Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2008/27116 E. 2010/11213 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2008/27116
Karar No
2010/11213
Karar Tarihi

Hırsızlık suçundan sanık ...'m, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 492/1, 62, 59/2, 81/2 maddeleri gereğince 1 sene 3 ay 16 gün hapis cezası iie cezalandırılmasına dair EDREMİT 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 01/04/2005 tarihli vc 2002/907 esas, 2005/217 sayılı kararının infazı sırasında, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun daha lehe olması sebebiyle, anılan Kanun'un 142/1-b, 143, 35/2, 62. maddeleri uyarınca 5 ay 12 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın tekerrüre esas sabıkası olduğundan aynı Kanun'un 58/6. maddesine göre mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına dair aynı Mahkemenin 20/04/2007 tarihli ve 2002/907 esas, 2005/217 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 21.11.2008 gün ve 59081 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay C.Başsavcılığının 19/12/2008 gün ve KYB.2008/256288 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 29/12/2008 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi: Anılan Yazıda; 1- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2. maddesi ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanunumun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddesindeki "Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir." şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27/12/2005 tarihli ve 2005/3-162-173 sayılı kararına nazaran, lehe kanunun tespit edilip, uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, delil toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa ya da cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması imkanı sonraki kanun ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden, evrak üzerinde karar verilmesinde, 2- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun lehe hükümler içerdiği kabul edilerek uygulama yapıldığında, sanık hakkında hırsızlık suçu yanında mala zarar verme ve iş yeri dokunulmazlığını ihlâl suçlarından da hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesinde, 3- Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 28/12/2005 tarihli ve 2005/11724-19669 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesinin 2. fıkrasında "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." 3. fıkrasında "Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümler derhal uygulanır." şeklinde infaz rejimi ile ilgili düzenlemelere yer verilmesi karşısında, sanık hakkında tekerrüre esas sabıkası olduğu gerekçesiyle, suç tarihinde yürürlükte olmayan, infaz rejimi ile ilgili bulunan ve sanık aleyhine hüküm doğuracak surette, hakkında hükmedilen hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesinde, isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiş ise de; TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı, incelenen dosya içeriğine göre; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2. maddesinde, 4709 sayılı Yasanın 16. maddesiyle 03/10/2001 günü yapılan değişiklikle, "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır." biçimindeki düzenleme dikkate alındığında 01.04.2005 günlü hükümde yasa yolları " ... tefhim ve tebliğden itibaren bir hafta içinde…… " şeklinde belirtilmek suretiyle, yasa yoluna başvuru süresi ve ne zaman başlayacağı, nereye ve ne biçimde başvurulacağının gösterilmemesi nedeniyle eksik olup, bu eksikliği gidermeyen tebligatın kendisine bağlanan hukuki sonuçları doğurmayacağı gözetilerek, 01.04.2005 tarihli ilk hüküm yasal manada kesinleşmediği gibi, Edremit 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.04.2007 tarih ve 2002/907 esas, 2005/217 karar sayılı uyarlama yargılamasına ilişkin hükümlü ...’ın yokluğunda verilen hükmünde de kanun yolları açıklanırken “ dosya üzerinden itirazı kabil olmak üzere 7 gün içinde…..” dendiği, İlkeleri, Ceza Genel Kurulunun 30.01.2007 gün ve 9-18 sayılı kararında açıklandığı üzere; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2, 5271 sayılı CMK.nun 34/2, 40/2, 231/2 ve 232/6. maddelerine göre; mahkeme kararlarında ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını, sürelerini ve şeklini kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerektiğinin açık ve buyurucu şekilde belirtildiği, ancak anılan uyarlama kararında hükme karşı başvurulacak kanun yolunun temyiz yerine, itiraz olarak gösterildiği gibi hükümlüye yapılan tebligatta bu eksikliğin giderilmediği, bu bağlamda kesinleşmeyen bir karara göre lehe yasanın saptanması olan uyarlama kararının verilmesi ve uygulamaya göre de anılan hükmün kesinleşmediğinin olağan yasa yollarının halen açık olduğunun anlaşılması karşısında; kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 24.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2008/27116, K. 2010/11213, T. 24.06.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2008-27116-e-2010-11213-k-a8bf51a292d1