Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/522 E. 2024/2502 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/522
- Karar No
- 2024/2502
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/1021 Değişik İş, 2021/1026 Karar SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : İHK-2021/44340 Avukat ... DAVA TARİHİ : 02.08.2021 HÜKÜM/KARAR : Davalının İtirazının Reddine/Davanın Kabulüne SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2021/140401 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davalının itirazının reddine karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu davalıya zorunlu trafik sigortalı aracın 13.10.2020 tarihinde yaptığı çift taraflı kaza neticesinde davacının yaralandığını belirtip, belirsiz alacak davası olarak ikame ettikleri davada şimdilik 5.005,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 70,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 25,00 TL bakıcı giderinin kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesinde; sürekli iş göremezlik tazminatını 178.582,78 TL, geçici iş göremezlik tazminatını 11.739,21 TL, geçici bakıcı giderini talebini 5.380,94 TL olmak üzere toplam 195.702,93 TL olarak artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalıya usule uygun başvuru yapılmadığını, maluliyet raporunun usul ve yasaya uygun olmadığını, Sosyal Güvenlik Kurumunun ödeme yapıp yapmadığının önemli olduğunu, kusur yönünden inceleme yapılması gerektiğini, başvuranın koruyucu tertibat kullanıp kullanmadığının tespiti ile tazminattan indirim yapılmasını talep ettiklerini, hatır taşımasının söz konusu olduğunu, temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz işletilebileceğini, asliye mahkemeleri için hükmedilen vekalet ücretinin beşte biri oranında vekalet ücretine hükmedilebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; başvuranın 13.10.2020 tarihli kazada yaralandığı sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri talebinde bulunduğu, kusur ve tazminat hesaplamasının tespiti maksadı ile alınan rapor ile davalıya sigortalı araç sürücüsünün %75 oranında kusurlu olduğu, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi uyarınca yapılan hesaplama ile 178.582,78 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 11.739,21 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 5.380,94 TL bakıcı gideri hesaplaması yapıldığı, kaza tespit tutanağında başvuranın emniyet kemerinin takılı olmadığına dair ibare olmadığı, hatır taşıması olduğunu iddia eden davalının bu hususu ispatlaması gerekirken somut olayda araç sürücüsü ve başvuranın hatır taşıması indirimi yapılmasını gerektirecek ilişkide olduklarının davalı tarafından ispatlanamadığı bu nedenle bu talebin haklı görülmediği gerekçesi ile talebin kabulü ile 11.739,21 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 178.582,98 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 5.380,94 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 195.702,78 TL nin 20.05.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davalı vekili itiraz dilekçesinde; başvuruda sunulan raporun kaza tarihinde uygulanması gereken Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun hazırlanmaması sebebiyle başvuru şartının oluşmadığı ve usulden ret kararı verilmesi gerektiğini, maluliyet raporunun uygun yönetmeliğe göre hazırlanmadığını, aktüer hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faize göre yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı gideri tazminatlarının ZMMS Genel Şartlar gereği sorumluluklarında olmadığını, başvuranın emniyet kemeri takmaması nedeniyle müterafik kusurlu olduğunu ve tazminattan indirim yapılması gerektiğini, hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, başvuran yana tayin edilen vekâlet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini beyan etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; başvuran tarafından ibraz edilen sağlık raporunun kaza tarihinde yürüklülükte olan yönetmelik hükümlerine göre tanzim edildiği, sigorta şirketi vekilinin tazminatın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 faize göre hesaplanması gerektiğini belirterek hakem kararına itiraz ettiği, Anayasa Mahkemesinin kararı ile 2918 sayılı KTK'nın 90 ve 92 nci madde hükümlerindeki KZMMS Genel Şartlarına yapılan atfa ilişkin hükümlerin iptalinden sonra Yargıtay'ın verdiği kararlarda tazminat hesapları bakımından TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yönteminin kullanıldığı, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderinden davalının sorumlu olduğu, müterafık kusur ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği yönündeki taleplere ilişkin iddiaların davalı tarafından ispatlanamadığı, başvuran lehine nispi tam oranda vekalet ücreti verilmesi gerektiği gerekçeleri ile davalının itirazının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına karşı sunduğu itiraz dilekçesindeki nedenler ile kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (ZMMS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 13.10.2020 tarihli trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51, 52 ve 54 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,87,89,90,91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi ve Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16 ıncı maddesinin on üçüncü fıkrası, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 17 inci maddesi, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, hesaplamada kullanılan yöntemin usul ve yasaya uygun olmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir. Davaya konu kazanın meydana geldiği 13.10.2020 tarihinde Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olup bu Yönetmelik’in ekinde yer alan “Engel Oranları Cetveli”nin “alt ekstremiteye ait sorunlarda engellilik