Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2009/17037 E. 2010/1464 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2009/17037
Karar No
2010/1464
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.09.2005, 02.07.2009 günlü tebliğnameleri ile Daireye gönderilerek, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: 5252 sayılı Yasanın 9. maddesinin 1. fıkrasına göre, ister genel ilke uyarınca duruşmalı yargılamada, isterse ayrıksı yöntem olarak evrak üzerinde yapılan inceleme sonunda verilmiş bulunsun, sonraki lehe Yasa nedeniyle yapılan uyarlama ile ilgili verilen ek kararlara karşı temyiz yasa yoluna başvurulabilecektir. Hükümlü yararına olan Yasanın belirlenmesine yönelik uyarlama istemi üzerine hükümlü ... ... hakkında İzmir 20. Asliye Ceza Mahkemesince 07.06.2005 tarih ve 2005/239 müteferrik sayılı uyarlama kararı verildiği, anılan uyarlama kararı adı geçen hükümlüye 14.06.2005 tarihinde tebliğ edildiği, adı geçen hükümlünün hakkındaki uyarlama kararına 15.06.2005 tarihli dilekçeyle itirazı üzerine, İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.07.2005 gün ve 2005/721 müteferrik sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği, 5271 sayılı CMK.nun 264. maddesi uyarınca, kabul edilebilir bir başvuru olması koşuluyla Yasa yolunun veya merciin belirlenmesindeki yanılmanın başvuranın haklarını ortadan kaldıramayacağından İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.07.2005 gün ve 2005/721 müteferrik sayılı kararı yasal dayanaktan yoksun ve yok hükmünde olduğu, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2, 5271 sayılı CMK.nun 34/2, 40/2, 231/2 ve 232/6. maddelerine göre; mahkeme kararlarında ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını, sürelerini, yöntem ve şeklini kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerektiğinin açık ve buyurucu şekilde belirtildiği, ancak hükümlü ... hakkındaki İzmir 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.06.2005 günlü 2005/298 Müteferrik sayılı uyarlama kararında hükme karşı başvurulacak kanun yolları, süresi mercii ve şekli açıkça belirtilmediği gibi adı geçen hükümlüye de açıklamalı şekilde Ek Kararın tebliğ edilmediği anlaşıldığından, hükümlü ...’ın 14.07.2005, hükümlü ... ...’un 15.06.2005 tarihli dilekçelerinin süresinde ve temyiz istemi niteliğinde bulunduğu kabul edilerek, hükümlü ... ... hakkındaki İzmir 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.06.2005 günlü, 2005/239; hükümlü ... hakkındaki İzmir 20.Asliye Ceza Mahkemesinin 10.06.2005 günlü, 2005/298 sayılı uyarlamaya ilişkin Ek Kararlarının yapılan temyiz incelemesinde; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 tarih, 2005/3-162-173 ve 11.07.2006 tarih, 2006/5-182/182 sayılı kararlarında ayrıntıları açıklandığı üzere; 5252 sayılı Türk Ceza Yasası'nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Yasa'nın "Lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul" başlıklı 9. maddesinin üçüncü fıkrasında; "Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir, "denilmiş, böylelikle, lehe yasanın saptanmasında başvurulacak yöntem düzenlenmiştir. Bu hüküm uyarınca, sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Yasası'nın, önceden kesin yargı haline gelmiş olan ve 765 sayılı Türk Ceza Yasası'na göre kurulmuş bulunan bir hükümde değişiklik yapılmasını gerektirip gerektirmediğini saptamak ve gerektiğinde yeni bir hüküm kurmakla sınırlı uyarlama yargılaması, önceki hükümde ... kabul edilen olaya, önceki ve sonraki Ceza Yasalarının ilgili tüm hükümlerinin birbirlerine karıştırılmaksızın uygulanmasını ve her iki yasaya göre ayrı, ayrı sonuçlar belirlenmesini gerektirmektedir. Bu belirleme, herhangi bir inceleme, araştırma, kanıt tartışması ve takdir hakkının kullanılmasını gerektirmeyen; eylemin suç olmaktan çıkarılması, ceza sorumluluğunun kaldırılması ya da önceki hükümle belirlenen cezanın bir değerlendirme ve takdiri gerektirmemesi gibi hallerde, evrak üzerinde yapılabilecektir. Ancak; sonraki yasa ile suçun unsurlarının veya özel hallerinin değiştirilmiş olması, cezanın, 5237 sayılı TCY'nın 61. maddesi gözetilerek tayin ve takdirinin gerekmesi, artırım ve indirim