Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2013/34914 E. 2013/25346 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2013/34914
Karar No
2013/25346
Karar Tarihi

Nitelikli hırsızlık suçundan sanıklar ... ve ...'ın, 5237 sayılı TCK'nın 142/2-b maddesi uyarınca ayrı ayrı 3 er yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına dair İstanbul Anadolu 16. Asliye Ceza Mahkemesinin (Kapatılan Kartal 4. Asliye Ceza Mahkemesi) 09.06.2010 tarih ve 2010/94 Esas, 2010/553 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı'nın 27.05.2013 gün ve 2013/8664/34001 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07.06.2013 gün ve KYB – 2013/199300 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyasının Dairemize 07.06.2013 tarihinde gönderildiği, Dairemizin 02.07.2013 gün ve 2013/19882 Esas, 2013/15486 Karar sayılı kararı ile “incelenen somut olayda; 5237 sayılı TCK'nın 35/2. maddesinde düzenlenen “teşebbüs” nedeniyle indirim yapılıp yapılmaması takdire dayalı bir konudur. Hakime tanınan bu yetki keyfi ve sınırsız değil ise de, bu yetkinin kullanılmasındaki takdir yanılgısının olağanüstü bir yasa yolu olan, yasa yararına bozma konusu yapılması olanaklı değildir. Bu itibarla, takdir hakkına giren konularda kanun yararına bozma istenemeyeceğinden kanun yararına bozma isteminin reddine” karar verildiği, bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınıın 05.12.2013 gün ve KYB – 2013/199300 itiraz konulu yazıları ile itiraz kanun yoluna başvurulması üzerine; Dosya Dairemize yeniden gönderilmekle okunarak gereği düşünüldü: 5271 sayılı CMK'nın 6352 sayılı Yasanın 99.maddesi ile değişik 308.maddesi gereğince yapılan incelemede; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.12.2013 gün ve 2013/199300 sayılı itiraz konulu yazılarında özetle; İnceleme konusu olayda; olay yerinde hırsızlık vakalarının artması üzerine kolluk güçlerinin denetimlerini sıklaştırdığı, suçun işlendiği tarihte de takip altında bulundurulan sanıkların, müştekinin çantasından cüzdanı alıp kaçmaya çalışırlarken, kendilerini olayın başından beri takip eden görevli polis memurlarının kesintisiz takibi sonucu yakalandıkları, çalınan cüzdanın da atıldığı yerden alınarak bir vatandaş tarafından karakola getirilmesi üzerine içerisinden hiçbir şey alınmamış vaziyette müştekiye teslim edildiğinin dosya kapsamından anlaşıldığı, bu durumda sanıklara tamamlanmış hırsızlık suçundan değil hırsızlığa teşebbüs suçundan ceza verilerek haklarında 5237 sayılı TCK'nın 35. maddesinin uygulanması gerektiği, Hakimin Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.06.2009 gün ve 2009/30-177 sayılı kararında da açıklandığı üzere teşebbüs hükmünü uygulayıp uygulamama durumunun takdirinde olmadığı ancak teşebbüs nedeniyle cezadan indirim yapılması, indirim oranının belirlenmesinin Hakimin takdirinde olduğu hal böyle olunca Dairemizin 02.07.2013 tarih ve 2013/19882 Esas, 2013/15486 sayılı ilamının kaldırılmasına karar verilerek, Adalet Bakanlığının teşebbüs hükmünün uygulanması gerektiğine ilişkin kanun yararına bozma istemi konusunda esastan bir karar verilmesi istenilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemi konusunda esastan bir karar verilmesi istemi usul ve yasaya uygun olduğundan Yargıtay Başsavcılığının bu yönden itirazının kabulüne karar vermek gerektiği anlaşılmakla; TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A 1)Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE, 2)Dairemizin 02.07.2013 gün ve 2013/19882 Esas, 2013/15486 Karar sayılı kanun yararına bozma isteminin REDDİNE dair ilamının KALDIRILMASINA, İstanbul Anadolu 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/94 Esas, 2010/553 Karar sayılı dosyası incelendiğinde; sanıklar ... ve ... hakkında 31.12.2009 tarihli müşteki ...'e yönelik hırsızlık eylemlerinden dolayı 5237 sayılı TCK'nın 37/1, 142/2-b, 53, 63. