Yargıtay · 5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2006/13917 E. 2010/8215 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2006/13917
- Karar No
- 2010/8215
- Karar Tarihi
Zimmet, denetim görevini ihmal suretiyle zimmete sebebiyet verme ve görevi kötüye kullanma suçlarından sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...’in yapılan yargılanmaları sonunda; sanık ...’un atılı zimmet ve görevi kötüye kullanma suçlarından mahkümiyetine, diğer sanıkların atılı suçtan beraetlerine dair, Vezirköprü Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 05.10.2005 gün ve 2004/10 Esas, 2005/96 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi sanık ... müdafii ve katılan vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay C.Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü: Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle sanık ... hakkında zimmet suçundan kurulan beraet hükmü usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, Sanıklar ... ve ...’e isnat olunan denetim görevini ihmal suretiyle zimmete sebebiyet verme, sanık ...’e görevi kötüye kullanma suçlarının yasa maddesinde öngörülen cezalarının tür ve tutarına nazaran 765 sayılı TCK.nun 102/4. maddesinde belirlenen 5 yıllık asli zamanaşımına tabi olduğu, beraet hükmünün zamanaşımını kesen niteliğinin bulunmaması nazara alınarak sanıkların sorgusunun yapıldığı 18.02.2004 tarihiyle inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından 5237 sayılı TCK.nun 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle hükümlerin CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanıklar hakkında açılan kamu davalarının aynı Yasanın 322 ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddeleri uyarınca zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, Sanık ... hakkında zimmet ve görevi kötüye kullanma suçlarından kurulan mahkümiyet hükümlerinin incelenmesine gelince; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Gerekçe kısmında sanığın eyleminin TCK 247/3. maddesine uygun olduğu belirtilmesine karşın sonuç kısmında TCK.nun 247/3. maddesinin uygulanmaması sureti ile hükmün karıştırılması, Suçun 5237 sayılı Yasanın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesine rağmen sanık hakkında aynı Yasanın 53/5. maddesinin uygulanmaması, Hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve TCK.nun 7/2. maddesi uyarınca sanık yararına olan 5728 sayılı Kanunun 562. maddesinin 1. fıkrası ile değişik CMK.nun 231/5. maddesinde hapis cezası için öngörülen sınırın 2 yıla çıkarılması ve anılan maddenin 2. fıkrası ile de 231/14. maddesindeki soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suç olma koşulunun kaldırılması karşısında, mahkemece görevi kötüye kullanma suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının karar yerinde tartışılması lüzumu, Kabule göre de; TCK.nun 61/6. maddesine aykırı olarak sanık hakkında tayin olunan cezanın 2 yıl 7 ay 7 gün yerine 1 yıl 19 ay 7 gün olarak belirlenmesi, Sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan alt sınırdan ceza verilip TCK.nun 80 ve 59. maddeleri gereğince artırım ve indirim yapıldığı halde nedeni gösterilmeksizin memurluktan yoksun bırakma cezasının artırımlı belirlenerek TCK.nun 80 ile 59. maddeleri gereğince artırım ve indirim yapılmaması, 5275 sayılı Kanunun 122. maddesiyle 647 sayılı Yasanın yürürlülükten kaldırılması karşısında 4786 sayılı Yasayla değişik 5/5. maddesi uyarınca ödenmeyen para cezalarına gecikme zammının uygulanamayacağının gözetilmemesi, Katılan taraf kendisini davada vekil ile temsil ettirdiği halde, katılan lehine ücreti vekalet tayin edilmemesi, Kanuna aykırı, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.