Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2007/19728 E. 2010/2524 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2007/19728
- Karar No
- 2010/2524
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: A- Sanık ... hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesinde; Kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunan sanık hakkında hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 231.maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede; 5560 sayılı Yasa ile 5271 sayılı CMK.nun 150/3. maddesinde yapılan değişiklik ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.12.2006 günlü 2006/8-317, 2006/319 sayılı kararı karşısında; hükmün de tefhim edildiği 28.09.2006 günlü oturumda sanığa savunman atanarak bu savunman hazır bulundurulmaksızın karar verilmek suretiyle 5271 sayılı CMK.nun 150/3, 151/1, 188/1, 289/3-e maddelerine aykırı davranılması, 5252 sayılı Yasanın 9/3 maddesi uyarınca, sanık yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, 5237 sayılı Yasaya göre, aynı Yasanın 142/1-b maddesindeki hırsızlık ve 116/2-4, 119/1-c maddesindeki işyeri dokunulmazlığını bozma suçunu oluşturan eylem nedeniyle uygulama yapılıp, her iki Yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan Yasa maddeleriyle, verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenip uygulama yapılması gerekirken, yazılı şekilde eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde hüküm kurulması, sonuca etkili olmadığından bozma nedenleri yapılmamıştır. Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre sanık ...’nın temyiz itirazı yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle eleştiriler dışında usul ve kanuna uygun bulunan hükmün istem gibi ONANMASINA, B- Hükümlü ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; Malatya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.09.2003 günlü, 2001/97-2003/601 sayılı hükümlülük kararı sanık ... yönünden temyiz edilmeksizin kesinleştiği, anılan karar sanık ...’nın yasal süresi içerisindeki temyizi üzerine, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 30.11.2005 günlü kararı ile, 5237 sayılı Yasa hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması için, “diğer yönleri incelenmeyen hükmün bozulmasına, bozmanın hükmü temyiz etmeyen ... içinde geçerli sayılmasına” denilerek bozulmasına karar verildiği ve Mahkemece yeniden yargılama yapılıp bozmaya uyulup, bozma ilamından hükmü temyiz etmeyen diğer sanık ...’ de yararlandırılarak 28.09.2006 günlü kararın verildiği anlaşılmışsa da; 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 325. maddesinin düzenleniş amacının, aynı hükümle cezalandırılan sanıklar hakkında birbiriyle çelişen hükümlerin verilmesinin engellenmesi ve temyiz yoluna başvurmayanlar aleyhine doğabilecek adaletsizlikleri önlemektir. Anılan maddenin uygulanabilmesi için; aynı mahkemece aynı kararla birden çok sanığın hükümlendirilmesi, sanıkların fiilinde bağlantı bulunması, hükmün Cumhuriyet savcısı, katılan veya sanıklardan bir veya birkaçı tarafından ve sanıkların tümünü kapsamayacak şekilde temyiz edilmiş olması, hükmün cezanın belirlenmesinde hukuka aykırılık nedeniyle sanık yararına bozulması ve bu bozmanın hükmü temyiz etmeyen veya kendileriyle ilgili temyiz bulunmayan sanıklara da uygulanma olanağına sahip olması gerekecektir. Suç unsurlarının oluşmaması, fiilin suç olmaması, cezanın azaltılması veya ortadan kaldırılmasını gerektiren nedenler de cezanın belirlenmesinde hukuka aykırılık olarak değerlendirilebilecektir. Bu nedenle hükmün diğer yönleri incelenmeden bozulmasından, hükmü temyiz etmeyen sanıkların yararlanma olanağı bulunmadığı gibi, somut olayda da 1412 sayılı CMUK’nun 325. maddesinin uygulama koşullarının bulunmadığı, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 günlü, 2007/125-186 sayılı ve benzer kararlarında açıklandığı üzere; adı geçen hükümlü hakkında temyiz edilmeksizin kesinleşen ilk hüküm, ancak suç tarihinden sonra yürürlüğe giren yasalar yönünden talep üzerine yada resen uyarlama yargılamasının konusu olabilir ve genel yargı ile uyarlama yargısı birlikte yürütülemez. Yukarıdaki açıklanan nedenlerle, bozma ilamı sonrasındaki yargılamanın, temyiz olunmaksızın kesinleşmesi nedeniyle lehe Yasanın belirlenmesine ilişkin olduğu kabul edilen hükümlü ... hakkındaki uyarlama yargılaması ile genel hükümlere göre hakkındaki yargılama süren sanık ... hakkındaki davanın, farklı hükümlere bağlı olması ve birlikte görülemeyeceği gözetilip, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesi uyarınca adı geçen hükümlü hakkındaki davanın ayrılmasına karar verildikten sonra, uyarlama yapılması zorunluluğunun gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ...’ün temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 11.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.