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açıldığı, mahkemenin yargılama sonucunda sanıkların ayrı ayrı TCK'nın 142/2-b maddesi uyarınca 3'er yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verdiği, hırsızlık suçunun mahkemece tamamlanmış suç olarak kabul edildiği verilen kararı sanık ve sanık müdafilerinin temyiz ettiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğnamede eylemin teşebbüs aşamasında kaldığından kararın bozulmasının istenildiği, dosyanın 6. Ceza Dairesi nöbetçi heyetince 15.08.2012 tarihinde incelenerek süresinde temyiz edilmediğinden temyiz isteminin reddine karar verildiği, kararın 15.08.2012 tarihinde kesinleştirildiği, 07.06.2013 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bu kez kanun yararına bozma yasa yoluna gidildiği ve sanıkların eyleminin teşebbüste kaldığının iddia olunduğu, Dairemizin 02.07.2013 gün ve 2013/19882 Esas, 2013/15486 Karar sayılı ilamı ile somut olayda 5237 sayılı TCK'nın 35/2. maddesinde düzenlenen teşebbüs nedeniyle indirim yapılıp yapılmaması takdire dayalı bir konu olup hakime tanınan bu yetki keyfi ve sınırsız değil, yetkinin kullanılmasındaki takdir yanılgısının olağanüstü bir yasa yolu olan yasa yararına bozma konusu yapılması olanaklı değildir, gerekçesi ile reddedildiği bu kararımızda somut olayda suça teşebbüs durumunun tartışılmadığı, olayda teşebbüs durumu olmadığından, suçun teşebbüs derecesinde kalmadığından yasa yararına bozma isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, teşebbüs nedeniyle indirim yapılıp yapılmamasının takdire dayalı konu olduğu gerekçesiyle istemin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Somut olay incelendiğinde 11.01.2010 tarih ve 2010/288 Esas sayılı iddianamede; olay günü ... ilçesinde bulunan ... Kundura isimli mağazaya alışveriş yapmak bahanesiyle giren şüphelilerin mağaza içerisinde alışveriş yapmakta olan müşteki ...'in yanına yaklaştıkları, müştekinin yanına yaklaşan şüpheli ...'nin müştekiyi sıkıştırarak kolunda asılı bulunan çantayı perdelediği diğer şüpheli ...'nin de elini uzatıp müştekinin çantasının fermuarını açarak içindeki kadife simli cüzdanı alarak siyah uzun tuniğinin iç tarafına gizlediği ve hemen şüphelilerin hızlıca mağazadan çıktıkları, olayı gören asayiş şubeye bağlı polislerin şüphelilerin peşlerine düştükleri, takip edildiklerini anlayan şüphelilerin yakalanmamak için sağlı sollu birbirlerinden ayrılarak kaçmaya başladıkları, polislerden kaçan şüpheli ...'nin çaldığı cüzdanı ... caddesine bağlı ... sokak üzerinde yola attığı, bilahare de şüphelilerin polisler tarafından yakalandıkları eylemlerinden dolayı sevk maddelerine göre cezalandırılmalarının istenildiği anlaşılmaktadır. Polis memurları ... ve ...'in düzenledikleri olaya ilişkin tutanakta: adresini beyan eden ... isimli kişinin çalıştığı işyerinin önünde siyah renkte bir çanta ve çantanın içerisinde aynı desen küçük çantada iki adet altın yüzük, bir adet gümüş yüzük, bir adet gümüş işlemeli oltu tespih, bir adet milli miyango bileti, bir adet çeyrek altın ve müşteki ... adına düzenlenmiş nüfus cüzdanını bularak karakola teslim ettiği tutanak altına alınmıştır. Sanıkları yakalayan polis memurlarından ...in duruşmada tanık olarak beyanı alınmış, ...i 09.06.2010 tarihli duruşmadaki beyanında; olay tarihlerinde ... Kundura isimli işyerinde hırsızlık olayları olduğu için tedbir almaya karar verdiklerini kendisinin çevreyi kontrol ettiğini, dışarıda da diğer arkadaşlarının bulunduğunu, bir ara baktığında sanıklardan birinin perdeleme yaptığını diğerinin de bir bayanın çantasını kurcaladığını gördüğünü, bayanın sanıklarla tartıştığını, durumu sorduğunda bayanın çantasının açılmak istendiğini belirttiğini, bunun üzerine oradan ayrılan sanıkları arkadaşları ile birlikte takip etmeye başladıklarını, sanıkların yol boyunca dükkanlara girip çıktıklarını tekrar ... Kundura isimli işyerine döndüklerini, orada müştekinin çantasını yine birinin perdeleme yaparak diğerinin açtığını gördüğünü, müştekinin yanına yaklaşarak polis olduğunu, çantasından çalınan bir şeyinin olup olmadığını kontrol etmesini söylediğini, müştekinin tedirgin olduğunu, polis olduğunu nerden bileyim, benim çalınan bir şeyim yok