Yargıtay · 5. Ceza Dairesi

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2025/11325 E. 2026/6849 K. – Tefecilik

Konu: Tefecilik

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Ceza Dairesi
Esas No
2025/11325
Karar No
2026/6849
Karar Tarihi
Konu
Tefecilik

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/714 Esas, 2025/100 Karar SUÇ : Tefecilik HÜKÜM : Kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi; Sanık ... hakkında 23.12.2021 tarihli iddianameyle kamu davası açıldığı, sanıklardan ..., ... ve ... hakkında verilen 30.03.2016 tarihli mahkumiyet hükümlerinin Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından bozulması sonrası sanık ... hakkındaki dava dosyasının adı geçen diğer sanıkların bozma sonrası yargılamalarının yapıldığı Kocaeli 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/714 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirildiği, bu nedenle sanık ...'nin yargılama konusu eyleminin Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 25.05.2021 tarihli ve 2020/8231 Esas, 2021/2504 sayılı Kararı kapsamında temyiz incelemesinden geçmediği ve düşme hükmünün 13.02.2025 tarihinde ilk kez kurulduğu nazara alındığında; 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 25. ve geçici 2. maddeleri uyarınca kurulan Bölge Adliye Mahkemelerinin 07.11.2015 tarihli ve 29525 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan karar uyarınca tüm yurtta 20.07.2016 tarihinde göreve başladığı, bu itibarla sanık ... hakkında tefecilik suçundan 13.02.2025 tarihinde ilk kez verilen düşme hükmünün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 272. maddesi uyarınca istinaf kanun yoluna tabi olduğu, aynı Kanun'un 264/1. maddesinde yer verilen; "Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz." şeklindeki düzenleme de dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin Bölge Adliye Mahkemesince yapılması gerektiği anlaşıldığından, istinaf yasa yolu incelemesinden sonra temyizi halinde ilgili hüküm yönünden temyiz incelemesi için görevli Yargıtay Ceza Dairesine tebliğname düzenlenmek suretiyle iade edilmesinin temini gerektiğinden, dava dosyasının bu husus yönüyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, incelemenin katılan vekilinin sanık ... dışındaki diğer sanıklar hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazları ile sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: 1-Sanıklardan ..., ... ve ... hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde; Bozmaya uyularak gereği yerine getirilmek ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen zamanaşımı nedeniyle düşme hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 2-Sanıklardan ... ve ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde ise; Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında tefecilik suçundan verilen Kocaeli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.03.2016 tarihli ve 2013/163 Esas, 2015/627 Karar sayılı mahkumiyet hükümlerinin, sanıklar ..., ... ve ... müdafileri tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 25.05.2021 tarihli ve 2020/8231 Esas, 2021/2504 Karar sayılı ilamı ile adı geçen sanıklar yönünden bozulmasına, sanıklardan ... ve ... hakkındaki hükümlerin ise temyiz edilmeksizin kesinleşmesine rağmen, bozma ilamı sonrasında diğer sanıklar hakkında verilen zamanaşımı nedeniyle kamu davalarının düşmesine dair hükümlerin sanıklar ... ve ... hakkında önceden kesinleşmiş olan mahkumiyet hükmüne sirayet ettirilmesine karar verilmiş ise de; Mahkumiyet tarihi itibarıyla uygulanması gereken 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) ''Hükmün bozulmasının diğer maznunlara sirayeti'' başlıklı 325. maddesi ''Hüküm, cezanın tatbikatında kanuna muhalefet edilmesinden dolayı maznun lehine olarak bozulmuşsa ve bozulan cihetlerin temyiz talebinde bulunamamış olan diğer maznunlara da tatbiki kabil olursa bu maznunlar dahi temyiz talebinde bulunmuşcasına hükmün bozulmasından istifade ederler.'' şeklinde, benzer düzenlemeyi içeren 5271 sayılı Kanun'un ''Hükmün bozulmasının diğer sanıklara etkisi'' başlıklı 306. maddesi ise ''Hüküm, sanık lehine bozulmuşsa ve bu hususların temyiz isteminde bulunmamış olan diğer sanıklara da uygulanması olanağı varsa, bu sanıklar da temyiz isteminde bulunmuşçasına hükmün bozulmasından yararlanırlar.'' şeklinde düzenlenmiş olup hükmü temyiz etmeyenlerin veya temyiz istemi reddedilenlerin, temyiz edenlerden daha ağır bir ceza ile cezalandırılmaları adaletsizliğini gidermek amacı ile yasaya konmuştur. Bu suretle temyiz edenler lehine oluşacak durumdan, temyiz etmeyenlerin de istifadesi sağlanmış olacaktır. Bozmanın sirayetinde yerel mahkeme hükmü, temyiz etmeyen sanık yönünden bozulmamakta, anılan maddeler uyarınca sanık, bozma kararının sonucundan yararlandırılmaktadır. Gerek 1412 sayılı Kanun'un 325. gerekse 5271 sayılı Kanun'un 306. maddelerinde yer alan ve hükmün bozulmasının diğer sanıklara sirayetini düzenleyen hükümlerdeki koşullar gerçekleştiği takdirde temyiz edenler lehine oluşacak durumdan temyiz yoluna başvurmayan, süresinden sonra başvuran veya temyize başvurmakla beraber talebi kabul edilmeyen sanıkların da yararlanmaları sağlanacaktır ancak söz konusu olayda sirayetin koşulları gerçekleşmediğinden mahkemece yapılan uygulamanın her ne kadar Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 31.01.2017 tarihli ve 2016/13-982 Esas, 2017/29 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere sirayet üzerine verilen kararlar kesin ise de sirayet olarak kabul edilemeyeceği, diğer sanıklar hakkında verilen zamanaşımı nedeniyle kamu davalarının düşmesine dair hükümlerin sanıklar ... ve ... hakkında önceden kesinleşmiş olan mahkumiyet hükmüne sirayetinin mümkün olmadığı, kaldı ki mahkumiyet hükmü kesinleştikten sonra dava zamanaşımı süresinin işlerlik kazanamayacağı hususu ile temyiz edilmeksizin kesinleşen bu hükümlere yönelik ancak kanun yararına bozma yoluna başvurulabileceği gözetilerek, bozmanın sanıklara sirayetine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması, Kanuna aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 11.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2025/11325, K. 2026/6849, T. 11.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-ceza-dairesi-2025-11325-e-2026-6849-k-3f46e5b3bbec