Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/103 E. 2025/14047 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/103
Karar No
2025/14047
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/14 Esas, 2024/129 Karar KARAR : Kabul

Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan tespiti ile kamulaştıılan taşınmazın yol olarak terkini davasında yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 Kanun'la değişiklikten önceki 432 nci maddesi uyarınca süresinde verilmeyen temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 432 nci maddesine göre verilecek nihai kararlara karşı tebliğden itibaren 15 gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Yine 1086 sayılı Kanun'un 433 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca katılma yoluyla temyiz süresi 10 gün olup, yasal süreler geçtikten sonra verilen davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.

Davacı idare vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Ordu ili, Ünye ilçesi, ... Mahallesi 22... (ifrazen 22... ) parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın yol olarak terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; keşif yapılarak değerin tespitini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 29.11.2011 tarihli ve 2010/612 Esas, 2011/621 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin; davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile yol olarak tapudan terkinine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı, öncelikle davacı idarece el konulan bölümdeki mermer rezervinin miktarı bu işte uzmanlaşmış maden ve makine mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulu heyeti ile belirlenerek, bu rezervin satışa sunuluncaya kadar yapılacak masraflar da düşülmek suretiyle rezervin net ekonomik değerinin, dava tarihi itibarıyla tespit edilip hesaplama yapılması gerektiğinden bahisle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 30.05.2014 tarihli ve 2013/382 Esas, 2014/222 Karar sayılı kararı ile davanın kabulü kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin; davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile yol olarak tapudan terkinine karar verilmiştir.

C.İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; mahkemece kısa karar ile uyumlu olarak gerekçeli kararın hüküm fıkrası oluşturulmuş, ancak hükme esas alınan ek kurul raporunda kura ilişkin hata nedeniyle yeniden hesaplama yapılmak suretiyle gerekçeli kararda tashih yapılmışsa da; mahkemece ek kurul raporu doğrultusunda kısa karar kurularak bedel tespit edilmiş olup tashih ile mahkemece ek kurul raporundaki kura itibar edilmeyerek hükmün değiştirilmesinin, 6100 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesi kapsamında bir hesap hatası olarak değerlendirilemeyeceği gibi, yapılan tashih işlemi neticesi kısa kararla gerekçeli kararın çelişik hale geldiği, Yargıtay Büyük Genel Kurulunun l0.04.l992 tarihli l99l/7 – l992/4 sayılı İçtihadı Birleştirme kararına göre kısa kararla gerekçeli kararın çelişik olmasının bozma nedeni olacağı ve bozmadan sonra yerel mahkeme önceki kararla bağlı olmaksızın çelişkiyi kaldırmak kaydıyla vicdani kanaata göre karar vermesi gerektiğinden bahisle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

D.Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 11.09.2015 tarihli ve 2015/262 Esas, 2015/442 Karar sayılı kararı ile davanın kabulü kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile yol olarak tapudan terkinine karar verilmiştir.

E. Üçüncü Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; hükme esas alınan raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı bu itibarla; dava konusu taşınmazdan çıkarılan mermer taşının cinsinin tespitiyle değerlendirme tarihi olan dava tarihinde cinsi belirlenen mermer taşının m³ fiyatı, ortalama miktarı ile m³teki ortalama masraflarına ilişkin resmi verilerin Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü vs. yerlerden getirtilerek, kapitalizasyon faizi de uygulanmak suretiyle dosya içindeki maden işletme ruhsatı da işletilen alan olarak izin verilen 3000 m² kısmın maden geliri esasına göre, arta kalan kamulaştırılan kısma da arsa olarak değer biçilmesi gerektiğinden bahisle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

F. Mahkemece Üçüncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 16.07.2021 tarihli ve 2016/560 Esas, 2021/202 Karar sayılı kararı ile davacı idarece kamulaştırma bedel farkının süresi içinde bankaya bloke edilmediğinden davanın reddine karar verilmiştir.

G. Dördüncü Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucu; davacı idareye bedeli bloke etmesi için iki kez 15 günlük süre verilmesi ve bu sürelerin sonunda bedelin bloke edilmemesi durumunda davanın reddine hükmedilmesi gerektiğinden bahisle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

H. Dördüncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 01.11.2022 tarihli ve 2022/115 Esas, 2022/197 Karar sayılı kararı ile bozma kararı gereğince inceleme ve işlem yapılarak davanın kabulü ile kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin; davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile yol olarak tapudan terkinine karar verilmiştir.

