Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2008/28374 E. 2010/13469 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2008/28374
- Karar No
- 2010/13469
- Karar Tarihi
Hırsızlık suçundan sanık ...'nın 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 493/1, 55/3, 59, 81/1-2. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay 6 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair, KARŞIYAKA 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/03/1995 tarihli ve 1994/700 esas, 1995/187 sayılı kararının infazı sırasında, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, önceki ilâmın iptaline, sanığın anılan Kanun'un 142/1-b, 31/3, 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair, aynı Mahkemenin 22/08/2006 tarihli ve 1994/700 esas, 1995/187 sayılı ek kararına karşı Adalet Bakanlığının 25/11/2008 gün ve 2008/13671-58665 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22/12/2008 gün ve KYB.2008/261966 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 30/12/2008 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi: Anılan Yazıda; Dosya kapsamına göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2. maddesi ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddesindeki "Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir." şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27/12/2005 tarihli vc 2005/3-162-173 sayılı kararına nazaran, lehe yasanın saptanıp uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, kanıt toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa ya da cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden evrak üzerinde karar verilmesinde isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması Dairemizden istenilmiş ise de; TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 23.12.2008 gün ve 2008/6-258-240 sayılı kararında açıklandığı üzere, hükümlü hakkında yapılan yargılama neticesinde kurulan hükmün sonuna “...kanun yolu temyiz yolu olduğu, kararın tefhim veya tebliğinden başlayarak 7 günlük süre içerisinde dilekçe ile başvurularak veya sözlü başvurunun tutanağa geçirilmesi yolu ile kullanılabileceği, değerlendirmenin Yargıtay'ca yapılacağı ” dendiği, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2, 5271 sayılı CMK’nun 34/2, 40/2, 231/2 ve 232/6. maddelerine göre; mahkeme kararlarında ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını, sürelerini ve şeklini kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerektiğinin açık ve buyurucu şekilde belirtildiği, ancak Karşıyaka 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 22.08.2006 tarih ve 1994/700-1995/187 esas ve karar sayılı kararında, tefhim veya tebliğ denilmek suretiyle hükümlünün iradesinin yanıltıldığı, başvuru yönteminin usulüne uygun ve kuşku oluşturmayacak şekilde açıklanmadığı, ayrıca gerekçeli kararın bu açıklamaları içerir biçimde tebliğ edilmediği, kanun yararına bozmanın hakim ve mahkemelerce gerekli işlemler veya yargılama yapılarak verilen ve Yargıtay’dan geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlere karşı istenebileceği, yukarıdaki açıklamalar ışığında hükmün henüz kesinleşmediğinin anlaşılması karşısında; 1-) Karşıyaka 2. Asliye Mahkemesinin 22.08.2006 tarih ve 1994/700-1995/187 esas ve karar sayılı kararı kesinleşmediğinden kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 2-) Hükümlünün 14.07.2008 tarihli yasa yararına bozma istemini içeren dilekçesi yasal sürede temyiz isteği kabul edilerek ek kararın esası hakkında görüş içeren tebliğname düzenlendikten sonra incelenmek üzere Dairemize gönderilmesinin sağlanması için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 13.07.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.