teslim edildiğinde veya alındığında suç tamamlanmış sayılacaktır. Bu nedenle mağdurun malı alıp giderken yakalanması halinde suça teşebbüs değil, tamamlanmış suç söz konusu olacaktır. Yağma suçunun tamamlanması için malın zilyedinden alınması yeterlidir. (... Centel- Hamide ...- ... Çakmut, Kişilere karşı işlenen Suçlar, Cilt: 1, 4. Baskı, Beta Yayınevi, Ankara 2017, s. 405-406) Belirtildiği üzere yağma suçunda malın alınması ile suçun tamamlandığı öngörülmüştür. Cebir ve tehdit karşısında mağdurun başka bir seçeneği kalmamaktadır. Cebir ve tehdit etkisiyle suça konu eşyayı teslim eden veya alınmasına karşı koymayan mağdurun eşya elinden çıktığı anda zilyetliği sona ermiştir. Bu aşamada mağdurun yeniden eşya üzerinde zilyetliğe sahip olması, yani tasarrufta bulunma hakkını elde etmesi düşünülemez. Sanık ...'nun olay günü katılan ...'ün evine hırsızlık amacıyla girdiği, sanığın katılanın yatak odasında el feneri ile dolaştığı esnada katılanın uyandığı, katılanın sanığı yakalamaya çalıştığı, sanığın katılana tabanca yönelterek "kapıyı aç, seni vururum" dediği, evde bağrışmanın yaşandığı, sanığın yere düşen tabancasını alarak mutfak balkonundan atladığı, salon balkonuna çıkan katılanın devriye görevleri yapan polisleri görerek ekipleri sanığa doğru yönlendirdiği, evin bahçe duvarından atlamak isteyen sanığın tırmanma esnasında düşerek polislerce evin müştemilat kısmında yakalandığı, evden aldığı cep telefonu ve tabletin üzerinden çıktığı olayda sanığın eylemi tamamlamış olduğundan eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.