Yargıtay · 5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2022/9107 E. 2025/5655 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/9107
- Karar No
- 2025/5655
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/1116 Esas, 2022/567 Karar SUÇ : Edimin ifasına fesat karıştırma, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'na (2863 sayılı Kanun) muhalefet HÜKÜM : Sanık ... hakkında edimin ifasına fesat karıştırma suçundan beraat, tüm sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan açılan kamu davalarının düşmesine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi: Katılanlar vekillerinin yüzüne karşı verilen hükümlere yönelik temyiz süresinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de nazara alınarak 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 310. maddesine göre hükmün tefhiminden itibaren bir hafta olmasına karşın "tefhim tarihinden itibaren 15 gün içerisinde" olduğu belirtilmek suretiyle tarafların yanıltıldığı ve bu itibarla temyiz istemlerinin süresinde olduğu gözetilerek yapılan incelemede; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.02.2017 tarihli ve 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı Kararı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 237/1. maddesine göre 2863 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan doğrudan zarar görmeyen Hazinenin kamu davasına katılma ile aynı Kanun'un 260/1. maddesi gereği hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı, usulsüz olarak verilen katılma kararının da temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmakla, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi uyarınca Hazine vekilinin bu suçtan kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin REDDİNE, incelemenin katılanlardan Hazine vekilinin sanık ... hakkında edimin ifasına fesat karıştırma suçundan verilen beraat, ... vekilinin ise bu hüküm ile birlikte tüm sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesine dair hükümlere yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: 1) Tüm sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan açılan kamu davalarının düşmesine dair hükümlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Bozmaya uyularak gereği yerine getirilmek, gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen kamu davalarının düşmesine dair hükümler usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılan ... vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 2) Sanık ... hakkında edimin ifasına fesat karıştırma suçundan verilen beraat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 236/2. maddesinde yer verilen kabul ibaresinin suç tarihinde yürürlükte bulunan 19.12.2002 tarihli ve 24968 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yapım İşleri Muayene ve Kabul Yönetmeliğinin 11 ve devamı maddelerinde detayına yer verilen kesin kabul işlemi olarak anlaşılması gerektiği, dava konusu ihaleye ilişkin kesin kabul işleminin yapılmaması nedeniyle sanığa yüklenen edimin ifasına fesat karıştırma suçunun yasal unsurlarının gerçekleşmediği, eylemin sübutu halinde 5237 sayılı Kanun'un 257/1. maddesi kapsamında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturabileceği, bu suçun söz konusu maddede öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e maddesine göre 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 24.09.2010 tarihli sorgu ile hüküm tarihi arasında bu sürenin gerçekleştiği nazara alınarak kamu davasının düşmesine karar verilmesi yerine yazılı şekilde beraat hükmü kurulması, kanuna aykırı, katılanlar vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanık hakkında açılan kamu davasının aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince zamanaşımı sebebiyle DÜŞMESİNE 24.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.