Yargıtay · 5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2010/4519 E. 2010/6469 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/4519
- Karar No
- 2010/6469
- Karar Tarihi
Zimmet suçundan şüpheliler Türkiye ... Bankası ... Finans Market ... Şubesi görevlileri, ... ve ... haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 12/03/2009 tarihli ve 2008/191077 soruşturma, 2009/19481 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı itirazın reddine ilişkin mercii Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi başkanınca verilen 23/06/2009 tarihli ve 2009/980 değişik iş sayılı kararın; Dosya kapsamına göre, kanser hastası olarak Amerika Birleşik Devletlerinde bulunan hastanede tedavi gören ...'ın Türkiye'deki Türkiye ... Bankası ... Finans Market ... Şubesindeki hesabından öldükten sonraki zamana rastlayan sürede Amerika'dan verilen faks talimatlarla para çekilip, mirastan kaçırıldığı iddia edilen olayda, ihtilafın hukukî nitelikte olup, Ankara Asliye 7. Ticaret Mahkemesinin 2006/335 esas sayılı dosyasındaki yargılama çerçevesinde çözümleneceği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. maddesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 14/11/2007 tarihli ve 2007/9636-9375 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, faksların sahteliği, banka işlemlerinin niteliği, banka görevlilerinin işlemler karşısındaki durumlarına yönelik iddialarının araştırılmadığı, şüphelilerin beyanlarına başvurulmadığı, hukuk mahkemesinde süren davada ulaşılan delillerle yetinildiği, ortada 5271 sayılı Kanun'a uygun bir soruşturmanın bulunmadığı bir durumda, anılan Kanun'un 160. maddesi ve diğer maddeleri uyarınca soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle CMK.nun 309. maddesi gereğince bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 20/04/2010 gün ve 25630 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen C.Başsavcılığından tebliğname ile Daireye ihbar ve dava evrakı birlikte tevdii kılınmakla incelenerek gereği düşünüldü: İncelenen dosya içeriğine, sanıkların Bankalar Kanunundaki zimmet suçunu işlediklerinin iddia edilmesine ve Yargıtay Kanunu’nun 14. maddesine göre kanun yararına bozma incelemesi yapma görevinin Yüksek 7. Ceza Dairesine ait olduğu anlaşıldığından Dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın görevli daireye gönderilmesi için Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.09.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.