Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2007/12152 E. 2011/40296 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2007/12152
- Karar No
- 2011/40296
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet TEMYİZ EDENLER : Sanıklar ve savunmanları Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: 1- Sanık ...’ne, iddianame okunmadan, okunmuş ise bu husus duruşma tutanağına yazılmadan savunmasının alınması suretiyle ve 02.11.2006 tarihli aynı duruşma tutanağının başlığına hakim, Cumhuriyet Savcısı ve yazmanın isim ve sicilleri yazılmayarak 5271 sayılı CMK’nun 191. ve 220. maddelerine aykırı davranılması, 2- Sanık ... hakkında itirazlara gelince; Oluş ve dosya kapsamına göre eylem TCK.nun 142/1-b maddesine uyduğu hem de yazılı şekilde uygulama yapılması sonuca etkili bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış, Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Kısa süreli hapis cezasının paraya veya tedbire çevrilmesi veya hapis cezasının ertelenmesi cezanın sanığın kişiliğine uydurulmasını öngören bir kurum olup, talep halinde mahkemece olumlu veya olumsuz bir karar verilirken gerekçe gösterilmesi zorunludur. Para cezasına veya tedbire çevrilmeme halinde gerekçe sanığın kişiliği ile ilgili ve belgelerin isabetli değerlendirildiğini gösterir biçimde yasal ve yeterli olmalıdır. Bunun içinde sanığın kişiliği, sair halleri,suçun işleniş biçimi ve işlenmesindeki özellikler nazara alınmalıdır. Sanığın kişiliği, sair halleri denilince, sanığın sabıkası bulunup bulunmadığı medeni hali, işi, muhidindeki durumu, duruşmadaki tutum ve davranışları mahkemeye karşı tavrıdır. Bunların olumlu olup olmadıkları mahkemece belirlenip bir yargıya varılıp, Suçun işlenmesindeki özelliklerde ise; sanığın suç işlemeye iten sebep ve sair, kast ve takdirdeki yoğunluk, suçun işlenmesinden sonraki davranışlar gözetilip, TCK. 50 ve 51. maddesindeki hapsin seçenek yaptırımlara çevrilmesi ve gerekçe ertelenmesinde suçlunun Yargıtay sürecindeki pişmanlık için ise; sanığın yüklenen suçu kabul ederek pişman olduğunu söylemesi şart olmayıp, sanığın duruşmadaki davranışları, mağdura yönelik hareketleri, zararın karşılanması, yardım etmesi gibi olay sonrası ve yargılama sürecindeki tutumu gözetilerek pişmanlık duyup duymadığı saptanıp, TCK.nun 51. maddesinde cezanın ertelenmesi için pişmanlık yanı sıra bir daha suç istemeyeceği yönünde yargıç üzerinde olumlu etki halinde cezanın ertelenmesi olumsuz etki halinde de bunun gerekçesinin gösterilmesi gerektiği cezanın şahsileştirilmesini öngören ve 5237 sayılı TCK.nun 50 ve 51. maddelerinde öngören normlar olup, 5271 sayılı CMK.nun 231. maddesinde yer alan hükmün açıklanmasının geri bıraktırılması kurumu ile 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 23. maddesiyle 5271 sayılı Yasanın 231. maddesine eklenen 5/14 fıkraları ile büyükler için kabul edilmiş yetişkin sanıklar için başta şikayete bağlı suçlarla sınırlı olan müessese 8.2.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesiyle 5271 sayılı Yasanın 231. maddesinin 5 ve 14.fıkralarında değişiklik ile 2 yıl ve daha az süreli hapis veya adli para cezaları için uygulanır hale gelmiş, istisna suçunda dışında tüm suçları kapsar hale gelmiştir. Bu müessese doğurduğu sonuçlar itibariyle de karma özelliğe sahiptir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının koşulları: 1-Suça ilişkin koşullar: a) Yargılama sonunda mahkumiyet hükmü tesis edilmesi ve 2 yıl veya daha az süresi hapis veya adli para cezası, b)Suç Anayasanın 174. maddesinde güvenceye alınan inkılap Yasasındaki suçlardan bulunmaması, 2-Sanığa ilişkin koşullarda: a)Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış olması, b)Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kanunun uğradığı zararın aynen suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi, c)Mahkemece sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışı göz önünde bulundurularak sanığın yeniden suç işlemeyeceği kanaatine ulaşması, gerekmektedir. …… koşulların bulunması halinde resen değerlendirme yapılıp, Tüm koşullar bulunması halinde Mahkeme hükmünün açıklanması geri bırakma karar verebilir. Görüldüğü üzere 5237 sayılı TCK.nun 50 ve 51. maddeleri ile 5271 sayılı CMK.nun 231. maddesinin koşulları ve sonuçları aynı olmadığı, Bu nedenle öncelikle hükmolunan cezanın 2 yıl veya daha az olması veya adli para cezası olması halinde öncelikle 5560 ve 5729 sayılı Yasa ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılma koşullarının bulunup bulunmadığı resen değerlendirilip olumsuz sonuca ulaşıldığı takdirde cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin 5237 sayılı TCK.nun 50 ve 51. maddeleri yönünden değerlendirmenin denetime olanak verecek biçimde ayrı ayrı yasal ve yeterli gerekçe gösterilerek takdiri gerekir. Hal böyle olunca; Adli sicil kaydına göre; 2918 sayılı Yasaya muhalefet suçu dışında kasıtlı bir suçtan mahkumiyeti olmayan, nakliyecilik işi ile uğraşan ve duruşmadaki saygılı tutum ve davranışı ile suçun işlenmesinden sonra suçu ikrarı ve müştekinin zararını gidermesi de mahkemece saptanıp kabul ve takdir olunan, yüklenen suç dışında dosyaya yansıyan başkaca bir olumsuzluğu bulunmayan sanık hakkında “sanığın şahsi hali, geçmişi, suç işleme hususundaki eğilimleri, suçun işlenmesindeki özellik, cezanın ıslahı amacı nazara alınarak sanık hakkında 5237 sayılı Yasanın 50, 51 ve 5560 sayılı kanun ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231/5. maddesinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına bu yöndeki taleplerin reddine” denilip yasadaki bazı ibarelerin tekrar edilmesi suretiyle, yasal anlamda dayanakları denetime olanak verecek şekilde gösterilmeden, yerinde ve yeterli olmayan ve kabulle de çelişen şekilde hüküm kurulması, 3-TCK. 62. maddesiyle takdiri indirim uygulama yapılmasına karşı aynı hükümde bu kere aynı kanun maddesinin uygulama istemlerinin reddine karar verilmek suretiyle hükmün karıştırılması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... ile savunmanlarının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenlerle kısmen istem gibi BOZULMASINA, 22.09.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.