Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2013/21765 E. 2013/22879 K.

Konu: Hırsızlık, Hırsızlık Malını Bilerek Satın Almak

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2013/21765
Karar No
2013/22879
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık, Hırsızlık Malını Bilerek Satın Almak

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık, hırsızlık malını bilerek satın almak HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17/06/2013 tarihli kenar yazısı ile Dairemize gönderilerek, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: I-Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükümlerin yapılan incelemesinde; Sanıklar hakkında erteleme hükümleri değerlendirilirken, tekrar suç işlemeyeceği yönünde olumlu kanaat gelmediğinden uygulanmamasına karar verildiği, aynı gerekçenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 5271 sayılı CMK’nın 231/6-b maddesi uyarınca da aranan şartlardan olduğunun anlaşılması karşısında; sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümlerin uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede; Olay günü sanıkların, yakınana ait iş yerinin sağlam ve muhkem olan kepenk kilidini kırıp, suça konu ilaçları çaldıkları, yakınanın olay nedeniyle şikayetçi olduğunun anlaşılması karşısında, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca sanıklar yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilerek, sanıkların eyleminin suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK’nın 493/1-son, 522 (pek fahiş) maddeleriyle, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın 142/1-b, 53, 116/2, 119/1-c, 53, 151/1, 53 (mala zarar verme suçu yönünden uzlaşma hükümleri de dikkate alınarak) maddeleri kapsamında olup, sonucuna göre lehe yasanın saptanması gerektiği dikkate alınmadan, 5237 sayılı TCK'nın lehe kabul edilmesi nedeniyle, iş yeri dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme (uzlaşma olmazsa) suçlarından hüküm kurulması gerektiği gözetilmeyerek, 5252 sayılı Yasanın 9/3.maddelerine aykırı davranılması kanuna aykırı ise de, uygulama açıkça sanıklar yararına olduğundan ve karşı temyiz olmadığından, bozma nedeni yapılmamıştır. Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-Kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkûmiyetin yasal sonucu olarak sanıkların, 5237 sayılı TCK’nın 53/1.maddesinin (a), (b), (c), (d), (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezaların infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkûm olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmalarına karar verilmesi gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması, 2-Yargılama giderlerinin her bir sanığın sebep olduğu tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesi gerektiği gözetilmeden, “müteselsilen” alınmasına karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 326/2.maddesine aykırı davranılması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından “53 ve yargılama giderlerine” ilişkin bölümler çıkartılarak, yerlerine "Kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkûmiyetin yasal sonucu olarak sanıkların, 5237 sayılı TCK’nın 53/1.maddesinin (a), (b), (c), (d), (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezaların infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkûm olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmalarına ve yargılama giderlerinin sanıklardan payları oranında ayrı ayrı alınmasına” cümleleri yazılmak suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, II-Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükümlerin yapılan incelemesinde; Sanık ...'a mahkemenin gerekçeli kararının 30.04.2007 tarihinde tebliğ edildiği, sanığın bu kararı 02.05.2007 tarihinde temyiz ettiğinin anlaşılması karşısında, tebliğnamedeki sanığın temyizinin süre yönünden reddi görüşüne iştirak edilmemiştir. Suçun işlendiği tarih olan 10.07.2004 ile inceleme tarihi arasında sanıklar hakkında uygulanan ve zamanaşımı süresi bakımından lehe olan 765 sayılı TCK'nın 512/1. maddesinde öngörülen cezanın tür ve süresine göre aynı Yasanın 102/4, 104/2.maddelerinde yazılı 7 yıl 6 aylık sürenin geçmiş bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ve sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle kısmen isteme uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanıklar hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 19.11.2013 günü oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2013/21765, K. 2013/22879, T. 19.11.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2013-21765-e-2013-22879-k-fbe2cfd1f55f