Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2010/29570 E. 2013/22680 K. – Hırsızlık, Suç
Konu: Hırsızlık, Suç Eşyasını Kabul Etmek
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/29570
- Karar No
- 2013/22680
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık, Suç Eşyasını Kabul Etmek
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık, suç eşyasını kabul etmek HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29/11/2010 günlü kenar yazısı ile Dairemize gönderilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... savunmanının 19.09.2005 tarihli temyiz dilekçesinde; sanıklar ... ve ... hakkında verilen beraat kararlarına katıldığını belirtip, ancak; diğer sanıklar ..., ... ve ... hakkında verilen mahkumiyet hükümlerine karşı temyiz davası açtığının anlaşılması karşısında bu sanıklarla sınırlı yapılan incelemede; I- Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde; Sanığa 5271 sayılı CMK’nın 150. maddesi uyarınca savunman olarak atanan ve duruşmaya katılan Av. ... tarafından 13.09.2005 günlü kararın temyiz edildiği; kendisine savunman atandığından haberdar olmayan sanığa gerekçeli karar ihtaratlı olarak tebliğ edilmesine karşın, sanığın savunmanın temyize onay verdiğine ilişkin bir başvuru ve beyanı olmadığı gibi, kararı da temyiz etmediğinin anlaşılması karşısında; savunmanın sanık adına hükmü temyiz yetkisi bulunmadığından temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'nın 317.maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak REDDİNE, II- Sanıklar ... ve ... hakkında cürüm eşyasını kabul etmek suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde; Sanık ...’ın gerekçeli karar başlığındaki soy...’ olarak yanlış yazılması yerinde düzeltilmesi olanaklı yazım hatası kabul edilmiştir. Sanıkların eylemine uyan 765 sayılı TCK’nın 512/1. maddesindeki cürüm eşyasını kabul etme suçu için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Yasanın 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirtilen 7 yıl 6 aylık genel dava zamanaşımının, suç tarihi olan 27.11.2004 gününden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanının temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanıklar hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, III- Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz incelemesine gelince; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-27.11.2004 tarihli yakalama, üst arama ve zapt etme tutanağına göre, fail ...’in soruşturma aşamasında başka bir hırsızlık olayında yakalandığında yakınanın işyerinden çalmış olduğu sigaraların bulunduğu, yeri göstererek kısmi iadeyi sağladığının anlaşılması karşısında; yakınana kısmi iadeye rıza gösterip göstermediği sorularak sonucuna göre; sanık hakkında 5237 sayılı TCY'nın 168. maddesiyle uygulama yapılıp yapılmayacağının karar yerinde tartışmasız bırakılması, 2-Yakınana ait işyerinin geceleyin asma kilidini demir kesme makası ile kırarak içeriden suç arkadaşı ... ile birlikte hırsızlık yapan sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCK’nın 493/1, 522/1(pek hafif) 55/3, 59/2. maddelerine göre, hükümden sonra 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY.nın aynı suça uyan 142/1-b, 143/1, 168/1(kısmi iade nedeniyle yakınanın rızası sorularak) 31/3, 62/1; 116/2-4, 119/1-c, 31/3, 62/1, her iki yasanın ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanması suretiyle lehe Yasanın saptanması gerekirken yazılı biçimde uygulama yapılması, 3-Sanığın adli sicil kaydında yer alan hükümlülüğünün 2253 sayılı Yasanın 38. maddesine göre erteli olduğu gözetilip, silinme koşulları araştırılarak sonucuna göre 5395 sayılı ÇKK’nın 23. maddesinin değerlendirilmesi gerektiğinin dikkate alınmaması, Kabule göre de; 4-5237 sayılı Yasada, para cezalarının infazı sırasında gecikme zammına yer verilmemiş olması karşısında, sanık ... hakkında 5275 sayılı Yasanın 106 ve 122. maddeleri de gözetilerek, 4786 sayılı Yasa ile 647 sayılı Yasanın 5. maddesinde yapılan değişiklik uyarınca 6183 sayılı Yasanın 51. maddesine göre para cezasının süresinde ödenmemesi halinde, gecikme zammına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, kısmi iade yönünden kararı temyiz etmeyen sanık ...’e sirayetine, 11.11.2013 günü oybirliğiyle karar verildi.