I. Beşinci Bozma kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucu; arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza bozma öncesi alınan 15.10.2010 tarihli bilirkişi raporuna göre değerlendirme tarihi olan 2010 yılında metrekare birim fiyatı 55,00 TL olarak belirlenmiş ve Dairemizce yapılan inceleme sonucu; 18.04.2023 tarihli ve 2013/1101 Esas, 2013/7746 Karar sayılı bozma kararında bu husustan bozma yapılmadığı ve belirlenen metrekare birim fiyatı yönünden davacı idare lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gözetilmeden dava konusu taşınmazın 3584,19 metrekarelik arsa niteliğindeki kısmına daha yüksek metrekare birim fiyatı belirlenmek suretiyle fazla bedele hükmedilmesi ve taşınmazın maden niteliğindeki kısmına ilişkin olarak hükme esas alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli olmadığından ve Dairemizin 04.10.2016 tarihli ve 2015/27312 Esas, 2016/13756 Karar sayılı bozma kararının gerekleri yerine getirlmediği gibi dosya içinde bozma öncesi ve bozma sonrası hükme esas alınan bilirkişi raporlarında rezerv alanları, mermerin kalınlığı, mermer artığının hesaplama yöntemi arasında çelişki olup bu çelişkilerin de giderilerek 3 kişilik işinde uzmanlaşmış maden mühendislerinden oluşacak bilirkişi heyeti ile taşınmaz başında keşif yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

İ. Beşinci Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı gereğince inceleme ve işlem yapılarak davanın kabulü ile kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile yol olarak tapudan terkinine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda maden gelirine göre daha düşük bedel belirlenmiş olduğunu, maden gelirine göre değer biçilemeyeceğini, emsal karşılaştırmasının hatalı yapıldığını, en yüksek faiz uygulamasının mümkün olmadığını, lehe vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

C.Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırma bedellerinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın yol olarak terkini istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Mahkemelerinin nihaî kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun'un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ... numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararı da göz önüne alınarak, davanın niteliği gereği davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırı bir yön görülmemiştir.

3.Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla davacı idare vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

4. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Davalı Vekilinin Temyizi Yönünden; Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin süreden REDDİNE,

B.Davacı İdare Vekilinin Temyizi Yönünden; 1. Davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Davacı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü, mahkeme kararının hüküm fıkrasının, (3) numaralı bendinde yeralan “Anayasa md 46 gereğince kamu alacakları için en yüksek faizin” ibaresinin çıkartılması, yerine “yasal faiz” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Davalıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, 04.11.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.

Bu nedenle somut olayda kanaatimce;

Her ne kadar 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmesi ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar geçen süre için kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması”, diğer bir ifadeyle Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak “dava tarihinden itibaren karar tarihine kadar faize hükmedilmesi(aynen temyiz incelememize konu Ünye 2 nci Asliye Hukuk Mahkemesinin; “ … dava tarihinden itibaren Mahkemelerinin karar tarihlerine kadar kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faize hükmedilmesine ilişkin” kararında olduğu gibi)” gerekmekte ise de;

Davalı tarafın, “dava tarihinden itibaren” “Yasal Faiz”in dışında bir “Faiz”in uygulanmasına ilişkin” Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26/1 inci maddesinde düzenlenen “Taleple bağlılık ilkesi” kapsamında değerlendirilebilecek süresinde ileri sürülmüş bir temyiz talebi de söz konusu olmadığından, Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Dairemiz Sayın çoğunluğu tarafından verilen, sonucu ve diğer yönleri itibarıyla katıldığım, “Düzeltilerek Onanma Kararı”nın, “Gerekçe/Değerlendirme” bölümünün 4 No’lu bendinde yazılı olan gerekçelere (hususen de bu bentte yazılı olan; “davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerektiği” gerekçesine) “faizin başlangıç tarihi” ve “faizin türü” yönünden, açıkladığım nedenlerle katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/103, K. 2025/14047, T. 04.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-103-e-2025-14047-k-2ea338feaffb