dediğini, kendisinin "olay teşebbüs aşamasında kaldı" düşüncesiyle oradan ayrıldığını, bir süre sonra müştekinin koşarak kendisinin yanına geldiğini, cüzdanının çalınmış olduğunu söylediğini bu sırada sanıkların da oradan ayrılarak ara sokağa girdiklerini, arkadaşlarını onları yakalamaları için ikaz ettiğini, sanıkların kaçmaya başladıklarını bu arada yolda müştekinin cüzdanını atmış olduklarını, arkadaşlarının da sanıkları kaçırmamak için cüzdanı almamış olduklarını, sanıkları yakaladıktan sonra geldiklerinde cüzdanın bir esnaf tarafından polislere teslim edildiğinin görülmüş olduğunu, sanıkların atılı suçu işlediklerinin bizzat kendileri tarafından gözlemlendiğini, tutanakların doğru olduğunu beyan etmiştir. Olaya ilişkin dosya kapsamı delliler ve mahkemenin gerekçeli kararı incelendiğinde; sanıkların hırsızlık suçlarının tamamlanmış olduğu teşebbüs derecesinde kalmadığı mahkemenin de bu şekilde kanaate vardığı, olayda sanıkların kesintisiz takip durumlarının olmadığı müştekinin sanıklar tarafından çalınan cüzdanının ayrı ayrı yöne kaçan sanıklardan sanık ... tarafından yol üzerine atıldığı, daha sonra bu cüzdanın esnaflık yapan ... tarafından bulunarak karakola teslim edildiği, dolayısıyla somut olayda TCK'nın 35. maddesinin uygulanma koşullarının bulunmadığı, sanıkların hırsızlık suçlarının tamamlanmış olduğu anlaşılmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.06.2009 gün ve 2009/30-177 sayılı kararında özetle “suçun unsurlarının oluşup oluşmadığı hususu hakimin takdirine ilişkin değil, maddi hukuka ilişkin bir hukuka aykırılığı oluşturacağından suçun unsurlarının oluşmadığından bahisle yasa yararına bozma yasa yoluna başvurulması olanaklıdır.” şeklinde açıklanmıştır. Buna göre bir suç teşebbüs derecesinde kalmış ise hakim teşebbüs hükmünü uygulayıp uygulamamada takdir hakkına sahip değildir. Ancak teşebbüs nedeniyle hangi oranda indirim yapacağı konusunda hakim takdir hakkına sahiptir. Bu konuda Yargıtay Başsavcılığı ile Dairemiz arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Dairemiz ile Yargıtay Başsavcılığı arasındaki görüş ayrılığı somut olayda sanıklar hakkında TCK'nın 35. maddesinin uygulanması gerekip gerekmediği yönünde toplanmaktadır. Somut olay bir bütün halinde incelendiğinde olayda kesintisiz bir takip bulunmadığı, olayı gören polis memuru ... hazırlık ve duruşmadaki beyanında sanıkların müştekinin çantasını perdeleme yaptığını ve karıştırdıklarını görünce, müştekinin yanına giderek çantasından bir şeyinin çalınıp çalınmadığını sormuş müşteki ise ben senin polis olduğunu nerden bileyim diyerek polis memuruna tepki göstermiş bu sırada sanıklar olay yerinden ayrılmışlar, bir süre sonra çantasının karıştırıldığını ve içindeki cüzdanının çalındığını anlayan müşteki ise tekrar polis memuru ...in yanına gelerek, çantasından cüzdanının çalındığını beyan etmiş, bunun üzerine olayı diğer polis memurlarına ... haber vermiş daha sonra sanıklar yakalanmıştır. 5237 sayılı TCK'nunda yer alan hırsızlık fiillerinde failin, suç konusu eşya üzerinde hakimiyet kurmasından bahsedilmemiştir. Somut olayda sanıkların hırsızlık eylemi tamamlanmış, olayda kesintisiz bir takipten ve suçun tamamlanmamamış olduğundan söz edilemez. Mahkemece de sanıkların eyleminin tamamlanmış hırsızlık suçu olarak kabulü yerinde olup suçun faillerine TCK'nın 35. maddesinin uygulanma koşullarının bulunmadığı anlaşıldığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar vermek gerektiği anlaşılmıştır. Yukarıda izah olunduğu üzere; KARAR; İstanbul Anadolu 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.06.2010 gün ve 2010/94 Esas, 2010/553 Karar sayılı dosyasında Adalet Bakanlığının olayda teşebbüs hükmünün (5237 sayılı TCK'nın 35. maddesi) uygulanması gerektiğine ilişkin kanun yararına bozma isteminin 5271 sayılı CMK'nın 309/1-2. maddeleri uyarınca REDDİNE, 17.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2013/34914, K. 2013/25346, T. 17.12.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2013-34914-e-2013-25346-k-70bb93ab94c6