Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2007/18674 E. 2010/2947 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2007/18674
Karar No
2010/2947
Karar Tarihi

Hırsızlık suçundan sanık ...'in, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 493/1-son, 522, 81/2-son, 491/ilk-son (iki kez), 522. maddeleri gereğince 13 yıl 8 ay 20 gün hapis, diğer sanık ...'in 765 sayılı Kanun'un 493/1-son, 522, 491/ilk-son (iki kez), 522. maddeleri uyarınca 9 yıl 16 ay hapis cezaları ile cezalandırılmalarına dair, ANKARA 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 30/04/2003 tarihli ve 2003/114-113 sayılı kararının infazı sırasında, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, sanıkların anılan Kanun'un 142/2-d, 143, 142/2-b (iki kez), 145. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, sanık ...'in mükerrir olması sebebiyle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 108/2. maddesi uyarınca tekerrür nedeniyle koşullu salıverilme süresine eklenecek miktarın tekerrüre esas alman 4 ay 20 gün hapis cezasından fazla olamayacağına dair, aynı Mahkemenin 06/06/2005 tarihli ve 2003/114-113 sayılı iki adet ek kararına karşı Adalet Bakanlığının 04/07/2007 gün ve 35543 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay C.Başsavcılığının 09/08/2007 gün ve 151834 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 13/09/2007 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi: Anılan Yazıda; Dosya kapsamına göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2. maddesi ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddesindeki "Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir." şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27/12/2005 tarihli ve 2005/3-162-173 sayılı kararına nazaran, lehe yasanın saptanıp uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, kanıt toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa yada cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden evrak üzerinde karar verilmesinde isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması Dairemizden istenilmiş ise de; TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A 5271 sayılı CYY’nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiş bulunan ve olağan üstü bir yasa yolu olan, yasa yararına bozma kurumu hakim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddi hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılıkların giderilmesini sağlayan ayrıksı bir yasa yoludur. Bu olağanüstü yasa yoluna başvurulabilmesinin ilk koşulu verilen hüküm veya kararın temyiz veya istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş olmasıdır. Karar veya hükümlere karşı başvurulacak olağan yasa yolunun bulunması halinde bu yola başvurulamaz. Olağan yasa yolu denetiminden olan temyiz incelemesinin yapılabilmesi için ise, temyiz yasa yoluna başvuru hakkı olanların tamamının kararı tefhim veya tebliğ yoluyla öğrenmeleri yasal bir zorunluluk olup, bu husus 5271 sayılı CYY’nın “Kararların açıklanması ve tebliği” başlıklı 35. maddesinin 2. fıkrasında açıkça; “Koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları, hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur.” şeklinde belirtilmiştir. CYY’nın 260/1. maddesinde ise yasa yollarına başvuru hakkı olanlar; “…Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar...” olarak sayılmıştır. İncelenen dosya içeriğine göre; Ankara 4.Ağır Ceza Mahkemesinin 06.06.2005 gün ve 2003/114-113 sayılı ek kararlarının hükümlüler ... ve ...'e bulundukları cezaevinde tebliğ edildiği ve temyiz yasa yoluna başvurulmadığı, ancak ek kararın son bölümünde hükme karşı başvurulacak kanun yolları açıklanırken “ …Yargıtay yolu açık olmak üzere…” dendiği, temyiz süresinin ne zaman başlayacağı konusunun ve başvuru yönteminin açık olarak belirtilmediği, Ceza Genel Kurulunun 29.05.2007 gün ve 114/113; 01.05.2007 gün ve 93/104; 20.02.2007 gün ve 46/39; 23.12.2008 gün ve 258/240 sayılı ve benzer kararlarında da ayrıntıları açıklandığı üzere, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2, 5271 sayılı CMK.nun 34/2, 40/2, 231/2 ve 232/6. maddelerine göre; Hüküm ve kararlarda, başvurulacak yasa yolu, süresi, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunludur. Bunlardan birisinin veya birkaçının kararda gösterilmemiş olması ya da yanlış gösterilmesi; 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 40/2, 5271 sayılı CYY’nın 34/2, 40/2, 231/2, 232/6. maddelerine açıkça aykırılık oluşturacağından hükmün kesinleşmesini önler, kesinleşmeyen hükümler hakkında da yasa yararına bozma yasa yoluna başvurulamaz. Ankara 4.Ağır Ceza Mahkemesinin anılan ek kararlarında kanun yollarına başvuru süresinin ne şekilde başlayacağının yöntemine uygun ve kuşku oluşturmayacak şekilde açıklanmadığı gibi ek kararların da bu açıklamaları içerir biçimde hükümlülere tebliğ edilmediği görüldüğünden, kararın kesinleşmediği anlaşılmıştır. Bu nedenle hükmün, temyiz hak ve yetkisi bulunanlara, başvurulacak yasa yolu, süresi, mercii ve şeklini gösterir açıklamalı tebligat ile tebliğ edilmesi, açıklamada mutlaka temyiz yasa yoluna başvurma süresinin kendilerine tebligat yapılmasından itibaren başlayacağının ve başvuru yönteminin bildirilmesi gerekmektedir. Tebligata rağmen temyiz yasa yoluna başvurulmaması durumunda hüküm kesinleşeceğinden, ancak bu durumda yasa yararına bozma yasa yoluna başvuru olanaklı hale gelecektir. Tüm bu açıklamalar ışığında; kesinleşmeyen hükümlere karşı yasa yararına bozma yasa yoluna başvurulamayacağından; 1-) Ankara 4.Ağır Ceza Mahkemesinin 06.06.2005 tarih ve 2005/114-113 sayılı ek kararları kesinleşmediğinden kanun yararına bozma isteminin bu aşamada REDDİNE, 2-) Hükümlüler ... ve ...'e anılan ek kararların, başvurulacak yasa yolu, temyiz yasa yoluna başvurma süresinin kendilerine tebligat yapılmasından itibaren başlayacağı, yöntemi, mercii ve şeklini gösterir açıklamalı tebligat ile usulüne uygun olarak tebliğ edilip, buna ilişkin belgeler ve sunarlarsa temyiz dilekçeleri ve olanaklı ise asıl dava dosyası da eklendikten ve esas hakkında görüş içeren tebliğname düzenlendikten sonra incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 23.03.2010 günü oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2007/18674, K. 2010/2947, T. 23.03.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2007-18674-e-2010-2947-k-6b00686af1d6