Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2022/15337 E. 2024/10677 K. – Nitelikli Yağma
Konu: Nitelikli Yağma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/15337
- Karar No
- 2024/10677
- Karar Tarihi
- Konu
- Nitelikli Yağma
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2218 E. 2022/2600 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Hükmedilen cezanın sürelerine göre sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir. I. GEREKÇE 1. Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir." 2. Ceza yargılaması sonucunda mahkumiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, sanığın üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delilin dosya kapsamında bulunması gerekmektedir. 3. Somut olay değerlendirildiğinde; Katılanın kendisine zorla imzalattırıldığını iddia ettiği senetlerden 24.03.2013 düzenleme tarihli 01.04.2013 vade tarihli 18.000,00 TL bedelli senedin sanık ... tarafından 08.04.2013 tarihinde Denizli 1. İcra Dairesinin 2013/2736 sayılı icra dosyası üzerinden icra takibine konu edildiği, 18.000,00 TL bedelli senette yer alan borcun katılan tarafından 15.08.2013 tarihinde itiraz edilmeksizin ödendiği, 24.03.2013 düzenlenme tarihli ve 07.10.2013 vade tarihli 25.000,00 TL bedelli senedin ise ciro yoluyla alacaklı görünen sanık ... tarafından 12.07.2016 tarihinde Denizli 3. İcra Dairesinin 2016/4651 sayılı icra dosyası üzerinden icra takibine konu edildiği, 25.000,00 TL bedelli ikinci senedin icraya konu edilmesi üzerine katılanın her iki senedin kendisinden 2013 yılında sanık ... ve beraberindeki iki erkek şahıs tarafından silah zoruyla ve darp edilmek suretiyle imzalatılarak alındığını beyan ederek 03.08.2016 tarihinde şikayetçi olduğu, Denizli 3. İcra Dairesinin 2016/4651 sayılı icra dosyası üzerinden icra takibine konu edilen 25.000,00 TL bedelli senette sanıklardan ...'nun kefil sıfatı yer aldığı ve icra takibinde borçlu gösterilerek ...'ye karşı da ödeme emri gönderildiği, sanık ... aşamalarda alınan beyanlarında her iki senedin katılanın kendisinin işlettiği alkollü işletmeye ortak olmak istemesi ve birikmiş borçları olması nedeniyle katılan tarafından kendisine verildiğine dair beyanda bulunduğu, diğer sanık ...'nin ise soruşturma aşamasında alınan beyanında katılan ile 3 ay ... ilişkisi yaşadığını ve "... ... olay günü gazinoya ortak olacağını ve bu konuyla ilgili ... ile konuşacağını söyledi. Sonra ... ...'un yanına gitti..." şeklinde beyanda bulunduğu, sanık ...'nin bu beyanlarını kovuşturma aşamasında da tekrarladığı, sanıklardan ...'in ise 25.000,00 TL bedelli senedi alacaklı olarak icraya koyma dışında katılana karşı bir eyleminin olmadığı anlaşılmakla, katılanın kendisinden zorla alındığını beyan ettiği 18.000,00 TL bedelli senedin icraya konulduğu tarihten yaklaşık üç yıl sonra şikayette bulunması, katılanın darp edildiğini gösterir herhangi bir adli muayene raporunun alınmamış olması, sanık ...'nın katılana yönelik icra takibi dışında herhangi bir eyleminin bulunmaması, sanık ...'nin 25.000,00 TL bedelli senette katılan ile birlikte kefil sıfatıyla icra dosyasından borçlu olarak sorumlu olması ve takibin sanık ...'ye karşı da ödeme emri göndermek suretiyle yöneltilmesi, sanık ...'ın beyanlarının aksini gösterebilecek dosyada delil bulunmaması ve katılanın beyanları ve olaya bizzat şahitlik etmeyen katılanın arkadaşı ...'ın katılanın olayı kendisine anlatması üzerine olaydan haberdar olduğuna dair beyanları dışında dosyada sanıkların yüklenen suçu işlediğine ilişkin, hükümlülüğüne yeterli, hukuka uygun, kuşkudan uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden, beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde, hukuka aykırılık bulunmuştur. II. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık ... müdafii, sanık ... müdafii ve sanık ... müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 06.10.2022 tarihli ve 2022/2218 Esas, 2022/2600 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 14.10.2024 tarihinde karar verildi.