oranları” başlıklı 3 üncü maddesinde, “... engellilik hastanın mevcut durumuna göre belirlenmeli, kişi engelinin zaman içerisinde değişebilme ihtimali varsa rapor süreli olarak verilmelidir. Devamlı engellilik raporu verilmeden önce, hastada iyileşmenin durduğu, son bir senedir herhangi bir düzelmenin olmadığı tespit edilmelidir. Alt ekstremitenin sürekli bozukluklarının değerlendirilmesinde anatomik, tanısal ve fonksiyonel yöntemler kullanılır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Yine aynı yönetmeliğin 2 numaralı ek cetveli olan özür oranları cetvelinin "Kas İskelet Sistemi" başlığında Yaralanma Modeli Veya Tanı İlişkili Değerlendirme bölümünde "Travma durumlarında ilk tercih edilecek yöntemdir. Eğer bir yaralanma yok ise, bu yöntem yetersiz kalıyor ise veya yaralanma aynı omurga bölgesinde birden fazla segmenti etkiliyor ise eklem hareket genişliği modeli kullanılır. Yaralanma modeli nörolojik kayıp varlığına, kırık, dislokasyon ve hareket segmenti bütünlüğüne dayanır. Birden fazla omurga bölgesi etkilenmiş ise her biri ayrı ayrı değerlendirilir, kişinin özür oranını hesaplamak için Balthazard Hesaplama Tablosundan yararlanılır. Yaralanma bulgularına kortikospinal yol bulguları da eşlik ediyor ise spinal kord lezyonları ile ilgili tablolar kullanılır (Bölüm 4). Bu değerlendirme için özür kalıcı ve stabil olmalı, son 12 ayda değişiklik olmamalıdır." düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda; kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak...Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 16.06.2021 tarihli raporda, davacının kaza nedeniyle oluşan maluliyeti %24 olarak belirlenmiştir. Anılan bu raporun tanziminde Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ile ekindeki cetveller kullanılarak belirleme yapılması yerinde olmakla birlikte, davacının kazadaki vertebra bölgesi yaralanması ve sağ tibia şaft kırığı nedeniyle oluşan özür durumu için yönetmelikteki omurga için 12 aylık bekleme süresi ve at eksremite için son bir senede düzelmenin olmaması gerektiği gözetilmemiş ve bu hususta bir değerlendirme de yapılmamıştır. Açıklanan hukuki ve maddi olgular karşısında; davacının yeniden muayenesi de yapılarak kaza nedeniyle maluliyeti oluşup oluşmadığı ve varsa maluliyet oranının, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri ile ekindeki cetvellere göre belirlenmesi için, en yakın üniversite hastanesinin adli tıp anabilim dalı başkanlığından rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. 3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 52 nci maddesi uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış (müterafik kusur hâli söz konusu) ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından bu yönde bir savunma olmasa da resen dikkate alınması gerekir. Somut olayda; sigortalı aracın sürücüsünün alkollü olduğu, sürücünün arkadaşlarını eve bırakmak zorunda kaldığını ve dönüş yolunda kazanın meydana geldiğini beyan ettiği, sürücünün olayda 1,17 promil alkollü olduğu sabittir. Bu durumda davacının, araç sürücüsünün alkollü olduğunu bildiği hâlde bu araca kendi isteğiyle bindiği, kazanın oluşumunda alkollü sürücünün %75 oranında kusurlu bulunduğu, yaralanması ile neticelenen kazanın meydana gelmesine, dolayısıyla muhtemel zararı doğuran fiile razı olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla TBK’nın 52 nci maddesi gereğince Dairenin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. 4. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 87 nci maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 51 inci maddesi uyarınca hatır için karşılıksız yolcu taşıma veya aracı kullandırmada genel hükümlere göre tazminattan uygun bir indirim yapılması, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiştir. Hatır için yolcu taşıma veya aracı kullandırmadan söz edebilmek için, ölen veya yaralananın bir menfaat karşılığı olmaksızın taşınması veya aracın kullanılması, diğer bir deyişle taşıma veya kullanmada ölen veya yaralananın menfaatinin bulunması gerekir. Bu nedenle taşıma veya kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir menfaatinin bulunması hâlinde hatır taşımasından söz edilemez. Bu bakımdan hatır ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma veya kullanmanın kimin menfaatine olduğunun belirlenmesi önemlidir. Taşıma veya kullandırma, ekonomik yarar için olabileceği gibi ortak toplumsal değerler nedeniyle de olabilir. Ancak yakın akrabaların ve eşin taşınmasında bir menfaatten söz edilemeyeceği için hatır için taşımadan da bahsedilemez. Hâkim, gerekçesini kararında tartışmak ve nedenlerini göstermek koşuluyla tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda da değildir. Somut olayda; davalı vekilince başvuruya cevap ve itiraz dilekçelerinde hatır için taşıma def’inde bulunulmuştur. Kaza nedeniyle yürütülen soruşturma aşamasında davacı, arkadaşlarının kendisini eve bırakmak için getirdikleri esnada kazanın meydana geldiğini beyan etmiştir. Davacının, davalı şirkete sigortalı araçta yolcu olarak bulunduğu ve sürücü ile arkadaş oldukları sabit olup davacının taşıma için arkadaşına ücret ödemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu kabul edilmelidir. Bu durumun aksi ispat edilemediğinden davalı ... şirketinin süresinde yapılan hatır için taşıma savunmasına itibar edilerek TBK’nın 51 inci maddesi gereğince Dairenin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. 5. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/17 nci, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi (AAÜT)’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2), (3), (4) ve (5) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının davalıya iadesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 06.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.