Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2007/22383 E. 2010/21155 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2007/22383
- Karar No
- 2010/21155
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi HÜKÜMLÜLER : ..., ... SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet TEMYİZ EDENLER : Sanık savunmanı, hükümlüler savunmanı Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: 24.01.2002 günlü kararın diğer sanık ... savunmanının temyizi üzerine Yargıtay 6.Ceza Dairesi tarafından 13.9.2004 tarihinde bozulmasından sonra, Mahkemece hem anılan sanık hem de hakkındaki hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşen hükümlüler ... ve ... hakkında duruşma açılıp, 22.03.2007 günlü kararın verildiği anlaşılmışsa da; Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 gün, 2007/8-125 esas, 2007/186 sayılı kararında açıklandığı gibi, adı geçen hükümlüler hakkındaki temyiz edilmeden kesinleşen ilk hüküm, ancak suç tarihinden sonra yürürlüğe giren yasalar yönünden uyarlama yargısının konusu olabilir ve genel yargı ile uyarlama yargısı birlikte yürütülemez. Hükümlüler ... ve ... hakkındaki kararın kesinleşmesinden sonra, aynı dosyada sanık olan ...'e ilişkin ilk hükmün, anılan sanık savunmanı tarafından temyiz edilmesi ve Yargıtay 6.Ceza Dairesi tarafından bozulması üzerine, haklarındaki hüküm kesinleşmiş olan ... ve ...'un tekrar yargılama sürecine dahil edilerek, 22.03.2007 tarihli ikinci hükmün kurulduğu anlaşılmaktadır. Kurulan bu ikinci hüküm hukuki değerden yoksun ve yok hükmünde olduğundan hukuken varlık kazanmayan bir kararın temyiz davasına konu edilmesi de olanaklı değildir. Bu nedenlerle ... ve ... hakkında verilen 22.03.2007 tarihli karara yönelik konusu bulunmayan temyiz itirazının 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’nun 317. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak REDDİNE, 5252 sayılı Yasanın 9. maddesinin üçüncü fıkrasına göre, gereğinin takdiri yönünden, mahkemesine gönderilmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, Sanık ... hakkında kurulan hükme hasren yapılan temyiz incelemesinde: Sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCY.nın 493/1-son, 522/1, 55/3.maddelerine uyan suçunun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre öngörülen zamanaşımını düzenleyen aynı Yasanın 102/3 ve 104/2. maddeleriyle, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY.nın aynı suça uyan 142/1-b, 143/1, 31/3, 116/4, 119/1-c, 31/3, 151/1, 31/3, 52/2.maddelerine uyan suçların gerektirdiği ceza için belirlenen zamanaşımını düzenleyen aynı Yasanın 66/2 ve 67. maddelerinin ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanması sonucu,anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri ışığında zamanaşımın bakımından 5237 sayılı Yasa hükümlerinin sanık yararına olan 66/1. maddesinde, sanığa yüklenen ve anılan Yasanın 142/1-b, 116/4, 151/1. maddelerine uyan suçun gerektirdiği ceza için 8 yıllık süre belirlenmesi, aynı maddenin 2. fıkrasına göre 15-18 yaş grubunda bulunan sanık için bu sürenin 2/3’nün geçmesiyle kamu davasının düşeceğinin öngörülmesi ve 67. maddesi de gözetildiğinde 7 yıl 6 aylık sürenin suç tarihi olan 04./11/2002 tarihi ile inceleme tarihine göre geçmiş bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı ile tebliğnamedeki düşünce bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK'nun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE, 23/12/2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.