oranlarının belirlenmesinin takdiri gerekmesi, seçimlik cezalardan birinin tercihinin söz konusu olması, seçenek yaptırımların ya da cezanın kişiselleştirilmesini gerektiren hallerin değerlendirilmesinin gerekmesi gibi durumlarda, duruşma açılarak değerlendirme yapılmalıdır. İnceleme konusu karara gelince; 1- 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141/3. maddesinde; “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır.” Buna paralel hüküm içeren 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK.nun 34. maddesinde de “Hakim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil gerekçeli yazılır.” hükümleri yer almaktadır. Gerekçe; hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve maddi olaya uygun açıklamasıdır. Gerekçenin dosyadaki bilgi ve belgelerin yerinde değerlendirildiğini gösterir biçimde; geçerli, yasal ve yeterli olması gerekir. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi yasa koyucunun amacına uygun düşmez ve uygulamada keyfiliğe yol açar. Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK’nun 34, 230, 232 ve 289.maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde açık olması ve Yargıtayın bu işlevini yerine getirebilmesi için kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmelerin, sanığın eylemlerinin ne olduğunun açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekir. 5252 sayılı Yasanın 9/3 maddesi uyarınca da, sanık yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, 5237 sayılı Yasaya göre hırsızlık, koşullarının bulunduğunun saptanması durumunda konut dokunulmazlığını bozmak ve mala zarar vermek suçlarını oluşturan eylemleri nedeniyle her bir yakınana yönelik eylemlerle ilgili denetime olanak sağlayacak şekilde ayrı, ayrı uygulamalar yapılıp, her iki Yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan Yasa maddeleriyle, verilmesi gereken cezalar ayrı, ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenerek uygulama yapılması gerekirken, artırım veya indirim nedeniyle yapılan uygulamalar sırasında hiçbir gerekçe gösterilmeden ve hükümlü ... hakkında kurulan hükümlerde de sadece maddeler belirtilip sonuç cezalar gösterilerek, yukarıda açıklanan bu ilkelere uyulmadan gerekçeden yoksun olarak, yazılı şekilde eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde hükümler kurulması, 2- 5252 sayılı Yasanın 9/3 maddesi uyarınca, sanık yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, 5237 sayılı Yasaya göre hırsızlık, koşullarının bulunması halinde konut dokunulmazlığını bozmak ve mala zarar vermek suçlarını oluşturan eylemler nedeniyle temel cezanın ne şekilde saptanacağının belirlenmesi, hırsızlık suçunun geceleyin işlenmesi yönünden artırım, kalkışma nedeniyle indirim, malın değerinin az olup olmadığı, az olduğunun belirlenmesi halinde indirim oranlarının takdiri, konut dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçları yönünden uzlaşma hükümlerinin değerlendirilebilmesi ve önceki yasaya göre suçun yasal öğelerinde yapılan değişikliklerin tartışılması için duruşma açılması ve tüm bunların neden ve gerekçeleri gösterilerek hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi, 3- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.04.2007 günlü 2007/1-32-97 sayılı kararı ışığında; cezaların toplanmasına ilişkin düzenlemelerin infazla ilgili bir hüküm olduğu, 5275 sayılı Yasanın 99. maddesinde de kesinleşmiş hükümlülüklerin infaz aşamasında toplanmasını öngördüğü, anılan madde uyarınca bir kişi hakkında başka, başka kesinleşmiş hükümlerin bulunması halinde, koşullu salıverme hükümlerinin uygulanabilmesi açısından mahkemeden bir toplama kararı isteneceği, hükmolunan her bir ceza diğerinden bağımsız olup varlıklarını ayrı, ayrı koruduğu, 5237 sayılı Yasada cezaların toplanması kurumuna yer verilmediği gözetilmeden, hükmolunan hapis cezalarının içtima ettirilmesi, Bozmayı gerektirmiş, hükümlüler ... ve ... ...’un temyiz itirazları ile tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 18.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2009/17037, K. 2010/1464, T. 18.02.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2009-17037-e-2010-1464-k-74392aa3fd91